Gebelik Ve Ruh Sağlığı Sorunları
Gebelik Ve Ruh Sağlığı Sorunları

Gebelik ve doğum kadınların yaşam döngüsünün parçasıdır. Eğer gebeler bu...

Ruhsal Travma Nedir?
Ruhsal Travma Nedir?

Kişiyi aşırı korkutan, dehşet içinde bırakan, çaresizlik yaratan, çoğu kez...

Okul Çağı Çocuklarında Ruh Sağlığı Gelişimi
Okul Çağı Çocuklarında Ruh Sağlığı Gelişimi

Okul Çağı Çocuğu Kimdir? Okul çağı çocuğu denildiği zaman 6-12...

0-6 Yaş Çocuğun Psikososyal Gelişimini Destekleme Programı
0-6 Yaş Çocuğun Psikososyal Gelişimini Destekleme Programı

Sevgili Anne-Baba ve Anne- Baba Adayları Aile Sağlığı Merkezlerinde uygulanan...

Çocuk İstismarı ve İhmali
Çocuk İstismarı ve İhmali

Bedensel ruhsal ve cinsel gelişimin henüz tamamlanmadığı 0-18 yaş arasındaki...

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB ); okul öncesi dönem ve...

İki Uçlu Duygudurum Bozukluğu (Bipolar Affektif Bozukluk)
İki Uçlu Duygudurum Bozukluğu (Bipolar Affektif Bozukluk)

Dünyada her 50 kişiden birini etkileyen bu bozukluk, sıklıkla duygudurumunda...

Özgül Öğrenme Güçlüğü
Özgül Öğrenme Güçlüğü

Özgül Öğrenme Güçlüğü(ÖÖG); zekası normal / normalin üstünde bir çocuğun...

Otizm Spektrum Bozukluğu
Otizm Spektrum Bozukluğu

Sosyal iletişim ve etkileşimdeki kalıcı yetersizlikler, sınırlı/yinelenen davranış örüntüleri, aynılıkta...

Panik Bozukluk
Panik Bozukluk

Kendiliğinden ve beklenmedik şekilde gelen korku ataklarıyla karakterizedir. Kişiler kalp...

Şizofreni
Şizofreni

Şizofreni; kişinin gerçekle gerçek dışı arasındaki farkı ayırt etmesini zorlaştıran,...

Takıntı Hastalığı – Obsesif Kompülsif Bozukluk
Takıntı Hastalığı – Obsesif Kompülsif Bozukluk

Obsesif Kompulsif Bozukluk; obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve...

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar
Yaygın Gelişimsel Bozukluklar

Yaygın gelişimsel bozukluklar (YGB); erken çocuklukta sosyal beceri, dil gelişimi...

Ülkemizde ve Dünyada Toplum Temelli Ruh Sağlığı Hizmetleri
Ülkemizde ve Dünyada Toplum Temelli Ruh Sağlığı Hizmetleri

Dünya genelinde kurumsallaşmadan vazgeçilmesi süreçlerinin etkilerine ilişkin aralıksız olarak yıllarca...

Yaygın Anksiyete Bozukluğu
Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın anksiyete bozukluğu, gerçek sorunlarla orantısız bir biçimde aşırı endişe...

Yaşlılık Döneminde Depresyon
Yaşlılık Döneminde Depresyon

Depresyon: Uzun süreli ve sürekli, moral bozukluğu, ümitsizlik, çaresizlik, değersizlik,...

Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri (TRSM) Tanıyalım
Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri (TRSM) Tanıyalım

TRSM’ler, kendisine bağlanmış coğrafi bölgedeki ağır ruhsal rahatsızlığı olan hastaların...

hsgm bebek tutma12Bebeği göbek bağı düşene dek silerek temizleyebilirsiniz. Göbek bağı ilk iki hafta içinde düşecektir. Göbek bağı düştükten 1 gün sonra da banyo yapabilir.

Banyo suyu 35-37˚C, oda ısısı 22-26 ˚C olmalıdır. Banyo suyunun uygun ısıda olduğunu dirseğinizi ya da bileğinizin iç kısmını suya sokarak anlayabilirsiniz.

Bebekler yıkanmayı severler. Sıcak mevsimlerde günaşırı yıkayabilirsiniz.

Bebeği yıkarken alerjik olmayan ürünler kullanın.

Küvet banyosu

  • Ellerinizi yıkayın
  • Gerekli malzemeleri hazırlayın
  • Banyo küvetinin veya plastik leğenin altına havlu veya köpük yastık yerleştirin
  • Banyo suyunu hazırlayın (35-37°C)
  • Küvete yaklaşık 7-8 cm ılık su koyun
  • Bebeği soyup, kirlileri kirli sepetine atın
  • Bebeği küvete yerleştirin
  • Bebek yerleştirilirken bir kol başının altından geçirin, koltuk altından sıkıca kavrayın, diğer elle iki bacağının altından tutun
  • Bebeğin vücudunun alt kısmı, sonra tüm vücudunu suya sokun
  • Önce yüzü yıkayın
  • Bebeği omuzlarının altından tutularak kaldırın, başını geriye düşürerek boyun kıvrımlarını yıkayın
  • Ilık ve temiz suyla ıslatılan pamuklu bez veya süngeri sabunlayın
  • Öncelikle sizden uzak taraftan başlayarak vücudunu yukarıdan aşağıya doğru yıkayın
  • En son bebeğin bez bölgesini önden arkaya doğru yıkayın
  • İyice durulayın
  • Bebeği dikkatlice küvetten çıkarıp havluya sarın
  • Banyo sonrası saçları ve tüm vücudu, koltuk altları, kasıklar, boyun ve kulak arkası gibi kıvrım yerlerine dikkat ederek, cildi zedelemeden iyice kurulayın
  • Bebeği giydirin

Tırnak bakımına özen gösterin, uzamış tırnaklarla kendisine zarar verebilir.

Kritik Doğumsal Kalp Hastalığı Nedir?

Doğumsal kalp hastalıkları, kalp veya kan damarlarının anne karnında normal gelişmemesi sonucu oluşan hastalıklardır. Kritik doğumsal kalp hastalıkları ise yaşamın erken dönemlerinde tedavi gerektiren ciddi doğumsal kalp hastalıklarıdır. Kritik doğumsal kalp hastalıklı bebeklerin bir kısmında belirtiler doğumdan hemen sonra ortaya çıkmadığı için tanı konması gecikebilmektedir. Bu durum bebekte daha ağır hastalık ve ölüm riskinin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Nabız oksimetre testi nedir?

  • Bebeklerin doğum sonraki muayene ve bakımlarına ilave olarak uygulanan,
  • Doğum servisinden taburcu olmadan kritik doğumsal kalp hastalıklarına erken tanı konmasına yardımcı olan,
  • Ağrısız,
  • Güvenilir,
  • Kolay uygulanabilir,
  • Kısa sürede yapılabilen,
  • Maliyeti düşük bir testtir.

Nabız oksimetre taraması neden yapılmalı?

  • Kritik doğumsal kalp hastalıklarına erken tanı koymak ve bu sayede hastalığın kötü sonuçlarının önüne geçmek,
  • Hasta bebeklerin girişim ve gerekli tedavilerine uygun merkezlerde erkenden başlanması sağlanarak hayatta kalma şanslarını arttırmak,
  • Yaşam kalitesini yükseltmektir.

Kime yapılmalı?

Sağlık kuruluşlarında, doğum servisinden taburcu olmadan önce anne yanındaki tüm bebeklere yapılması önerilir. Prematürelerde, gözlem odasında veya yoğun bakım ünitesinde izlenen hasta bebeklerde ise stabil olunca yapılması uygundur.

Kim tarafından yapılmalı?

Bu konuda eğitim almış, bebeğin bakımından sorumlu veya bu iş için görevlendirilmiş bir doktor, hemşire, ebe ya da sağlık memuru tarafından yapılabilir.

Ne zaman yapılmalı?

  • Bebek doğum sonrası 24–48.saat arasında iken (en ideali)

ya da

  • Taburculuk öncesinde, erken taburcu edilecekse 24. saate en yakın zamanda yapılmalıdır.

Nerede yapılmalı?

  • Sessiz bir ortamda,
  • Yatak başında veya anne-yanı izlem servisinde yapılabilir.

Nabız oksimetre taraması nasıl yapılmaktadır?

Bebeğin sağ eline ve ayağına nabız oksimetre sensörü bağlanır ve kan oksijen düzeyi cihaz ile ölçülür. Normal bebeklerde kan oksijen düzeyi %95-100 arasında olmalıdır. Kan oksijen düzeyi düşük çıkan bebeklerin doğumsal kalp hastalığı açısından ileri incelemeye alınmaları gerekir.

Saturasyon (kan oksijen düzeyi) düşük olarak saptandığında ne yapılması gerekir?

Bebeklerin olası hastalıklar açısından araştırılması gerekir. İlk adım bebeğin uzman tarafından muayene edilmesidir. Neden bulunamazsa kalp ultrasonu (EKO) ile bebeğin kalbinin değerlendirilmesi gerekir. Bu işlemlere yönelik planlama sağlık ekibi tarafından yapılacaktır.

Nabız oksimetre testinin normal olması bebeğinizde doğumsal kalp hastalığı olmadığını kesin olarak gösterir mi?

Nabız oksimetre testi birçok önemli kalp hastalığını erken dönemde tanınmasına yardımcı olur. Tüm doğumsal kalp hastalıklarına tanı koyacak bir tarama testi yoktur. Bu nedenle bebeklerin izlemleri düzenli olarak yaptırılmalıdır. Ayrıca bebekte; solukluk, morarma, nefes darlığı, terleme veya beslenme güçlüğü gibi belirtiler ortaya çıkarsa doktora başvurulmalıdır.

nabiz oksimetre 3

Nabız oksimetre cihazı ve sensörlerin bağlanma yerleri

 

Konuyla ilgili videoyu izlemek için tıklayınız.

hsgm bebek tutma12Bebeğiniz 8 haftalık oluncaya kadar kaslarını ve başını kontrol edemeyeceğinden başına elinizle mutlaka destek verin. Yatağından alırken başının altına koyduğunuz elinizi arkaya doğru kaydırarak, kolunuzun sırta ve boyna destek olmasını sağlayın. Bu sırada diğer elinizle bacaklarına destek olup, bebeği nazikçe kendinize doğru kaldırın. Kucağınızda taşırken başını kolunuzdan ya da omzunuzdan destek alacak şekilde yerleştirin.

Omuza dayalı taşıma: Bebeğinizin gazını çıkarırken veya dik pozisyonda taşımak istediğinizde; başını omzunuza dayayıp bir elinizle başını arkasından desteleyerek, öbür elinizle poposundan tutarak taşıyabilirsiniz.

Kolda taşıma: Bebeğinizin başını bir kolunuzun içine yavaşça yerleştirin. Aynı kolunuzun eliyle de bacaklarını ve poposunu kavrayın. Diğer elinizle ise vücudunu kavrayın. Bu tutuş biçimiyle bebeğiniz sizin sıcaklığınızı daha çok hissedeceğinden güvende olduğunu anlar ve tedirginliği azalır.

Yüzüstü taşıma: Bir kolunuzun iç kısmıyla yüzüstü tuttuğunuz bebeğinizin vücudunu desteklerken elinizle de yanağını ve çenesini kavrayın. Öbür elinizi de bacaklarının arkasından alttan destekleyerek tutabilirsiniz.

K vitamini, vücutta kanın pıhtılaşmasına ve kanamanın durmasına yardımcı olan çok önemli bir vitamindir. 

K vitaminini doğal olarak nereden alıyoruz?

Yetişkinler için vücudun sağladığı K vitamininin çoğu, yediğimiz gıdalardan ve bağırsaklarımızdaki sağlıklı bakterilerden gelir. Ancak bebeklerde bu oran yeterli miktarda değildir. Bebekler düşük seviyelerde K vitamini ile doğarlar ve bağırsaklarında kendi başlarına K vitamini üretmek için yeterli bakteri bulunmaz. Yaklaşık 6 aylıkken katı yiyecekler yemeye başlayana kadar, bebekler doğal olarak yeterli miktarda üretilmiş K vitamini alamazlar. 

Bebekler neden K vitaminine ihtiyaç duyar?

Tüm bebekler düşük K vitamini seviyeleri ile doğarlar. Yetersiz olan bu miktar yeni doğan bebeklerin ilk 6 ay boyunca yenidoğan hemorajik (kanama) hastalığı (YHH) riski altında kalmasına sebep olur.

K vitamini eksikliğine bağlı yenidoğan hemorajik (kanama) hastalığı (YHH) nedir?

Yenidoğan hemorajik (kanama) hastalığı (YHH) bebeklerde görülen bir kanama bozukluğudur. Kanama vücudun içinde veya dışında olabilir. Kanama vücudun içindeyken fark edilmesi zor olabilir. YHH’li bir bebek iç organlarına veya beynine kanayabilir. K vitamini eksikliğinin en önemli sonucu kafa içi kanamadır. Bu durumdaki bebek yaşamını kaybedebileceği gibi beyin hasarı sonucu zekâ geriliği ve felç gibi önemli sorunlarla baş etmek durumunda kalmaktadır. Yenidoğan bebeklere doğumu takiben yapılan K vitamini, bu vitaminin eksikliğine bağlı kanamaları önlemektedir. Çoğu YHH vakası, yaşamın ilk iki haftasında meydana gelir, ancak K vitamini yapılmayan bebekler, altı aya kadar YHH için risk altında olabilir. Düşük K vitamini depoları nedeniyle normal yenidoğanlarda bile bu eksikliğe ve kanamaya bir eğilim vardır. Özellikle prematüre bebeklerde daha uzun ve daha şiddetli seyretmektedir. Doğumdan kısa bir süre sonra tek doz K vitamini ile önlenebilir.

Emzirmek bebeğimin K vitaminini artırır mı?

Anne sütü bebeğiniz için en besleyici besindir, ancak yeterli K vitamini içermez. Anne adayı hamilelik sırasında veya emzirme döneminde daha fazla K vitamini yönünden zengin yiyecekler yerse veya K vitamini takviyesi alsa bile, bebekler yine de yeterli K vitamini almayacaktır. YHH'yi önlemek için tüm dünyada emzirilen veya mama ile beslenen tüm yeni doğanlara K vitamini yapılmasını önerir.

K vitamini bebeğime ağızdan (oral) verilse olmaz mı?

Hayır. K vitamini, 1961'den beri yenidoğan kanaması riskini önlemek için güvenle kullanılmaktadır. K vitamini uygulaması güvenli ve bebeğiniz için gereklidir.

K vitamini uygu ile ilişkili herhangi bir potansiyel risk var mı?

Hayır. K vitamini, 1961'den beri yenidoğan kanaması riskini önlemek için güvenle kullanılmaktadır. K vitamini aşısı güvenli ve bebeğiniz için gereklidir.

K vitamini iğnesi acıtır mı?

Ebeveynler, yeni doğan bebeklerini acı içinde görmekten hoşlanmazlar. K vitamini uygulaması yapıldıktan sonra bebeklerde biraz rahatsızlık hissedilir. K vitamini uygulamasından sonra bebeğinizi rahatlatmak için; emzirebilir, bebeğinizi teninize tutabilir ve sarmayabilirsiniz.

 

hsgm resim 4Tamamlayıcı Beslenme Nedir?

Doğumla başlayan ve iki yaşa kadar devam eden yaşam dönemi, büyümenin çok hızlı oluşuna bağlı olarak; besin ihtiyacının yüksek olduğu, beyin gelişiminin %90’ının tamamlandığı, bağırsakların doğal ortamının (mikrobiyotasının) erişkin halini aldığı çok kritik bir dönemdir. Bu dönemdeki beslenme çok önemlidir.

Bebek doğumdan altıncı ayın sonuna kadar tek başına anne sütü ile beslenmelidir. Tamamlayıcı besinler altıncı ayın sonunda anne sütüne ek olarak başlanmalıdır. Tamamlayıcı besin; yaşamın ikinci 6 ayında, anne sütü ile birlikte bebeğe verilen besinlerdir. Tamamlayıcı beslenme anne sütüne ilave olarak bebeğin yaşına, gereksinmesine uygun diğer besinlerin verilmesidir.

Tamamlayıcı beslenme; verilen besinlerin anne sütünün yerini alması değil, anne sütünün yanı sıra destekleyici olarak verilmesidir.

Tamamlayıcı Beslenmeye Ne Zaman Başlanmalı?

Tamamlayıcı beslenmeye 6. ayda başlanmalıdır. Ek besinlere alışma dönemi 6 ile 8. aylar arasıdır. Farklı tat ve kıvamlar bebekte ısırma ve çiğneme becerisini arttırır. Bu kritik dönem kaçırıldığında bebeklerin taneli besinleri yemeye alışması çok uzun sürer ve zahmetlidir. 6-8 aylık bebeklerin temel besin kaynağı anne sütü olmalıdır. Tamamlayıcı beslenmeye erken ya da geç başlanması bir takım sorunlara neden olur.

Tamamlayıcı Beslenmeye Neden 6. Aydan Önce Başlanmamalı?

  • Erken başlama anne sütünün üretimini azaltır.
  • Enfeksiyon ajanları ile karşılaşma riskini ve enfeksiyonları arttırır.
  • Erken başlandığı için bebek daha iyi büyümez.
  • İlk aylarda dilin dışarı itme refleksi güçlüdür, bu nedenle kaşıkla beslemek güçtür.
  • Pürtüklü/taneli besinleri yutma becerisi gelişmediğinden besinlerin soluk borusuna kaçma riski artar; ek besinler boğulmalara neden olabilir.
  • Bebeğin ileriki yaşamında şişmanlık ve şeker hastalığının daha sık görülmesine neden olur.
  • Nişasta ve proteinler yeterince parçalanamaz. Bu da sindirim sorunları ile birlikte alerji ve bağışıklık sistemi hastalıkları riskini artırabilir.
  • Anne sütünün bileşimi bebekler için idealdir. Böbrekler yeterince olgunlaşmadan bileşimi karmaşık besinler verildiğinde böbrek yükü artar.

hsgm bebekbeslenmesi5Tamamlayıcı Besinlere Neden Geç Başlanmamalı?

  • Bebeğin gereksinimi olan enerji ve besin öğeleri karşılanamaz.
  • Bebeğin büyümesi yavaşlar ya da durur.
  • Bebek gerekli besin öğelerini alamadığından kansızlık, gelişme geriliği, vitamin yetersizliği hastalıkları, zihinsel gelişim geriliği görülebilir.
  • Bebeğin çiğnemeyi öğrenmesi gecikebilir.

Bebeğime ilk vereceğim tamamlayıcı besinler nasıl olmalıdır?

Enerji ve besin öğelerinden zengin, kıvamı uygun, mikroorganizma, zararlı kimyasallar ve zehirler açısından temiz ve güvenli olmalıdır. Yerel olarak bulunan, satın alınması ve hazırlanması kolay, mevsimine uygun olmalıdır. Evde bulunabilen, bebek tarafından sevilebilecek ve kolay yenebilen, fazla sıcak/soğuk/baharatlı olmayan besinler olmalıdır.

Bebeğime İlk Vereceğim Tamamlayıcı Besinler Neler Olmalıdır?

  • Bebeğe ilk olarak verilecek besin evde günlük mayalanmış yoğurt olabilir. 
  • Sindirimi kolay mevsimine uygun meyve (elma, şeftali, muz, armut gibi) cam rende kullanılarak suyu ve ardından püresi şeklinde verilebilir.
  • Mevsimine uygun sebze püreleri (sadece suyu değil posası ile birlikte) verilebilir.
  • Yumurta sarısı; sekizde biri oranında başlanır. Alerji durumuna bakılarak, alerji oluşmuyorsa arttırılarak verilebilir.
  • Muhallebi hazırlarken şeker yerine pekmez veya küçük meyve parçaları kullanılabilir.
  • Pastörize, tuzu alınmış peynir ve kefir verilebilir.
  • Hazırlanan besinlere et eklemek önemlidir (yağsız kıyma ya da et püresi). Et suyu ve kemik suyu tuz içeriğinin fazla olması nedeni ile önerilmez.
  • Geleneksel olarak ülkemizde önerilen başlangıç sebze püresi, her mevsim bulunan patates ve havuçtan yapılır. Mevsim yaz ise yeşil kabak, kış ise balkabağı ilave edilebilir, pirinç ya da irmik ile zenginleştirilir. Ülkemizde pirinç kadar yaygın tüketilen bulgur da besin değerini artıran bir tahıldır ve sebze pürelerine eklenebilir.

hsgm bebek bslenmesi6Tamamlayıcı Besinlere Başlarken Nelere Dikkat Etmeliyim?

  • Tamamlayıcı besinlere geçiş tek çeşit besin ile başlamalı ve yeni bir besine geçiş en az 3 gün arayla olmalıdır.
  • Her başlanan besin ilk gün bir çay kaşığı, ikinci gün tatlı kaşığı, üçüncü gün yemek kaşığı miktarında önerilmelidir.
  • Dördüncü gün yeni besin, eski başlananın yanında verilebilir.
  • Bebeğin mide kapasitesi 6. ayda bir çay bardağı kadardır (100-125 ml). Bir seferde verilecek miktar hazırlanırken mide kapasitesi dikkate alınmalıdır.

Bebeğimin ayına göre verilebilecek besinlerin kıvamı, içeriği ve miktarı nedir?

Besinlerin kıvamı; 

  • 6. ayda püre, 
  • 7.-8. ayda ezilmiş, kıyılmış, rendelenmiş, 
  • 9.-11.ayda ise doğranmış, küp şeklinde ya da parmak besinleri, 
  • 12. ayda aile sofrasındaki besinlerin ezilmiş-parçalanmış hali şeklinde olmalıdır.

Bebeklerin küçük mide kapasiteleri nedeniyle yüksek enerjili, yeterli protein ve besin ögesi içeren besinlerin seçilmesi önerilmektedir.

Mide kapasitesi doğumda yaklaşık 5 ml (1 tatlı kaşığı), 6. ayda 125 ml (bir çay bardağı), bir yaşta 200 ml (bir su bardağı)’dir.

Bebeğime Verilmesi Uygun Olmayan Besinler Nelerdir?

  • Sert, yuvarlak, zarla çevrili besinler (fındık, üzüm, yuvarlak şeker, çiğ havuç) boğulmalara neden olabileceğinden 3 yaşın bitimine kadar ezilerek verilmelidir.
  • Bal, bakla, inek sütü ve yumurta beyazı bebeklere 1 yaşa kadar verilmemelidir.
  • Bebek ve küçük çocuklara vejetaryen diyet verilmemelidir.
  • Bebeğin besin gereksinimlerini karşılamadığı için bitkisel bazlı sütlerden kaçınmak gerekir (pirinç, badem, hindistan cevizi sütü gibi).
  • Yüksek protein içeriği nedeniyle alerji ve demir eksikliği riskini artırdığı için 12 aydan önce inek sütü de zorunlu kalmadıkça başlanmaz. 
  • Çiğ süt ve çiğ sütten yapılan peynir çocuklara verilmemelidir 
  • Tamamlayıcı besinler şeker ve tuz eklenmeden hazırlanmalıdır. Şeker ya da tuz eklenmesi bebekler tarafından besinlerin kabulünü artırmaz. Bebeklik dönemi süresince tuz ve şekerden kaçınmak daha sonraki yıllarda bu tatların eşiğinin daha düşük olmasında etkilidir.
  • Şekerli içeceklerden (çay, kahve, meyve aromalı içecekler) bebeklik dönemi boyunca uzak durulmalıdır. Bebeklik döneminde tüketilen şekerli içecekler daha sonraki yıllarda da şişmanlık riskini artırmaktadır. Ayrıca bu içecekler diş çürüğü riskini de artırır.
  • Daha önceden tuz ve baharat konulmuş yiyecekler veya konserve sebzeler bebek ve küçük çocuklara uygun değildir.
  • Sindirilmesi zor gıdalar (salam, sosis, yağlı, kızarmış ve baharatlı gıdalar) bebeklere verilmez.

Bebeğim Ne Zaman Aile Yemeklerinden Yiyebilir?

Bebeğiniz 1 yaşını doldurduktan sonra aile sofrasına oturabilir.

Bu dönemde önerilen besinler, dengeli olarak her besin grubundan içeren, sağlıklı aile yemekleridir. İçecek olarak çocuğa kaynatılmış su, ayran, taze sıkılmış meyve suyu, 1 yaş sonrası da inek sütü verilebilir.

Beslenme zamanı aynı zamanda sevgi ve öğrenme zamanıdır. Bebek kendi kendini beslerken ona destek olup teşvik etmek öğünün keyifli geçmesini de sağlar.

Tamamlayıcı Beslenme Döneminde Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Tamamlayıcı beslenme dönemi çocuğun hem beslenmesinin sağlandığı hem de beslenme alışkanlıklarını kazanacağı bir süredir. Bu iki durumun birlikte kazandırılmaması ileride çocukta yeme sorunlarına yol açar. Bu nedenle aşağıdaki prensipler dikkate alınmalıdır;

  • Öğün zamanı, çocuğun aç olduğu ve uykulu olmadığı, sadece çocukla ilgilenilecek özel bir zaman olmalı,hsgm bebekbeslenmesi8
  • Çocuğun mide kapasitesi düşünülerek porsiyonlar hazırlanmalı,
  • Çocuk dik durumda oturtulmalı, yediren kişi çocuğun göz hizasında, tam karşısına oturmalı, sakin ve cesaretlendirici şekilde konuşmalı,
  • Çocuğun eliyle kendini beslemesine izin verilmeli, hazır olduğunda eline de bir kaşık verilmeli,
  • Çocuğun görebileceği şekilde kaşık tutulmalı (kaşık gizli, arkadan gelmemeli),
  • Beslenme ortamında bebeğin dikkatini çekecek televizyon, tablet, bilgisayar gibi uyaranlar olmamalı,
  • Bebeğin, ne kadar ve ne hızla yiyeceğine, beslenmeyi ne zaman sonlandıracağına karar vermesine izin verilmeli,
  • Yemeğini yemesi için desteklemeli ama zorlamamalı,
  • Yemek tercihine ve yeni yemeklere karşı tepkisine saygı gösterilmelidir.

Tamamlayıcı Beslenme Sırasında Emzirmenin Devam Ettirilmesi Neden Önemlidir?

6-8 aylık bebeklerin temel besin kaynağı anne sütüdür. 9-11 aylık bebeğin enerji gereksiniminin yarısı anne sütünden sağlanır. 12-24 aylar arasında ise anne sütü enerji gereksiniminin %35-40’ını sağlar. Ayrıca anne sütü;

  • Yağ içeriği yüksektir, enerji ve elzem yağ asidi kaynağıdır.
  • Enfeksiyonlardan korucu maddeler içerir.
  • Hastalık sırasında bebeğin iştahı azalır. Hastalık döneminde bebekler diğer besinleri reddederken, emmeye devam ederler. Bu nedenle emzirmenin halen sürdürülüyor olması, çocuğun hastalık süresince ihtiyacı olan bazı besinleri almasını ve sıvı kaybının önlenmesini sağlar. 
  • Uzun süreli emzirmenin çocuğun kemik gelişimine ve boy uzunluğuna olumlu etkisi vardır.

Tamamlayıcı Besinler Nasıl Güvenli Hazırlanır ve Saklanır?

Temizlik: yemek hazırlanmadan ve yedirilmeden önce mutlaka eller yıkanmalıdır. Kullanılan mutfak malzemeleri, tabak ve bardaklar temiz olmalıdır.

Çiğ ve pişmiş olanın ayrılması:  çiğ ve pişmiş besinler hazırlanırken farklı kap ve araçlar kullanılmalıdır. Meyve ve sebzeler çiğ yenecekse bol suyla yıkanmalı, mümkünse soyularak tüketilmelidir.

İyi pişirme: yiyeceklerin güvenle tüketilmesi için pişirme sıcaklığının en az 70˚C’ye ulaşması gerekir. Özellikle et, tavuk, balık, yumurta gibi yiyecekler iyi pişirilmelidir.

Gıdaların uygun sıcaklıklarda saklanması: besinler az miktarlarda hazırlanmalı, taze tüketilmelidir. Bu mümkün değilse bir sonraki öğüne kadar 10°C’nin altında saklanmalıdır. Buzdolabında ise 3 günden fazla bekletilmemelidir.

Güvenli su: temiz su için suların kaynatılması önerilir.hsgm bebekbeslenmesi12

Bebekler İçin Yaşına Uygun Beslenme Önerileri Nelerdir?

6-8 ay arası dönem:

  • Evde günlük olarak mayalanmış yoğurt verilebilir
  • Taze mevsim meyvelerinin püreleri ya da suları verilebilir
  • Muhallebi ya da sütlaç (muhallebi hazırlarken şeker yerine pekmez veya küçük meyve parçaları kullanılmalıdır) verilebilir
  • Sebze çorbaları: patates, pirinç, havuç, yazın yeşil kabak, kışın balkabağı az pişirilip çatal ile ezildikten ve pürtüklü püre haline getirildikten sonra içine eklenen zeytinyağı ya da bir sıvı yağ ile tuzsuz olarak verilebilir. İçine kıyma ya da et püresi eklenir
  • Kıyma, pirinç, bulgur, patates, havuç ile sulu köfte yapılıp, köfteler suyu ile karıştırılıp ezilip püre halinde verilebilir
  • Sebze köftesi (kabak, havuç, patates, soğan, kıyma ya da tavuk ciğeri sıvı yağda pişer, içine bulgur ve nohut, yumurta ve un eklenip köfte haline getirilip yağsız, tavada pişirilir) verilebilir
  • Yayla çorbası (yumurta, yoğurt ve pirinç ile yapılıp püre kıvamında) verilebilir
  • Tarhana çorbası kıyma ile birlikte ve koyu kıvamda hazırlanabilir
  • Kabak dolması, etli sebze püreleri verilebilir
  • Mercimek, pirinç, bulgur, havuç, patates, domates, kuru soğan, sıvı yağ ile hazırlanan çorbalar ve ekmek verilebilir
  • Pastörize peynir (yumuşak kıvamda, tuzsuz tüm peynirler olabilir), yumurta sarısı, pekmez, ekmek ile verilebilir
  • Bebek susadı ise, öğün öncesi ya da öğün sırasında ayran, su, taze meyve suyu verilebilir
  • Yemekler su ile yedirilmez, boş yere midesini su ile dolacağından yeterli enerji alamaz.

hsgm bebekbeslenmesi119.-12. Ay arası dönem:

  • Emzirmeye devam ederken aile sofrasına oturabilir (az tuzlu, az salçalı ve baharatsız ev yemekleri)
  • Daha önce aldıklarına ek olarak tam yumurta, tavuk, balık, makarna, pilav, baklagiller eklenir.
  • Parmak besinleri denilen, haşlanmış sebze ve et parçaları, köfte, peynir, ekmek gibi besinler verilir.
  • Kabak, peynir, havuç rendesi içine yumurta eklenip mücver yapılabilir.

12 ay-2 yaş arası dönem:

  • Peynir, yoğurt
  • Sıvı yağ ile hazırlanmış kıymalı (ya da tavuklu) sebze yemeği (patates, kabak, ıspanak gibi)
  • Sıvı yağ ile hazırlanan kurubaklagil yemeği (kuru fasulye, nohut gibi) 
  • Pirinç pilavı, bulgur pilavı, ekmek, makarna
  • Kıyma ya da yumurta sarısı, sebze eklenmiş, pirinç ya da bulgur ile hazırlanmış yemekler (kabak dolma, biber dolma, sulu köfte vb.)
  • Yoğurtlu çorbalar (tarhana, yayla) 
  • Izgara köfte
  • Yumurta, domates, biber, peynir, sıvı yağ ile hazırlanan menemenhsgm bebekbeslenmesi9
  • Yumurta, peynir (ya da domates, biber, patates, havuç gibi) ile hazırlanan omlet 
  • Mevsimine göre taze sebze, meyve
  • İçecek olarak çocuğa kaynatılmış su, ayran, taze sıkılmış meyve suyu, inek sütü verilir.

İki yaş sonrası dönem:

  • Günde üç kez ailenin yediği besinlerden yer.
  • Her verilen yemeğe; kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, peynir gibi besinlerden birisinin sıvı yağ ile birlikte katılması besinleri zenginleştirir.
  • Günde iki kez ara öğün verilir.
  • Ara öğün olarak; taze sebze ve meyve (havuç, domates, yeşil biber, salatalık, elma, şeftali) ya da peynir, ekmek ve ayran, taze sıkılmış meyve suyu, inek sütü gibi içecekler verilir.
  • Çocuğa verilen tatlı besinler (şeker, bisküvi, çikolata gibi) kısıtlanır, kola ve benzeri asitli içecekler verilmez.

hsgm yogurt yapimi1Örnek Tarifler:

Ev yoğurdu: kaynatılmış süt (el dayanır-dayanmaz sıcaklık)+yoğurt (100 ml süte yaklaşık 1 çay kaşığı yoğurt) kalın bir örtü ile sarılır ve 3-4 saat ılık bir yerde mayalandırılır. Her gün taze yoğurt verilmelidir.

Meyve püresi: meyve yıkanıp kabukları soyulur. Rendelenir. Cam rende kullanılmalıdır.

Sebze çorbası:1 küçük boy patates, 1/ 2 havuç, 1 küçük kabak, 2-3 yaprak ıspanak (8. aydan sonra). Pişirilen sebzeler süzgeçten geçirilir ve en son 1 yemek kaşığı zeytinyağı eklenir. İçine kıyma/tavuk/bulgur/pirinç/nohut konabilir.

Ağlamanın belli bir şekli yoktur. Günün belli saatlerinde, özellikle akşamları ağlar. Karnı ağrıyormuş gibi ayaklarını karnına çekerler. Emmek istiyormuş gibi görünebilir ama bebeği rahatlatmak zordur. Aşırı bağırsak hareketleri ve gaz olabilir. Bu tür ağlamalar bebek doğduktan sonra üçüncü haftada başlar ve 3.aydan sonra azalır.

kolikagriİnfantil Kolik-Bebekte Kolik Ağrı Nedir?

Süt çocukluğu döneminin en sık rastlanan rahatsızlığıdır. Gelişimi normal olan, sağlıklı 0-3 aylık bebeklerde görülen, en az üç hafta, haftada üç günden, günde üç saatten fazla süren, başka bir nedenle açıklanamayan biçimde huzursuzluk ve ağlamaların olduğu tablodur. Tüm bebeklerin yaklaşık %10-40'ında görülür, ağlama nöbetleri özellikle öğleden sonra ve akşam saatlerinde olur. Bebeklerin %47'sinde belirtiler üç ay içerisinde kaybolurken, %41'inde altıncı aya kadar, geriye kalanlarda ise 12. Aya kadar sürmektedir.

Koliğin Belirtileri Nelerdir?

  • Gaz çıkarma
  • Huzursuzluk
  • Sıkılı yumruklar
  • Yüzü buruşturma
  • Şiddetli ağlama
  • Kırmızı yüz
  • Tiz ses
  • Ayakları karına çekme

Bebekte Kolik Ağrı Nasıl Azaltılabilir?

Tek başına anne sütü ile beslenen bebeklerde anne sütü başlıca koruyucu faktör olup diyet değişikliği yapmaya gerek yoktur. Bebeğin beslenme sırasında hava yutmasını ve gaz şikayetlerini önlemek için emzirilen bebeklerin meme başının büyük kısmını kavrayacak şekilde emmesi gerekir. Her beslenmeden sonra bebeğin gazını çıkarmaya özen gösterilmelidir.

Emziren anne beslenmesine özen göstermeli, lahana, karnabahar, brokoli, soğan, baharatlı yiyecekler, kuru fasulye, nohut, barbunya ve benzeri bebekte gaz yapabilecek gıdalardan uzak durmalı ve gazlı içecekler, sigara, alkol tüketmemelidir.

Bebeklere saç kurutucu, elektrik süpürgesi gibi değişik frekanslı seslerin dinletilmesi kolik sancının azaltılmasında etkili olabilmektedir. Bu sesler anne karnındaki seslere benzerlik gösterir ve bebeklerin sakinleşmesine yardımcı olabilir.

Masaj uygulaması bebeği rahatlatabilir. Bebek ağladığında erken yanıt verme, aşırı uyarıdan kaçınma, göz teması kurma ve gerektiğinde kucağa alma gibi davranış değişiklikleri de olumlu yanıt verebilir.

Kolik ağrılarını azaltmak için doktorunuzun önermediği bitki çayları ya da ilaçları kullanmayın. Bunlar bebeğinize zarar verebilir.

hsgm sutsagmaSüt Nasıl Sağılır?

Elle boşaltma, süt sağmak için en iyi yoldur. Anne sütünün elle sağılması; en ekonomik ve en kullanılabilir yöntemdir. Alet gerektirmez. Anne sütünü her yerde, her zaman boşaltabilir. Sütün sağılacağı kap geniş ağızlı bir fincan veya bardak olabilir. Kap, önce su ve sabun ile yıkanır. Daha sonra kaynatılır ya da kaba kaynar su konur ve birkaç dakika bekletildikten sonra boşaltılır. Sağma işlemi sırasında parmak hareketleri yuvarlama şeklinde olmalı, parmaklar ile meme derisi ovuşturulmamalıdır. El meme etrafında döndürülmelidir. Masaj koltuk altı da dâhil olmak üzere tüm memeye uygulanmalıdır. Memeleri elle sağarak boşaltma süresi yaklaşık 20-30 dakikadır. Sıcak ve ıslak havlu, sıcak duş alma, öne doğru eğilerek memeleri hafifçe sallama süt akımını kolaylaştırır. Öne doğru eğilmek memenin alt bölgelerinin de boşalmasını sağlar.

Süt sağma pompa ile de yapılabilir. Bunun için ucu lastik puarlı huni biçiminde veya şırınga şeklinde elle çekilen pompalar ya da elektrikli pompalar vardır. Pompalar özenle temizlenmezse, bunlarda mikroplar kolaylıkla ürer ve bebek için tehlike yaratabilir.

Sağılmış Süt Nasıl Saklanır?hsgm sutsagma4

Sütün saklanması özellikle çalışan anneler için yararlıdır. Annenin evde olmadığı saatlerde bu süt verilir. Anne iş yerinde de sütünü sağarak evine getirebilir, böylece evden uzakta olduğu sırada sütün memeden boşa akması önlenmiş olur. Temizliğe dikkat edilerek sağılan anne sütü; oda sıcaklığında 3 saat, buzdolabı rafında (+4 derecede) 3 gün ve derin dondurucuda (-18 derecenin altında) 3 aya kadar saklanabilir. Ayrıca uygun kaplarda veya poşetlerde saklanmalıdır. Bunun için özel üretilmiş süt saklama kapları tercih edilmeli, kapların üzerine mutlaka tarih ve sağılan saat yazılmalıdır.

hsgm sutsagma3Sağılmış Süt Bebeğe Nasıl Verilir?

Derin dondurucudan çıkarılan dondurulmuş anne sütü öncelikle direkt oda ısısında değil, buzdolabının içinde çözdürülmelidir. İçinde anne sütü olan kap, sıcak su dolu başka bir kabın içine konarak çözünmüş sütün ılınması sağlanıp, bebeğe verilmelidir.

Sağılan anne sütünün biberon yerine kaşık veya geniş ağızlı bir bardak ya da fincanla verilmesi daha uygundur. Biberon verilmesi bebeğin anne memesini reddetmesine ve bocalamasına neden olur. Biberon emziğine alışan bir bebek, memeyi iyi kavrama alışkanlığını da kaybedebilir ve meme yerine meme ucunu emmeye çalışır. Bu da meme çatlaklarına ve en önemlisi bebeğin yeterince anne sütü alamamasına yol açmaktadır. Küçük bebekler bile dillerini kullanarak, adeta kedi gibi yalanarak küçük bir bardaktan süt içebilirler.

Prematüre Doğumların Önlenmesi Mümkün Müdür?

hsgm premature2Bazı risk faktörlerini ortadan kaldırma şansı olmamakla birlikte alınabilecek bazı önlemler vardır. Bunlar aynı zamanda sağlıklı bir gebelik sürdürmek için de gereklidir:

  1. Gebelik planladığınızda ve gebeliğiniz boyunca aile hekiminiz ya da bir kadın doğum uzmanına kontrollerinizi düzenli olarak yaptırın.
  2. Hekiminize sağlık geçmişinizle ilgili bilgileri doğru ve eksiksiz verin.
  3. Gebelik planladığınızda ya da gebeliğinizi fark ettikten sonra en kısa sürede sigarayı bırakın. Aile hekiminiz ve Sigara Bırakma Poliklinikleri, size bu konuda destek olacaklardır.
  4. Alkol almayın, uyuşturucu ve bağımlılık yapıcı diğer maddeleri kullanmayın.
  5. Sizin için reçete edilmemiş herhangi bir ilacı kullanmayın.
  6. Sizin ve bebeğinizin sağlığını korumak için, aldığınız tüm ilaçlar hakkında hekiminizle görüşün.
  7. Gebeliğiniz boyunca uygun miktarda kilo alın. Sizin için doğru olan kilo alım miktarını gebeliğinizi takip eden hekiminiz size söyleyecektir
  8. Yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin.
  9. İyi bir doğum öncesi bakım her anne adayı için çok önemlidir. Ancak; 17 yaş altında, 35 yaş üstünde ve çoğul gebelik yaşıyorsanız daha da önemlidir.
  10. Ağır işlerden ve ağır kaldırmaktan kaçının. Uzun süre ayakta kalmayın.
  11. Mümkün olduğunca hayatınızda stresi azaltın. Fiziksel olarak hareketli olmak, yeterli ve dengeli beslenmek, nefes teknikleri gibi rahatlama yolları, stresle mücadelenizde etkili olacaktır.
  12. Gebe Bilgilendirme Sınıflarına katılın.
  13. Mümkün olduğunca enfeksiyonlardan kaçının, bunun için kişisel hijyeninize ve tükettiğiniz gıdaların hijyenine dikkat edin, kalabalık ortamlar ve hasta kişilerden sakının.
  14. Geçmişinizde prematüre doğum varsa ve tekrar gebelik planlıyorsanız, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurun.
  15. Rahim ağzı yetmezliğiniz varsa kadın doğum uzmanınızın yönlendirmesi doğrultusunda tedavinizi yaptırın.
  16. Anne adayındaki bazı kronik hastalıklar düzgün şekilde tedavi edilmezlerse prematüre doğuma sebep olabilir. Bu hastalıklar için hamileliğiniz öncesi ve sırasında düzenli kontrollerinizi yaptırın ve tedavilerinize uyun.
  17. Hangi risk faktörlerine sahip olduğunuzu bilin.
  18. Herhangi bir nedenle doğumunuzun beklenen zamandan önce gerçekleşmesi için bir talepte bulunmayın. Bebeğiniz ve sizin için en sağlıklısı zamanında ve normal doğum yapmaktır.

Prematüre Doğum Riskini Azaltmak İçin Yapılabilecek Tıbbi Tedaviler

Prematüre doğumu engellemek için hekiminiz bazı tıbbi tedaviler uygulayabilir. Bu konuda kadın doğum uzmanınız sizi bilgilendirecektir.

  • hsgm emzirme2Neden Emzirmelisiniz?

    • Her annenin sütü kendi bebeğine özel ve bebeğin durumuna göre hazırlanmış en mükemmel besindir.
    • Sindirimi çok kolaydır.
    • Annenin bebeğini emzirmesiyle anne-bebek ilişkisi güçlenir, annenin bebeğini benimsemesi, bebeğin sağlıklı bir kişilik kazanması kolaylaşır.
    • Anne sütü proteinlerin, yağların, vitaminlerin ve karbonhidratların en mükemmel bileşimini içerir.
    • Anne sütü içinde bulunan antikorlar, canlı hücreler, enzimler ve hormonlar bebeğinizi enfeksiyon ve hastalıklara karşı korur.
    • Anne sütü alan bebeklerin zekâ düzeylerinin daha yüksek olduğu bilinmektedir.
    • Emziren anneler eski kilosuna daha çabuk dönerler.
    • Emzirme, annede meme ve yumurtalık kanseri ile menopoz sonrası osteoporoz ve kalça kırığı riskini azaltır.
    • Emzirme annenin ve ailenin yaşamını daha kolay hale getirir, daha az zaman ve para harcanır.
    • Emziren annenin kendine güveni ve bebeğine yakınlık duyma ile bağlanması artar.
    • Emzirme ile hem ailenin hem de devletin yaptığı sağlık harcamaları azalır.
    • Emziren kadınların çalıştığı iş yerlerinde verimlilik artar. Emziren kadınların bebekleri sık sık hasta olmadıkları için iş yerlerinden daha az ayrılırlar.
    • Emzirme çevreyi de korur. Çünkü emzirme doğada artık olarak kalabilecek daha az plastik madde kullanımı demektir.

    Doğumdan Sonra Emzirmeye Başlamak İçin Beklemem Gerekli Mi?

    Anne, ister normal doğum isterse sezaryenle doğum yapmış olsun, doğumdan sonra en kısa sürede bebeği ile tensel temas sağlamalı ve bebeğini emzirmelidir. Ne kadar sık emzirilirse sütün gelmesi daha kolay olacaktır. Geç emzirmek sütün gelişini geciktirecektir. Annenin yeterli süt salgılaması için bebeğin yeterli sıklıkta ve doğru şekilde emmesi gerekmektedir. Bu konuda sağlık personeli size destek verecektir.

    Sezaryen İle Doğumdan Sonra Emzirmek Mümkün Müdür?hsgm emzirme4

    İster sezaryen isterse normal doğum hiç fark etmez, bebeği emzirmek mümkündür. Sezaryen doğumda belki emzirmeye biraz geç başlanabilir, ancak bu da sorun oluşturacak bir gecikme değildir. Bu konuda doğum yaptığınız kuruluştaki sağlık çalışanlarından destek alabilirsiniz.

    Bebeğimi Hangi Sıklıkta Emzirmeliyim?

    Emzirme sıklığı bebekten bebeğe değişir. Bebek her istediğinde emzirilmelidir. Bebek ağzını açarak, aranarak, sonunda da ağlayarak açlığını belli eder. İlk günlerde sık emzirme daha sulu ve bol olan “olgun” süt yapımını hızlandırır. Bazı bebekler yeni doğduklarında çok uyur ve yeterince sık ememezler. Böyle bebekler ilk günlerde 3-4 saat sonunda uyanmamışlarsa annelerine verilmeli, gerekiyorsa yanağını sıvazlayarak memeyi almaları için uyarıp, uyandırılmalıdır.

    İlk haftalarda emzirme aralıkları bir saat, iki saat gibi çok kısa olabilir.

    İlk aylarda bebek uyandığında genellikle açtır ve emzirilmek ister. Her emzirme sonrası memede yapılan süt miktarı biraz daha artacağından, zamanla beslenme aralıkları uzayacaktır.

    Bebek Nasıl Emer?

    • Bebeğin ağzını iyice açması için anne meme ucunu bebeğin alt ve üst dudaklarına değdirmelidir.
    • Bebek memeye yaklaştırılırken, ağız mümkün olduğunca açık olmalı ve çene memeye dayanmalıdır.
    • Bebeğin iyi emmesi için ağzıyla yalnız meme ucunu değil, etrafındaki kahverengi alanı da kavraması gerekir.
    • Eğer bebek memeyi doğru olarak kavramışsa her emme işlemi sırasında çenesinin, bazen de kulaklarının hareket ettiği görülür.
    • Bebek sürekli emmez. Kuvvetli emme hareketlerinden sonra kısa dinlenme aralıkları olur.
    • Bebek memede doğru yerleşmişse emzirme sonunda annenin memeleri rahatlar, bebek memeyi kendisi bırakır, emzirme anne için rahat ve kolaydır.
    • Emerken şapırtı sesi duyulması ya da yanakların içeri çekilmesi genellikle bebeğin yalnızca meme ucunu emdiğini ve ağzıyla yeterince meme dokusunu kavramamış olduğunu gösterir.
    • Eğer bebek memede doğru yerleşmemişse iyi ememez ve annenin meme başları zedelenip acıyabilir.

    emzirme5Emzirirken Beslenmeniz Nasıl Olmalıdır?

    • Annenin süt üretimi için ek 500 kaloriye daha ihtiyacı vardır. Bunu karşılayacak mevsimine uygun bol taze sebze, meyve içeren yeterli ve dengeli bir diyet uygulayın.
    • Günlük beslenme programını 3 ana öğün, 3 ara öğün olarak planlayın.
    • Her öğünde her besin grubundan tüketerek beslemenizde çeşitlilik sağlayın.
    • Emziren annenin ihtiyacı olduğu kadar sıvı alması yeterlidir. Bu dönemde, emzirme sırasında ya da hemen sonrasında 1-2 bardak su içmeniz süt üretimini artırır (bir seferde 1-2 litre su içmeniz süt üretimini artırmaz).
    • Uygun sıvı gıdaları tüketin: temiz içme suyu, taze sıkılmış meyve suları, süt, fermente süt ürünleri (yoğurt-ayran, kefir vs).
    • Sebze ve meyveleri tüketmeden önce çok iyi yıkayın. Mevsim dışı sebze ve meyve tüketmeyin.
    • Sebze, makarna, kuru baklagillerin haşlama sularını dökmeyin.
    • Yeterince pişmemiş et, süt, yumurta tüketmeyin.
    • Yemeklerinizde, salatalarınızda zeytinyağı veya diğer sıvı yağları tüketin.
    • Tuz kısıtlaması gerektiren bir sağlık probleminiz yoksa iyotlu tuz kullanın. Yemekleriniz piştikten sonra tuzunu ilave edin. İyotlu tuzu ışık almayan kapalı bir kapta veya kapalı bir dolapta saklayın.
    • Hazır yiyecek ve içecekleri (hazır çorbalar, gazlı içecekler, hazır meyve suları, toz içecekler, et/tavuk suyu tabletleri, sucuk, salam, sosis vb) tüketmeyin.
    • Kolalı içecekler, gazozlar, çay ve kahve, enerji içecekleri (katkı maddeleri ve kafein içeriği), diyet içecekleri (yapay tatlandırıcılar) sınırlı kullanın veya kullanmayın. Çayı yemeklerden 1 saat sonra açık şekilde tüketin. Kahve, hazır kahve gibi içecekleri günde 1 fincan alabilirsiniz.
    • Sigara, alkol kullanmayın. Sigara içilen ortamlarda bulunmayın. Ayrıca bebeğin sağlığı için, bulunduğu evde kesinlikle sigara içilmemelidir.

    Eşimin Emzirmeme Nasıl Katkısı Olabilir?

    Bebeklerin çok fazla fiziksel dokunulmaya ihtiyacı vardır. Bebeğinizi emzirdikten sonra babanın sevgi dolu kolları bebek için en güzel yerlerden biridir. Bebeğinizi emzirdikten sonra eşinizin göğsüne koyunuz ki, ikisi de baba evlat ilişkisini yaşamaya başlasınlar. Babanın anneye emzirme konusunda verdiği destek, sizin anne sütü konusunda başarılı olmanız için en büyük destektir. Özellikle doğumdan sonraki ilk haftalarda değişen hormonlar ve uykusuzluk sonucu kendinizi güçsüz hissettiğinizde, eşinizin sizin yanınızda olup bebeği emzirmenize yardımcı olması, tüm aile ilişkisini olumlu etkileyecektir.

    Emzirdikten Sonra Bebeğimin Gazını Nasıl Çıkarmalıyım?hsgm emzirme6

    Beslendikten sonra bebeği 10-15 dakika dik tutmak gaz çıkarmasına yardımcı olur. Bebek memede uyumuş ve rahat görünüyorsa gaz çıkarmaya gerek yoktur. Bebek huzursuzsa; kucakta, dik durumda sırtı sıvazlanarak gaz çıkarmasına yardımcı olunabilir.

    Bebek ne zamana kadar emzirilmelidir?

    Bebeğinizi ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemelisiniz. Bu 6 ay içinde bebeğiniz, suya bile ihtiyaç duymaz. Bu süreçten sonra, ek besinlerle emzirmeyi 2 yaş ve ötesine kadar sürdürülmesi ideal olandır. Ek besinlere geçmeniz, bebeğinizin anne sütüne olan ihtiyacını ortadan kaldırmaz.

    Bebeğe Emzik Verilebilir Mi?

    Anne sütü alan bebeklere emzik ve biberon verilmesi önerilmemektedir. Bazen anneler emzirmenin yanında suyu ya da başka besinleri biberonla bebeklerine vermekte, ya da ağlamasın ve oyalansın diye emzik kullanmaktadır. Ancak biberon ya da emzik alan bebeklerde “meme başı şaşkınlığı” dediğimiz bir durum oluşmakta ve bu bebekler anneyi emmeyi bırakabilmektedirler. Çünkü meme ile biberon ya da emzik emmek arasında emme şekli açısından farklar vardır. Bu nedenle biberon ya da emzik önerilmemektedir.

    Bebeğimi Emzirdiğim Sürece Hamile Kalır Mıyım?

    Evet, hamile kalabilirsiniz. Emzirme, bir doğum kontrol yöntemi değildir. Hamile kalmak istemiyorsanız, uygun bir doğum kontrol yöntemi için aile hekiminize/hekiminize başvurunuz.

    Emzirirken Memeler İçin Özel Bir Bakım Gerekli Mi?

    Memeleri her emzirmeden önce temizlemeye gerek yoktur. Bebeğe mikroplar ellerden bulaşır.

    Önemli olan “ELLERİN YIKANMASI” dır.

    Meme başının etrafındaki deriden yağlı bir madde salgılanır. Bu doğal madde, emziren annenin meme ucunu çatlaklardan korur. Bu nedenle meme başını çatlaklardan korumak ya da temizlemek için meme başına karbonatlı su, sabunlu su, krem sürmeye gerek yoktur. Hatta bunları sürerken bu doğal yağlı madde de silinecek ve meme başında çatlaklar daha kolay oluşacaktır. Emzirme döneminde uygun bedende ve pamuklu sutyen kullanılmalıdır.

    hsgm emzirme2Meme Ucunun Şekli Emzirmemi Etkiler Mi?

    Memenin ucunun olmaması, ucunun içe çökük olması ya da ucunun büyük olması emzirme için problem değildir. Bebek zaten memenin sadece ucunu değil ucun etrafındaki kahverengi bölgenin büyük bir bölümünü de alarak sütü emer. Yani meme dokusunun büyük bir bölümünü ağzına alır.

    İşe Döndüğümde de Bebeğimi Emzirebilir Miyim?

    İşe dönüldüğünde tabii ki emzirmek mümkündür. Sabah ve akşam bebeği evde emzirmenin yanında, işyerinde de sabah öğlen ve ara verildiğinde süt sağılarak saklanabilir ve sağılmış olan bu süt, evde bebeğe bakan kişi tarafından bebeğe kaşık ya da fincanla verilebilir. Böylece annenin sütünün devamlılığı da sağlanmış olacaktır. Gündüz iş yerinde sağılan süt ile birlikte annenin memesinde süt yapımı devam edecektir.

    Bebeğim Emmeyi Reddediyor, Ne Yapmam Gerekli?

    Bebeğin memeyi reddetmesi çeşitli şekillerde olabilir. Hiç emmeme, zayıf emme, emmeye çalışırken ağlama ve meme ile savaşma (kısa süre emme ve sonra memeyi boğulur gibi ya da ağlayarak bırakma), tek memeyi emme, ötekisini istememe şeklinde gözlenebilir.

    Memeyi reddin nedenleri ve çözüm önerileri:

    • Bebekler hastayken memeyi alır ama güçsüz emer. Anneler de bunu ret zannedebilir. Bebek hasta ise süt sağılıp verilebilir. Bebeğe süt verilirken ortamın sakin olmasına ve bebeğin dikkatinin dağılmamasına özen gösterilmelidir.
    • Bebeğin ağzında pamukçuk oluşmuşsa, diş çıkarıyorsa ya da burnu tıkalıysa bebek emmeyi reddedebilir. Bu durumda sabırlı olunmalı ve sorun ortadan kaldırılmalıdır
    • Anneye doğumda ya da psikolojik tedavi amaçlı verilen bazı ilaçlar da bebeğin memeyi reddetmesine sebep olabilir. Bu durumda sağlık çalışanlarından destek alınmalıdır.
    • Emzik kullanımı, biberonla beslenme, memeyi kötü pozisyonda tutma, tıkalı meme, bebeğin yetersiz desteklenmesi, annenin memeyi yanlış tutması, emzirmenin kısıtlanması, fazla süt birikimi gibi nedenler bebeğin memeyi reddetmesine yol açabilir. Bebeğin memeyi reddetmesini engellemek için emzirirken bebeğin başına bastırılmamalı, gerekiyorsa süt bardak ya da kaşıkla verilmeli, biberon ve emzik kullanımından kaçınılmalıdır. Anne ile bebek arasında ten tene temas sağlanmalı, anne bebeği sık sık kucaklayıp okşamalı, bebek her istediğinde emzirilmelidir.
    • Bebeği üzen değişiklikler: anneden ayrılma, annenin işe başlaması, yeni bir bakıcı, çok sık bakıcı değiştirme, aile düzeninde değişiklik, annede hastalık ya da mastit, annenin adet görüyor olması, annenin kokusundaki değişiklikler olarak sıralanabilir. Anne gerekirse bir süre izin almalı, kullanılan kokular bırakılmalı, kişisel temizliğe önem verilmeli, annede bir hastalık var ise tedavisi sağlanmalı ve emzirme doğru bir şekilde sürdürülmelidir.
    • Anneler, bebeklerin meme arama hareketini, bebeğin emerken dikkatinin dağılmasını ve aniden başka tarafa bakmasını, bebeğin memeyi reddetmesi zannedebilirler. Bu duruma yalancı ret denir. Yalancı reddi önlemek için, bebeğin memeyi tutması beklenmeli, farklı pozisyonlarda emzirme denenmeli ve gerekiyorsa süt bebeğin ağzına sağılmalıdır.
    • Annenin yediği bazı besinlerin kokusu süte geçebilir. Bebeği huzursuz edebilecek kola, çay, kahve gibi gıdaların tüketimine dikkat edilmelidir.
    • Bazen bebek sadece bir memeyi reddedebilir. Bu durum, yukarıda sıralanan nedenlerin, tek bir memede daha fazla görülmesinden kaynaklanabilir.

    Bebeğim Hastalandığında  Emzirebilir Miyim?

    Bebekler hastayken de emzirme sürdürülmelidir. Hatta her zamankinden daha da sık emzirilmelidir. Hastalık nedeniyle bebeğin iştahı azalmış ve huzursuz olabilir. Emzirme aynı zamanda onu sakinleştirecektir. Emzirmenin sadece bir beslenme şekli olmadığı, duygusal bağlanmayı, anne ile bebek arasında sevgi bağını sağladığı, bunun da hem anneye hem de bebeğe çok iyi geldiği unutulmamalıdır. İshal gibi hastalıklar sırasında emzirme, hastalığın daha çabuk düzelmesine neden olur.

    Hasta Olduğumda  Bebeğimi Emzirebilir Miyim?

    Annede ilaç tedavisi gerektiren psikiyatrik bir hastalık ya da kemoterapi gerektiren bir kanser hastalığı varsa emzirmemelidir. Bunun dışında anne şeker hastası da olsa, yüksek tansiyonu da olsa, ishal, soğuk algınlığı vb. hastalıkları da olsa emzirebilir. Bir ilaç kullanmanız gerekiyorsa hekiminize emzirdiğinizi hatırlatınız.

    Mememde Sert Şişlikler, Şiddetli Ağrı ve Sıcaklık Hissi Var, Ne Yapmalıyım?hsgm resim 2

    Memenizde sert şişlikler, ağrı ve sıcaklık olması, Mastit (apse) denilen durumdur. Mastit, bebeğin yanlış pozisyonda emzirilmesi, meme ucu çatlakları, dar giysiler veya sutyen kullanılması, emzirme sırasında, parmaklarla süt kanallarına çok baskı yapılması sonucu oluşabilen bir durumdur.

    Mastit (apse) durumunda, mutlaka bir sağlık çalışanına başvurulmalıdır. Mastitin neden olduğu ve tedavisi ile ilgili en doğru bilgiyi size sağlık çalışanları verecektir. Mastit oluşması durumunda da bebeğinizi emzirebilirsiniz.

    Mastit oluşması durumunda süt akışı kesintiye uğramamalıdır ve mastit mutlaka tedavi edilmelidir. Daha sonra; sık emzirme, meme ucuna doğru hafif masaj, temiz bir havlu ile ılık yaş pansuman, emzirmenin sağlam taraftan başlatılması ve pozisyon değiştirme uygulanmalıdır. Dinlenme ve stresten uzaklaşma sağlanmalıdır.

    Emzirme acılı oluyorsa, belirli bir süre süt sağılabilir. Ancak en erken zamanda emzirmeye geri dönülmelidir.

    Bebeğim Doğalı Birkaç Gün Oldu ve Memem Ödemli Gibi Parlak ve Çok Acıyor. Emzirmem Zorlaştı, Ne Yapmalıyım?

    Bu durumdaki memeler “tıkalı meme” olarak tanımlanmaktadır. Genelde doğumdan sonraki ilk günlerde yeterince emzirememe, emzirmeye geç başlama, ek mama verme, memeye kötü yerleştirme, sütün seyrek boşaltılması ya da emzirme süresinin kısa tutulması sonucunda oluşan bir durumdur.

    Önlem olarak doğumdan hemen sonra emzirmeye başlanmalı, bebeğin memeye iyi yerleşmesi sağlanmalı, bebek her istendiğinde emzirilmeli, belli saat aralarla emzirilmeye çalışılmamalıdır.

    “Meme tıkanıklığı” problemini çözmek için bebek doğru pozisyonda sık sık emzirilmelidir. Emzirme öncesi emzirmeyi kolaylaştırmak için ılık yaş pansuman, ılık duş, omuz ve sırta masaj, memelere hafif masaj, meme ucu derisine hafif uyarı yapılmalı ve anneyi rahatlatacak, gevşetecek işlemler uygulanmalıdır. Emzirme sonrasında ödemi önlemek için havlu ile memenize soğuk yaş pansuman uygulanmalıdır. Bebek ememiyorsa elle ya da pompa ile sütün sağılması gerekir.

    hsgm resim 3Evlat Edindiğim Çocuğu Emzirebilir Miyim?

    Anne sütünün aslında beyinden salgılanması nedeniyle; evlat edinilen çocuk, çocuk doğurmamış bir kadın tarafından bile emzirilebilir. Sık sık memeye tutmak, tensel temas sağlamak bazen ilaç tedavisi bunu destekler. Bu konuda relaktasyon polikliniklerden destek alabilirsiniz. İlinizdeki relaktasyon polikliniklerini öğrenmek için İl Sağlık Müdürlüğüne başvurabilirsiniz.

    Bebeğim Engelli Doğarsa Emzirebilir Miyim?

    Bebeğiniz Down Sendromu, yarık dudak veya yarık damak, kalple ilgili problemlerle doğar ise her koşulda anne sütüne daha çok ihtiyacı var demektir. Anne sütündeki hormonlar sizi ve bebeğinizi daha da rahatlatacaktır. Anne sütünün sindirimi kolay olduğu için kalp problemi olan veya kilo almakta zorlanan bebeklerde de anne sütü daha olumlu rol oynayacaktır. Down Sendromu olan bebeklerin ise solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini veya kabızlık sorununu ortadan kaldırmakta yardımcı olacaktır.

    Mümkün olduğunca çevrenizdeki başarılı emzirmiş emziren annelerden, aile hekiminizden, sağlık personelinden, anne destek gruplarından ve ailenizden destek alın.

    Eğer her şeye rağmen anne sütünü verebilmek mümkün olmuyor ise mümkün olduğunca sütünüzü sağıp bebeğinize sütünüzü vermeye çalışınız. Unutmayın ki sütünüz bebeğiniz için en iyi besindir.

    Emzirme İle İlgili Sorunum Olduğunda Nereden Yardım Alabilirim?

    Anneler, anne sütü ve emzirme ile ilgili herhangi bir soru veya sorunu olduğunda, gebelik döneminden başlayarak yakınlarında bulunan gebe bilgilendirme sınıfları, hastanelerin ilgili poliklinikleri ya da aile hekimine başvurabilirler.

hsgm premature3Prematüre doğumların nedenleri çok net olmamakla birlikte pek çok faktör prematüre doğum riskini artırabilir. Bunlar;

  1. Daha önce prematüre doğum yapmış olmak
  2. İkiz ya da daha fazla bebek bekliyor olmak
  3. İki gebelik arasında 2 yıldan daha kısa süre olması / Bir önceki doğum ile gebelik arasında 12 aydan kısa süre olması
  4. 17 yaş altı ya da 35 yaş üstü gebelikler
  5. Üremeye yardımcı tedavi yöntemleri ile hamile kalmış olmak
  6. Rahim, rahim ağzı ve plesanta (eş, son) sorunları
  7. Sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı
  8. Yetersiz, aşırı ve kötü beslenme
  9. Gebelik boyunca yetersiz kilo alımı
  10. Amniyon sıvısı ya da üreme organlarını etkileyen bazı enfeksiyonlar
  11. Diyabet, kalp, böbrek hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi bazı kronik hastalıklar
  12. Gebelikten önce çok zayıf veya kilolu olmak
  13. Sevilen birinin kaybı ya da aile içi şiddet gibi stres yaratan durumlar
  14. Tekrarlayan düşükler veya 3 den fazla kürtaj olunması
  15. Kaza ve yaralanmalar
  16. Rahim içi araç kullanırken hamile kalınması
  17. Uygun ve yeterli doğum öncesi bakım almamak
  18. Ağır fiziksel ya da psikolojik stres kaynağı bir işte çalışmak

annesutuAnne Sütü Nasıl Oluşur?

Gebelik dönemi boyunca annenin memeleri, doğacak bebek için dünyadaki en uygun sütü üretecek ve kullanmaya hazırlayacak hale gelir.

Doğum sırasında memeler bebek için ilk besin olacak “ilk süt” ya da “ağız süt” olarak bildiğimiz sütü salgılamaya hazırdır.

Memede süt yapımını sağlayan madde annenin beyninden salgılanan “PROLAKTİN” adlı bir hormondur.

Kan damarları, memede süt yapımı için gereken maddeleri süt hücrelerine taşır ve memeler sıcak ve sert olur. Süt akmaya başlayınca ve bebek emmeyi öğrendikçe memedeki gerginlik azalır, anne de rahatlar.

Bu dönemde anne ile bebek zorluklarla karşılaşabilir. İlk günlerde anne ve bebeğe, yardım ve destek gerekebilir.

Doğumdan hemen sonra bebeğin annenin göğsüne yatırılması, ten tene teması sağlayarak sütün gelmesini kolaylaştırır.

Ağız Sütü (İlk Süt-Kolostrum) Nedir? Neden Önemlidir?

Bebeğin memeden alacağı ilk besine “ilk süt”, “ağız sütü” ya da “kolostrum” denir. “İlk süt” ün görüntüsü anneden anneye değişir, ancak genellikle sarı renkte ve kıvamlıdır. Bu “ilk süt” özel olarak çok besleyicidir ve bebeği pek çok hastalıktan korur bebeğinizin ilk aşısıdır. “İlk süt” ün miktarı az olmasına karşın, ilk günlerde bebeğin beslenmesi ve bağırsaklarının iyi çalışması için yeterlidir. Önemli olan annenin doğumdan sonra en kısa zamanda hemen emzirmeye başlamasıdır. Bebek her ağladıkça emzirilmelidir. Sık aralıklarla emzirerek bebeğin bu “ilk süt” ü mümkün olduğunca çok almasına çalışılmalıdır.

Anne Sütü Bebeğimi Hastalıklardan Korur Mu?

Anne sütü bebeğinizi orta kulak iltihabı, üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları, soğuk algınlığı, her türlü virüs ve ileride oluşabilecek şeker hastalığı, obezite, bazı kanser türleri gibi her türlü hastalıklardan korur.

Neden Bebeğime Ek Besin Vermeden Sadece Anne Sütü Vermeliyim?annesutu2

  • Anne sütü, bebeklere gereksinimi olan tüm besin ögelerini tek başına 6 ay sağlayabilen en iyi besindir.
  • Sindirimi kolaydır.
  • Anne sütü ile beslenen bebeklerin başka bir ek besine veya suya gereksinimleri yoktur. Anne sütü bebek için gerekli tüm besinleri ve suyu yeterli miktarda içerir.
  • Çok sıcak havalarda bile anne sütü bebeğin susuzluğunu giderir.
  • Sıcak iklimlerde de anne sütü alan bebeklere su vermek gerekmez.
  • Bebeğe su verilecek olursa, bebeğin midesi su ile dolacağından anne sütü almak istemeyecektir.
  • Bunun sonucu olarak da bebek memeyi daha az emecek ve memede süt yapımı azalacaktır.
  • Erken ek besin vermenin başta alerji olmak üzere (bebek için) birçok riski vardır.

Anne sütü, bebeklerin büyüme, gelişme ve beslenmesi için ihtiyaç duyduğu her türlü besin öğesini içeren eşsiz bir besindir.

Bebeğin Sıcak Havalarda Anne Sütünün Yanında Suya İhtiyacı Var Mı?

Anne sütünün % 88’i sudur. Bu nedenle yeterince annesini emen bebeğin su ihtiyacı da aldığı sütten karşılanacaktır. Yapılan bilimsel çalışmalar, Afrika ülkelerinde bile sadece anne sütü alan bebeklerin su ihtiyacının anne sütü ile karşılandığını göstermiştir. Eğer bebeğe 6 aydan önce su verilirse bu su anne sütünün yerini alarak bebeğin daha az emmesine neden olacak, bebek az besin almış olacak ve en önemlisi de su veya diğer ek besinler bir enfeksiyon taşıyıcısı olarak bebeğin hastalanmasına neden olabilecektir. Bu nedenlerle bebeğinize ilk 6 ay sadece anne sütü verin.

Süt Yapımının Devamlılığı Nasıl Sağlanır?

NE KADAR SIK EMZİRİRSENİZ O KADAR ÇOK SÜTÜNÜZ OLACAKTIR!

hsgm annesutu1Sütümün Yeterli Olduğunu Nasıl Anlayabilirim?

Her anne, sütünün bebeği için yeterli olduğundan emin olmak ister. Bebeği çok ağlıyorsa, az uyuyorsa, huzursuzsa, anne sütünün yeterli olmadığını düşünür ve kaygılanır. Oysa bu belirtiler başka nedenlerden de kaynaklanabilir. Hiçbir zaman annenin süt miktarını ölçmeye gerek yoktur. Bunu destekleyen hiçbir bilimsel çalışma sonucu yoktur. Esas olan bebeklerin büyüme-gelişmelerinin izlenmesi ve anne sütü ile beslenmenin devamıdır.

  • Bebek günde 6-8 kez idrar yapıyorsa, ilk 6 ay boyunca ağırlığı ayda en az 500 gr artıyorsa annenin sütü yeterlidir.
  • Yenidoğan bebek ilk hafta kilo kaybeder. 7-10 günlük olduğunda doğum kilosuna ulaşması beklenir.

Sütü Arttıran Özel Besinler Var Mıdır?

Sütün miktarını arttıran en önemli faktör sık sık emzirmedir. Annenin sıvı ihtiyacını yeterince karşılaması bol su içmesi de önemlidir. Sütü arttırdığı söylenen, halkımız arasında sıkça kullanılan tahin helvası, bulgur, taze soğan vb. Besinler mevcuttur. Eğer anne arttırdığına inanıyorsa bu besinleri tüketebilir ancak sütü arttıran esas etmenin sık sık bebeğini emzirme olduğu unutulmamalıdır.

  • hsgm premature137. gebelik haftasından önce doğan bebekler, organ ve doku sistemleri yeterince gelişmeden doğdukları için bir takım sağlık sorunlarına daha fazla maruz kalmaktadırlar.
  • Kalp ile ilgili sorunlar yaşayabilirler. Bebeğin kalbi, kanı pompalamak için yeterince olgunlaşmamış olabilir. Vücudun geri kalanına oksijen taşımak için dolaşım sistemleri yeterince sağlıklı olmayabilir.
  • Bebeğin akciğerlerinin yeterince gelişememesi ve akciğerde sıvı birikmesi nedeniyle solunum sıkıntıları veya başka hastalıklar meydana gelebilir.
  • Gözlerin iyi gelişememesi görme kaybına neden olabilir.
  • Prematüre bebeklerin, rahatsızlık verici ve ağrılı kulak enfeksiyonlarına yakalanma olasılığı daha sıktır.
  • Prematüre bebekler emzirme ve beslenme sorunları yaşayabilirler. Bu durum, iyi beslenememelerine ve sindirim sorunlarına neden olabilir.
  • Karaciğer fonksiyonlarının gelişememesi durumunda sarılık oluşabilir.
  • Çok erken doğan bebeklerde beyinde sıvı birikimi olabilir.
  • Bebek vücut ısısını korumak için daha fazla çaba harcamak durumunda kalır. Bu da başka sağlık sorunlarını doğurur.
  • Prematüre bebeklerin hastane ve yoğun bakım ünitelerinde uzun sürelerle kalmaları gerekebilir ve bunun doğurduğu olumsuz sonuçlarla mücadele etmek zorunda kalabilirler.
  • Prematüre bebeklerin, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve yetişkin hayatında diyabet, yüksek tansiyon veya kalp rahatsızlığı alma olasılıkları daha yüksektir

hsgm kazalarÇocukları Kazalardan Korunmak Neden Önemlidir?

Dünya genelinde çocuk acil başvurularında her zaman ilk üç neden içinde evde olan yaralanmalar gelir. Her yıl evde olan yaralanmalara bağlı hayatını kaybeden çocuk sayısı, lösemi ve menenjit gibi hastalıklara bağlı yaşamını yitiren çocuk sayısından fazladır. Çocukluk çağı yaralanmalarının %70-75’i ev ve evin yakın çevresinde ortaya çıkar ve yaralanmaların %58’i çocuk bir erişkinin yanındayken gerçekleşir. Çocukların kazalar açısından emniyetli ortamlarda yaşamaları, koruyucu önlemlerin alınması ve yaşam alanlarının emniyetinin denetlenmesi erişkinlerin sorumluluğundadır. 

Kazalar Neden Çocuklarda Sık Görülür? 

  • Meraklıdırlar 
  • Öğrenmek isterler 
  • Dokunmak isterler 
  • Tatmak isterler 
  • Denemek isterler 
  • Tehlikeyi bilmez-anlamazlar 
  • Kendine zarar vereceğini düşünemezler 
  • Taklit ederler 

Çocuklarda Yaralanmaya Neden Olan Kazalar Nelerdir?

Kazaların nedenleri yaşa bağlı olarak değişir. Süt çocukluğu ve oyun çocukluğu döneminde çocukların temel yaşam alanları ev ve ev çevresi olduğu için ev kazaları özel bir önem taşımaktadır. Okul çağı çocuklarının ise ev dışında, yollarda, parklarda ve okul ortamında yaralanma riski daha yüksektir. Evde karşılaşılan kazaların tipleri yaşa göre değişmektedir. İlk 5 yaş içindeki çocuklarda en sık görülen yaralanmalar düşme, yanma ve zehirlenme nedeniyle olmaktadır. 

Çocukların yaşlarına göre sık görülen kaza tipleri nelerdir?

Yaş grubu

Kaza tipleri

1 yaş altı

Yanma, Düşme, Zehirlenme

1 yaş

Yanma, Düşme, Yabancı cisim, Zehirlenme

2 yaş

Zehirlenme, Düşme, Yanma

3 yaş

Düşme, Yanma

4 yaş

Düşme, Trafik kazası

5 yaş

Düşme, Çarpma, Trafik kazası

 

Küçük Bebeklerin Kaza ve Yaralanma Riskini Azaltmak İçin Ne Yapılabilir?

Ani bebek ölüm riskini azaltmak için ilk aylarda bebeğin yalnızca sırt üstü yatırılması (yüzüstü ve yan yatırılmaması), yatağının yumuşak olmaması, yatak içinde yumuşak battaniye, oyuncak ve benzeri bulundurulmaması, yatak içinde farklı bebek pozisyonlayıcıları ve yastık kullanılmaması, bebeğin yattığı odanın aşırı sıcak olmasının önlenmesi, sigara içilmemesi ve bebekle annenin aynı odada ancak farklı yataklarda yatması sağlanmalıdır.

Talk pudrası kullanılmamalı, bebeğin yatağında ya da giysisinde uzun ip, kurdela vb bulundurulmamalıdır.

Bebeğin başı hızlı hoplatıp zıplatılmamalı, hareket halindeyken başı ve boynu sürekli desteklenmelidir.

8-12 ay arasında;

  • “Da-da” gibi heceleri birleştirebilir.
  • Bir şeyi istediğini heyecanlanarak, gülerek; istemediğini kendini geriye atarak, başını sallayarak anlatabilir.
  • “Mama”, ”hayır” gibi basit sözcükleri anlar.
  • Yüzüstünden sırtüstüne, sırtüstünden yüzüstüne dönebilir, desteksiz oturabilir.
  • Nesneleri elden ele geçirir, üzüm gibi küçük taneleri yerden alabilir.
  • Meraklıdır, oyuncakları/nesneleri merakla inceler.
  • Oyuncakları/nesneleri arar.
  • Sizi taklit eder, mesela el sallar.

 8-12 ay arasında gelişimini nasıl desteklersiniz?

  • Sizden ayrılmasının zor olması çok doğal. Onu zorlamayın, yabancı yer ve insanları yadırgayabilir, anlayışlı olun. Ondan ayrılacaksanız bunu anlatmanız, güvendiği kişilere bırakmanız kaygısını azaltabilir.
  • Hareketlendikçe sizden uzaklaşabileceğini fark edip, ürkebilir. Saklambaç, el sallama, “ce-e” ayrılıkla baş etmeyi öğreten oyunlardır, onunla oynayın.
  • Önceden elbette her istediği yapılıyordu, şimdi sınır ve kurallarla karşılaşıyor, istediklerinin neden olmadığını anlamadığı için bocalayabilir. Az sayıda, tutarlı kuralları daha kolay anlayabilir.
  • Onu sevgi ve ilginizle ödüllendirip, başaracağı duygusunu arttırmanız, merakını, coşkusunu desteklemeniz öz güvenini arttırır.
  • İlişki için konuşmayı seçer! Onunla bolca konuşup, şarkılı oyunlar oynamanız, bir şey anlattığında, sizi anladığında fark etmeniz, kitapların resimlerini, öyküler anlatmanız, parmakla işaret ederek kişileri, nesneleri tanıtmanız gelişimini destekleyecek.
  • Ev eşyalarıyla (plastik şişe, bardak, tahta kaşık, tabak, kap kacak) oynaması, içlerine ceviz, mandal atması, boşaltması, plastik kutuları açıp-kapaması, iç içe üst üste koyması, yiyecekleri (ekmek, pilav, makarna, peynir) parmaklarıyla tutup kendini beslemesi parmaklarını geliştirecek.
  • Rahatça dolaşmasına izin vermeniz, onunla top, saklambaç, yakalamaca oynamanız kaslarını güçlendirip, desteksiz oturma, sürünme, emekleme ve yürümesini sağlayacak.

hsgm tuvaletTuvalet Eğitimine Ne Zaman Başlanmalıdır?

Çocukların kakaları ve çişleri geldiğini fark edip, tutarak tuvalete kadar ulaşmaları için belirli bir fiziksel ve duygusal gelişime ulaşmış olmaları gerekir. Kakalarını tutabilmeleri en erken 18. ayda, çişlerini tutabilmeleri ise en erken 24. ayda gerçekleşir. Bu nedenle bu yaşlardan önce tuvalet eğitimi için zorlanmaları yanlış olur. Kızlar tuvalet eğitimini erkeklere göre bir kaç ay daha erken başarabilirler.

Tuvalet eğitimine başlama zamanı yeni bir kardeşin doğumuna, hastalık sırasına, aileden birinin ayrılmasına kısaca aile içi yeni ve alışılması gereken bir durumun varlığına rastlamamalıdır.

Çocuğun Tuvalet Eğitimine Hazır Olduğunu Gösteren Belirtiler Nelerdir?

Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuğun buna hazır olduğunu gösteren işaretleri değerlendirmelidir. Hazır olmayan bir çocukta başarısızlığa uğrama olasılığı artar. Anne babaların ya da bakıcıların çocuğa ilgileri iyi ise bu belirtileri gözlemiş olabilirler. Çocuğun hazır olduğunu gösteren fiziksel, zihinsel ve ruhsal belirtiler vardır.

Fiziksel belirtiler: kuru kalkma, gün içinde 2 saatten uzun kuru kalma, ıslak bez sayısının azalması, her gün benzer saatlerde kaka yapma, oturma, çömelme, yürüme gibi hareketleri rahatça yapabilme, pantolonunu giyebilme, ıslak ve kuru arasındaki ayrımı fark edebilme gibi yetenekleri kazanmış olduğuna ilişkin belirtilerdir.

Zihinsel belirtiler; Sıkıştığını ifade edebilme, söylenenleri yapabilme, kaka ya da çiş geldiğini fark etmedir.

hsgm tuvalet1Ruhsal belirtiler; aile bireylerini taklit etmeye hevesli olma, anne ve babasını memnun etmeye isteklilik, kakalı ya da ıslak beze katlanamama, 5-10 dakika tuvalette oturmaya razı olma, kendinden büyük çocukların nasıl kaka yaptığını merak etme gibi davranışların varlığıdır.

Anne babanın da çocuğa tuvalet eğitimi vermeye hazırlıklı olması gerekir. Ailenin uygun zamanı anlamayı istemesi, çocuğun hazır olup olmadığını algılayabilmesi, aile içi streslerin olmaması ve çocuğun bakımı ile ilgilenen diğer kişilerle konuyu konuşup bir uzlaşmaya varması gereklidir.

Tuvalet Eğitimi Nasıl Yapılmalıdır?

Uygun zaman olduğuna karar verildikten sonra çocukla konu ile ilgili konuşmalar yapılmalıdır. Bu konuşmalar, büyükler nereye yapıyor, kuru kalma çok iyi bir şeydir gibi konuları içerebilir. Bezini değiştirirken yeniden bağlanmak istemediğinde lazımlık ya da tuvaleti kullanmaya teşvik edilebilir. Öykülerdeki kahramanların kakalarını neye yaptığına değinilebilir.

Çocuğun konuya istekli olduğu fark edildiğinde lazımlık almaya birlikte gidilebilir. Nasıl kullanıldığı zorlayıcı olmadan anlatılır. Lazımlık onun odasında durabilir kullanılacağı zaman banyoya götürülebilir. Lazımlık ya da tuvaleti kullanan başka çocukları fark etmesi sağlanabilir.

Başlangıç için günde 3 kez 5-10 dakika lazımlıkta oturtmak iyi olur. Yemekten 20-30 dakika sonrası uygun zaman olabilir. Tekrar tekrar sabırla aynı teklif yapılmalı başarı gösterdiğinde ödüllendirilmelidir. Başlangıçta sonuca ulaşılmasa bile gidip tuvalette birkaç dakika oturması övülebilir. Beze yapılan kakalar “yeri burası“ diye belirtilerek onunla birlikte tuvalete dökülebilir.

hsgm tuvalet3Sonuçta gerçekten uygun yere dışkılama gözlendiğinde ödüllendirilir. Alkışlama, başarı çıkartmaları, küçük armağanlar, birlikte ananeye telefon etme gibi ödüller verilebilir. Lazımlığı kullanamama, korkma ya da kazalar oluştuğunda asla utandırılmamalı, cezalandırılmamalıdır. Tuvalet eğitimi 6-8 ay alabilir. Yaz ayları gibi annenin daha rahat olduğu, bez olmadan dolaşma olanaklarının bulunduğu aylar daha uygundur. Ailelere bu süreçte gergin olmamaları, onun duygularını gözlemeye çalışmaları, konuya yoğunlaşmaları, her çocuğun farklı olabileceği bu nedenle esnek olmaları gerektiği anımsatılmalıdır.

Tuvalet eğitimi sırasında bazı güçlükler yaşanabilir. Çocuk tümüyle reddedebilir, hiç ilgilenmeyebilir, kabul edip bir süre oturur ama kakasını yapmaz sonra bezi bağlanır bağlanmaz yapabilir, acıdığını söyleyebilir, bazen önce bir kaç kez yapar sonra sürdürmeyi reddeder, bazen kakasını tutar günlerce yapmaz kabız olur. Eğitim sırasında ilişkiler bozulur, inatlaşma ortaya çıkarsa ısrar etmeksizin çocuğa hazır olacağı bir süre tanımak, kıskanma yaratmaksızın yaşıtlarının tuvalet eğitimini başarmış olduklarının farkına varmasını sağlamak yararlı olabilir. Bu durumda “derin bir soluk alıp arkanıza yaslanın, kızmayın, düş kırıklığına uğramayın, tuvalet eğitimini başaramamış hiç kimse yoktur, bir süre sonra yine denersiniz, bu arada onu daha iyi tanımaya, başarısız olsa bile onu sevmeye ve sevginizi göstermeye devam ettiğinizi ona hissettirmeye çalışın”. Kabızlık gelişmişse beslenme önerileri ve ilaçlarla destek olunabilir.

Tuvalet eğitimi almış çocuklarda da 4-5 yaşa dek kazalar olabilir. Stresli zamanlarda geri dönüşler olabilir. Bunların hoş görülmesi konusunda aileyi yüreklendirmek iyi olur.


 

  • “Agu”lar, sesli harfler ile sessizleri birleştirir (ga, da, bı, ba gibi).
  • Destekle oturur, bacaklarına ağırlık verir, yere basabilir.
  • Elleriyle uzanır, oyuncakları ya da nesneleri tutabilir.
  • Anne ve ona bakım veren kişileri tanıdığını yüzünüze bakarak, gülerek, kendi isteğiyle uzanarak belli eder.
  • Ellerine bakarım.
  • Nesneleri sallar, birbirine vurur, yere atar.
  • “Cee” oyununa şaşkınlıkla tepki verir.

Gelişimini nasıl desteklersiniz?

4-7 ay arasında;

  • Huyunu, mizacını tanımanız, ona göre davranmanız öğrenmesini destekler.
  • Size bağlandığı için yabancıları yadırgayabilir, tanımadığı kişilerle onu yalnız bırakmayın.
  • Gidip döneceğinizi anlatmanız, onunla “ce-ee” oynamanız, saklanan bir nesneyi bulması, bir şeyi atınca geri vermeniz, sizi görmediğinde yok olmadığınızı anlamasına yardımcı olur.
  • Pek çok şeyi anlamaya ve size anlatmaya çalışır! Sizi dinler. Konuşmaya merak sarması ve sözcükleri anlamaya başlaması için çıkardığı sesleri tekrar etmeniz, konuşup, onun yaptıklarını, hissettiklerini ona anlatmanız, her şeyi, herkesi tanıtmanız, kitap, albüm, resim göstermeniz onu geliştirir.
  • Oturarak tüm dünyayı görebilmeli, dokunarak keşfedebilmeli! Evdeki temiz, değişik, ses çıkaran, yutamayacağı, güvenli nesneleri ağzına götürmesine, elden ele geçirmesine, vurmasına, atmasına izin vermeniz gerek.
  • Yerde yatırarak, doğrulup dönerek güçlenmesine olanak vermeniz, otururken dengesini sağladıkça yastıklarını azaltmanız sırtını güçlendirecek.
  • hsgm zehirlenmeler2-5 yaş grubunda sık görülür. Merak etme, büyükleri taklit etme ve güvensiz çevre en önemli etkenlerdir. 

    Zehirlenme türleri 

    • Tehlikeli kimyasallarla zehirlenme 
    • İlaç zehirlenmeleri 
    • Soba- şofben zehirlenmesi 

    Çocuklarda Zehirlenmeleri Önlemek İçin Fiziksel Çevre Nasıl Düzenlenmelidir?

    • Temizlik malzemelerinin saklandığı dolaplara emniyet kilitleri konmalı 
    • İlaçların saklandığı dolaplara emniyet kilitleri konmalı
    • Duvarlar dökülen boya ve sıvalar yönünden kontrol edilmeli 
    • Saksı çiçekleri çocukların ulaşamayacağı yerlere konmalı
    • Oksijen eksilme sensörü bulunmayan sobalar ve piknik tüplerine takılan ısıtıcılar evlerde ve işyerlerinde kesinlikle kullanılmamalı
    • Soba kurulmadan önce baca temizliği yapılmalı, fazla dirsek kullanmaktan kaçınılmalı
    • Soba kurarken profesyonel destek almalı, sobalar duvarlardan en az 1-1.5 metre uzak olmalıhsgm zehirlenmeler1
    • Sobalar günlük temizlenmeli, kaliteli odun ve kömür seçilmeli. Sobanın ve kombinin kurulu olduğu odada yatılmamalı; yatmak gerekiyor ise oda ve kombi mutlaka söndürülmeli
    • Kapalı ortamlarda temiz havanın içeri gireceği ve kirlenmiş havanın gelen temiz hava ile karışmadan dışarı atılacağı bir havalandırma sistemi mutlaka sağlanmalı
    • Özellikle lodoslu havalarda soba veya kombi kullanılmamalı

    Çocuklarda Zehirlenmeleri Önlemek İçin Geliştirilmesi Gereken Alışkanlıklar Nelerdir?

    • Temizlik malzemeleri kullanılırken, Başka evler, özellikle yaşlı hasta kimseler ziyaret edildiğinde yatak başında ortalıkta bulunabilen ilaçlar varsa çocuğun yalnız bırakılmaması 
    • Temizlik malzemelerinin, çamaşır suyu, tuz ruhu gibi yakıcı maddelerin, fare, böcek zehiri, sinek ilacının, deodorant ve makyaj malzemelerinin, ayakkabı boyaları ve cilalarının, ilaçların ulaşılamaz yerlerde tutulması
    • Temizlik malzemelerinin orjinal kutularında tutulması, boş kutuların atılması, boşalmış kutuların, şişelerin içine başka malzemeler konmaması
    • Sıvı ürünler yerine toz ürünlerin tercih edilmesi
    • Emniyet kapağı olan ürünlerin tercih edilmesihsgm zehirlenmeler2
    • Toz deterjanların makinelere en son konması ve makinenin hemen çalıştırılması
    • İlaçların çocuklar etrafta değilken kullanılması, ilaçların yatağın yanında ortada bırakılmaması
    • Süresi geçmiş veya yarım kalmış ilaçların atılması
    • Bir çocuğa ilaç verirken diğer çocuğun ulaşabileceği bir yerde olmamasına dikkat edilmesi
    • Çocuğa her ilaç verişte adına tekrar bakılması ve dozajına dikkat edilmesi

    Zehirlenmeleri Önlemek İçin Çocuğunuza Neleri Öğretmelisiniz?

    • İlaçların şeker olmadığı
    • Yalnızca hasta olduğunda ve büyükler verdiği zaman ilaçların alınabileceği
    • Bulaşık ve çamaşır makinelere deterjan koyup makineyi çalıştırmanın büyüklerin işi olduğu
    • Üzerinde etiket olmayan şişelerden bir şey içmemesi ve bunlarla oynanmaması gerektiğini öğretmelisiniz.
  • Gülmeye ek olarak mutluluk, heyecan, istek gibi duygularını yüz ifadesi ile gösterebilir.
  • “Aa, uu” sesleri çıkarır, kahkaha atabilir.
  • Başını dik tutabilir, yüzüstü başını 90° kaldırabilir.
  • Ellerini açık tutar, kollarını istediği nesneye doğru hareket ettirerek uzanır, ellerini birleştirebilir.
  • Uzun süreli, anlamlı göz teması kurar, heyecanını, huzursuzluğunu yüz ifadesi ile belirtebilir, karşılıklı ilişki kurmak istediğini bakarak, gülerek, uzanarak gösterir.
  • Oynandığında sesler çıkarır, oyuncaklara uzanır ve yakalar, ağzına götürür.

hsgm yaniklarYanıklar Neden Önemlidir, Hangi Etmenlerle Olur?

Yanıklara bağlı ölümler, kaza sonucu ölümler arasında 3. sıklıkta görülmektedir. Tüm yanık vakalarının %70’i ilk 6 yaş içinde olur.

Yanık Türleri

  • Isı yanıkları 
    • Yaş ısı (buhar, her türlü kaynayan sıvı -su, yağ) 
    • Kuru ısı (sıcak metaller, ütü, alev, güneş) 
  • Elektrik yanıkları 
  • Kimyasal yanıklar 

 

Çocuklarda Yanıklara Bağlı Yaralanmaları Önlemek İçin Fiziksel Çevre Nasıl Düzenlenmelidir?

  • Soba ve şömine çevresine engelleyici bariyer konmalı 
  • Mobil ısıtıcılar yol üstüne konmamalı
  • Isıtıcılar uyurken çocuğun odasında bırakılmamalı 
  • Mutfak tüpü ve mobil tüp gazlar kilitli dolapta tutulmalı
  • Şofben veya termosifon yükseğe monte edilmelihsgm yaniklar3
  • Tezgâh seviyesi üzerine yerleştirilen fırınlar tercih edilmeli
  • Yatak odaları ve oturma odasına yangın detektörleri yerleştirilmeli
  • Musluktan akan sıcak su en çok 50°C olacak şekilde ayarlanmalıdır 

Çocuklarda Yanıklara Bağlı Yaralanmaları Önlemek İçin Geliştirilmesi Gereken Alışkanlıklar Nelerdir?

  • Çocuğun soba, şömine yanında, mutfakta sıcak fırın yanında, mutfakta ocakta yemek yaparken, banyoda akan sıcak su yanında yalnız bırakılmaması
  • Kibrit, çakmak, mum, kandil, mobil ısıtıcılar, ütü, su ısıtıcıları ve elektrik kablolarının ulaşılamaz yerlerde tutulması
  • Sıcak bir şeyler içerken veya taşırken bebeğin kucakta tutulmaması
  • Çocuğun kolayca çekebileceği masa örtüsü yerine kaymayan servis peçetelerinin kullanılması
  • Sıcak içecek ve yiyecek bulunduran kapların ve çaydanlığın masa, sehpa ve tezgâhın köşelerinden uzağa konması
  • Çocukların oynadığı yerlerde elde sıcak içecek ile dolaşılmaması (Örneğin; çocukların olduğu ortamda misafirlere soğuk içecekler ikram edip çay servisi için çocukların uyumasının beklenmesi) 
  • Yemek pişirirken ocağın arka kısmının kullanılması ve sıcak kapların saplarının arka tarafa çevrilmesi
  • Çocukların otomobilde tek başına bırakılmaması (özellikle sıcak havalarda)

Yanıklara Bağlı Yaralanmaları Önlemek İçin Çocuğunuza Neleri Öğretmelisiniz?

  • Sıcağın ne olduğu
  • Isıtan her şeyin yakabileceği
  • Çakmağın oyuncak olmadığı
  • Güneşe çıkarken şapka ve güneş gözlüğü takılması,  güneşten koruyucu kremlerin sürülmesi
  • Yangın durumunda neler yapılması gerektiği

Çocuklarda Elektrik Çarpmasına Bağlı Yaralanmaları Önlemek İçin Fiziksel Çevre Nasıl Düzenlenmelidir?hsgm yaniklar1

  • Prizlere emniyet tıkaçları veya kapakları konmalı 
  • Zarar görmüş veya yıpranmış elektrik kordonları değiştirilmeli
  • Üçlü prizler kullanılmamalı
  • Elektrik kordonları halının altından dolaştırılmamalı
  • Uzatma kordonları, bağlı oldukları aleti taşıyabilecek güçte olmalı
  • Tüm gece lambaları yataklardan ve perdelerden uzağa yerleştirilmeli
  • Elektrikli aletler banyoda bulundurulmamalı
  • Islak ortamda elektrikli cihaz çalıştırılmamalı

Çocuklarda Elektrik Çarpmasına Bağlı Yaralanmaları Çnlemek İçin Geliştirilmesi Gereken Alışkanlıklar Nelerdir?

  • Çocuğun elektrikli aletlerin kullanımda olduğu alanlarda yalnız bırakılmaması
  • Ütünün ve diğer elektrikli aletlerin kabloları, cep telefonlarının, oyuncakların şarj aletlerinin ulaşılamaz yerlerde tutulması
  • Kullanılmayan elektrikli aletlerin kablolarının fişten çekilmesi
  • Elektrikli aletlerin ve mobil ısıtıcıların kendilerinin ve kablolarının oyun alanlarında bırakılmaması
  • Sigorta kutusunun yerinin bilinmesi, kolaylıkla ulaşılabilmesi
  • Yedekte sigorta bulundurulması
  • Evin elektrik işleri için profesyonel elektrikçilerden yardım istenmesi

hsgm yaniklar2Elektrik Çarpmasına Bağlı Yaralanmaları Önlemek İçin Çocuğunuza Neleri Öğretmelisiniz?

  • Elektrik prizleri ile oynanmaması
  • Şarj aletlerinin oyuncak olmadığı
  • Elektrikli aletlerin ıslak elle tutulmayacağı
  • Televizyon, video ve müzik setinin oyuncak olmadıkları
  • Fişleri prizden çekerken kablosunun değil fişin kendisinin tutulması gerektiği
  • Yanan lambalardaki ampullerin sıcak olduğu
  • Sokakta oynarken gerilim hatlarından uzak durulması 
  • Kucaklandığında rahatlar
  • Mutluluk, huzursuzluk, açlık için farklı sesler çıkarır
  • Sese tepki verir, dinler, bakar
  • Yüzüstü başını kaldırır, başını çevirir
  • Sağ, sol kol ve bacaklarını eşit oynatır
  • Ellerini çoğunlukla açık tutar
  • Karşısındakinin yüzüne bakar ve hareketlerini izler
  • Karşılıklı gülümser, oyunlara hareketlenir, karşılık verir

Gelişimini nasıl desteklersiniz?

  • Anne karnından sonra, dış ortama alışması zaman alacaktır. Dünyayı sizinle keşfedecektir. Kokunuz, sesiniz, yüzünüzden sizi tanır
  • Şefkatli bakımınız, ağlayınca yanıtlamanız, sıkıntısını giderip kucaklamanız, onu yatıştıracağınıza güvenmesi sağlar, bu sayede istediğinde sizinle ilişkiye geçebileceğini öğrenir
  • Doğumdan itibaren sizi görür, işitir, size doğru dönebilir, ağlayarak kendini anlatır ve farklı sesler çıkarabilir
  • Yüz yüze konuşup, çıkardığı sesleri tekrarlamanız, ninni, şarkı söylemeniz konuşmasını başlatacaktır.
  • Dünyayı tanımak ister ve öğreneceği çok şey var. Ellerini keşfetmesi uzanmanın başlangıcıdır. En duyarlı tanıma organı ağzı olduğundan ellerini serbest bırakmanız, güvenli nesneleri ağzına götürmesini engellememeniz öğrenmesini kolaylaştırır.
  • Başını kaldırıp çevresini görmeye, sırtını güçlendirip oturmaya çalışır
  • Kucakta, sırtta taşıyıp, başı ve beline yastık koyup yarı oturur tutmanız, uyumadığında sırtının güçlenmesi için yüzükoyun oynamasına fırsat vermeniz onu destekleyecektir.

hsgm bogulma1Boğulmalar Hangi Nedenlerle Olabilir? 

  • Suda boğulma 
  • İp, kordon ile asılma ve boğulma
  • Küçük çocuklarda yabancı cisim ile boğulma 

Çocuklarda Boğulmaları Önlemek İçin Fiziksel Çevre Nasıl Düzenlenmelidir?

Suda boğulmaları önlemek için

  • Banyo ve tuvalet kapıları her zaman kapalı tutulmalı  
  • Bahçede havuzun çevresine koruyucu bariyer yapılmalı

İp, kordon ile asılma ve boğulmaları önlemek için

  • Bebek karyolalarında uzun ipli, kurdeleli süsler kullanmaktan kaçınılmalı
  • Bebek karyolaları perde kordonlarından uzağa yerleştirilmeli
  • Bir yaşından küçük çocukların yatak ve yorganlarında kullanılan malzeme çocuğun ağzını kapatabilecek şekilde ve çok yumuşak olmamalı 

Küçük cisimler ile boğulmaları önlemek için

(Sert besinler, küçük oyuncak parçaları, plastik torbalar vb.) 

  • Çocuğun yaşadığı ortamda yalnızca yaşına uygun oyuncakların bulundurulmalı
  • Oyuncaklar çocuğun ağırlığı ve boyu dikkate alınarak seçilmeli 
  • Küçük çocuğu olan aileler küçük parçalı veya parçalanabilen oyuncaklar almamalı 
  • Büyük çocuklar için tasarlanmış oyuncaklar küçük çocukların ulaşamayacakları yerlerde saklanmalı
  • Çocuğun oyuncakları kırık parçalar, yıpranmış sivri yüzeyler ve ayrılabilen küçük parçalar yönünden sürekli kontrol edilmeli
  • Çocuk oyuncaklarının ambalajlarında bulunan plastik torba, tel şeritler ve yapıştırıcı bantlar çocuğun odasında bırakılmamalı
  • İğne, bozuk para, düğme, pil, çivi ve plastik torbaların saklandığı çekmecelere emniyet kilidi konmalı

hsgm bogulma1Çocuklarda Boğulmaları Önlemek İçin Geliştirilmesi Gereken Alışkanlıklar Nelerdir?

Suda boğulmaları önlemek için

  • Banyoda, havuz kenarında, dolu kova ve küvet yanında, denizde çocuğun yalnız bırakılmaması
  • Banyo küvetine önce soğuk suyun konması
  • Banyo sırasında telefona bakılmaması 
  • Banyo sonrasında küvetin hemen boşaltılması
  • Banyo sırasında başka, büyük bir çocuğa gözetim için güvenilmemesi 
  • Çocuk havuzda yüzerken, oynarken mutlaka erişkin gözetiminde olması

İp, kordon ile asılma ve boğulmaları önlemek için

  • Perde kordonlarının düğümlenerek yüksekte tutulması
  • Çocukların giysilerinde uzun sarkık ipler, kurdeleler, süsler olmamasına dikkat edilmesi
  • Özellikle oyun oynayacağı zaman çocuklara sade giysiler giydirilmesi
  • Bebek arabasına veya karyolasına balon bağlanmaması
  • Balon iplerinin 30 cm’den kısa olması veya ipli değil kısa çubuklu balonların tercih edilmesi
  • Bebeğin uyurken sırtüstü pozisyonda yatırılması

Küçük cisimler ile boğulmaları önlemek için

  • Yemek yerken çocuğun yalnız bırakılmaması
  • Fındık-fıstık gibi kuruyemişler, iğne, bozuk para, düğme, pil, çivi, plastik torbalar, küçük parçalı oyuncakların ulaşılamaz yerlerde tutulması
  • Havuç ve elmanın rendelenerek, ezilerek veya pişirilerek küçük çocuğa verilmesi
  • Çocuklara etin küçük parçalara bölünerek ve küçük kemikleri özenle ayıklanarak verilmesi
  • Küçük çocuğu daha büyük bir çocuğun beslememesi
  • Oyuncakların çocuğun yaşına uygun seçilmesi
  • Küçük parçalı oyuncakların 3 yaşın altında çocuklara verilmemesi
  • Büyük çocuğun oyuncaklarının küçük çocuğun ulaşamayacağı yerlerde tutulması
  • Plastik torbaların ortadan bir düğüm atarak saklanması veya atılması

Boğulmaları Önlemek İçin Çocuğunuza Neleri Öğretmelisiniz?

  • Uygun yaşa geldiğinde yüzme (5 yaştan itibaren)
  • Yüzme bilse bile erişkin gözetimi altında değilse havuzda ya da denizde oyun oynanmaması
  • Kolye, tespih gibi eşyaların oyuncak olmadığı
  • Yerken ve içerken oturmaları ve yutarken konuşmamaları 
  • Bazı oyuncakların büyük çocuklar için, bazı oyuncakların küçük çocuklar için uygun olduğu
  • Plastik torbaların oyuncak olmadığı
  • Büyük çocuklar için patlamış balon parçalarından tekrar balon yapmanın tehlikeleri

hsgm bebek disBebeğin gözlerine ayrıca bir bakım yapılmasına gerek yoktur. Gözlerinde çapaklanma olursa kaynamış soğumuş su ve temiz bir bez ile silebilirsiniz. Aşırı çapaklanma ya da akıntı varsa bebeği doktora götürmelisiniz.

hsgm isitmetarama1Okul Çağında İşitme Taraması Neden Yapılmalıdır?

İşitme sadece bebeklik döneminde değil çocukluk döneminin her evresinde büyük bir öneme sahiptir. İşitme kayıpları; enfeksiyonlar, travmalar ve ilerleyici işitme kaybı yapan kalıtsal hastalıklara bağlı olarak, doğum sonrası dönemde de ortaya çıkabilmektedir.  İşitme, eğitim ve iletişim için en önemli bileşendir. Okul döneminde daha da önemli hale gelmektedir. Çocuklardaki işitme kaybı, eğer gerekli tıbbi ve eğitim desteği sağlanamazsa okul başarısını olumsuz yönde etkiler. Tarama programının amacı; okul çağı çocuklarda görülen işitme kaybını erken dönemde saptamak, tanılamak ve rehabilitasyonunu sağlamaktır. 

Okul Çağı İşitme Taraması Nerede ve Kimler Tarafından Yapılır?

İlköğretim 1. sınıflara tarama odyometrisi testi kullanılarak, sağlık personeli tarafından okullarda yapılmaktadır.

Tarama Sonucunda İşitme Kaybı Şüphesi Olan Çocuklara Neler Yapılır?

Tarama sonucunda işitme kaybı şüphesi olan çocuklar, ildeki kulak burun boğaz uzmanlarına sevk edilmektedir. Daha ileri tetkik ve tedavi gerektiren olgular ise kulak burun boğaz uzmanları tarafından, bir üst seviye merkezlere yönlendirilmektedir. 

Taramada şüpheli çıkan çocuklar için ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri sunulan merkezlerin listesine ulaşmak için tıkklayınız.

gobek kordonuGöbek bağı normalde 7 - 14 günde düşer. Alt bezini göbek bağının üzerine gelecek şekilde bağlamayın ve kuru tutun, doktorunuz söylemedikçe herhangi başka bir şey sürmenize gerek yoktur.

Bu süre içerisinde bebek göbek ıslatılmadan yıkanabilir. Ancak göbek ıslatılmadan banyo yaptırmak güç olabileceğinden en güvenli yol göbek düşene dek bebeğin silinerek temizlenmesidir.

Çocuklar İçin Taşıt Güvenliği Nasıl Sağlanır?

Doğru şekilde yerleştirilen çocuk koruma sistemi ölümcül yaralanmaları %75 azaltır. Bütün çocuklar için boy ve kilolarına uygun koltuk ya da yükseltici kullanılmalıdır.

  • Bebek 2 yaşından küçük ise yüzü arkaya bakacak şekilde araba koltuğunda oturmalıdır .
  • Çocuk 2-4 yaş arasında ise yüzü öne bakacak şekilde araba koltuğunda oturmalıdır.
  • Çocuk 4-8 yaş arasında ise araba koltuğu ya da yükseltici ile oturmalıdır.
  • Çocuk 8-12 yaş arasında ya da boyu 145 cm ise erişkin tipi emniyet kemeri kullanabilir.
  • 12 yaşından küçük çocuklar ön koltukta oturamaz. 
  • Bebek ve çocuklar arabada yalnız bırakılmamalıdır.

hsgm tasit guvenligi    hsgm tasit guvenligi1   hsgm tasit guvenligi2

bebek alerji1Alerji, aslında zararsız olan bir etkeni, vücudun yabancı ve tehlikeli bir madde olarak algılaması ve buna tepki vermesidir. Alerjen olarak adlandırdığımız bu maddeler ile (ev tozu akarları, polenler, besinler vb) normal insanlar karşılaştığında herhangi bir problem yaşamaz iken, alerjik kişiler bu alerjenleri kendine “tehdit” olarak algılayıp tepki gösterirler. Sonucunda da vücudumuzun farklı organlarında alerjik bulgular ortaya çıkar.

Alerjik rinit burnun, alerjik konjunktivit gözün, alerjik astım alt solunum yollarının ve ürtiker (kurdeşen, dabaz) ya da egzema derinin etkilenmesi ile ortaya çıkan alerjik hastalıklardır. Ayrıca besin, ilaç ve böcek alerjileri ile de sık karşılaşılabilir.

Alerjik hastalıklar çoğunlukla kendini aşağıdaki belirtiler ile gösterir:

  • Ciltte kaşıntı
  • Ciltte kızarıklık, kabarma ve şişlik
  • Egzema
  • Tekrarlayan kuru öksürük ve hapşırık
  • Nefes darlığı
  • Hırıltılı nefes alma
  • Burun akıntısı, kaşıntı ve tıkanıklık
  • Gözlerin yaşarması, kızarması ve kaşınması
  • Karın ağrısı
  • İshal, kusma
  • Gaitada kan ya da mukus varlığı

Alerjik rinitli hastalarda başlıca belirtiler; art arda hapşırma, burun-boğazda sulu akıntı–kaşıntı ve burun tıkanıklığıdır. Hastaların bir kısmında gözlerde sulanma ve kaşıntı ile karakterize konjunktivit tablosu gelişir. Neden olan alerjenler çoğunlukla ev içinde küf mantarları ve akarlar, ev dışında ise polenlerdir. 

Alerjik hastalıklarda çocuğun alerjiye neden olan etkenlerden uzaklaştırılması önemlidir. Örneğin polen sezonunun yoğun olduğu bahar aylarında dışarıda daha az vakit geçirebilirsiniz.

Çocuğun yaşam alanında bulunan halılar alerji, hijyen ve temizlik açısından çok uygun değildir. Ahşap veya mantar parkeler hem sıcaklık, hem yumuşaklık hem de hijyen açısından daha kullanışlıdır. Oyuncakların zehirli kimyasallar içermemesine dikkat edilmelidir. Alerjik astımı olan çocuklar için tüylü oyuncaklar uygun değildir. Çocuğun bulunduğu ortamda asla sigara içilmemelidir. Bu önlemlerin sürekli olması yaşam alanınızı buna göre düzenlenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Çocuğun odasında yağlı boya yerine çabuk kuruyan, koku bırakmayan ve bakteri barındırmayan su bazlı boyalar kullanılmalıdır.

Bunun dışında ilaç kullanılması da gerekebilir. Bunun için doktorunuza başvurun. Doktorunuzun önerileri doğrultusunda korunma önlemlerine uyulması ile başarı sağlanabilir.

 

hsgm dusme1Düşmeler Neden Önemlidir? 

Emekleme döneminden itibaren en sık karşılaşılan yaralanmadır. Acil servislere yapılan başvurular arasında evde olan yaralanmalar en fazla sayıya sahiptirler, evde olan yaralanmaların çoğu düşmelerdir. Çocuğunuzun pencere aralığından, kapı boşluğundan düşmesi için sadece 10-15 cm lik bir açıklık yeterlidir 

Çocuklarda düşmelere bağlı yaralanmaları önlemek için fiziksel çevre nasıl düzenlenmelidir?

  • Pencere ve kapılara emniyet kilitleri konulmalı 
  • Merdiven başlarına emniyet kapısı konulmalı 
  • Çocuk karyolasında parmaklık olmalı, parmaklıklar arasındaki mesafe başın giremeyeceği kadar dar olmalı (en çok 6 cm)
  • Sehpa ve masaların keskin kenarları kapatılmalı, yerleri değiştirilmeli veya çocuklar büyüyene kadar tamamen ortadan kaldırılmalı
  • Mobilyalar pencerelerden uzağa yerleştirilmeli 
  • Televizyon, kitaplık, dolap gibi eşyalar duvara monte edilmeli ya da ulaşıp kendisine zarar vermemesi için gerekli önlemler alınmalı
  • Cam kapılar renkli yapıştırmalar ile görünür hale getirilmeli
  • Yürüteç kullanılmamalı 
  • Banyoda duş veya küvet zemininde kaymayı engelleyen özel malzeme kullanılmalı 
  • Duş veya küvet içinde çocuğun boyuna uygun tutunma demiri kullanılmalı  
  • Bahçe kapısına emniyet kilidi konmalı, kapı her zaman kapalı tutulmalı
  • Toplanabilecek veya kayabilecek tipteki küçük halı ve kilimlerin altına kaymasını engelleyecek materyaller konulmalı 
  • Koridorlar yeterli aydınlatılmalıdır.

Çocuklarda Düşmelere Bağlı Yaralanmaları Önlemek İçin Geliştirilmesi Gereken Alışkanlıklar Nelerdir?hsgm dusme

  • Çocuğun yatakta, balkonda, banyoda, mutfakta, bezini değiştirirken, yürüteçte, bahçede, salıncakta, kaydırakta yalnız bırakılmaması
  • Bebeklerin düşemeyecekleri yerlere konması
  • Ana kucağının yer seviyesinden yükseğe konmaması
  • Bebeğin bezinin yerde değiştirilmesi
  • Banyoda kapıların kapalı tutulması
  • Klozet kapağının kapalı tutulması
  • Duş veya küvet zemininde sabun veya şampuan bırakılmaması 
  • Evde, bahçede oyuncakların ve küçük ev ve bahçe aletlerinin ortadan kaldırılması
  • Yere dökülen sıvıların hemen silinmesi
  • Merdivenler üzerinde oyuncak, kaygan maddeler bulundurulmaması

Düşmelere Bağlı Yaralanmaları Önlemek İçin Çocuğunuza Neleri Öğretmelisiniz?

  • Yatakların üzerinde oyun oynanmaması ve zıplanmaması gerektiği
  • Mutfak, banyo ve tuvalette oyun oynanmayacağı 
  • Ellerinde makasla, bıçakla veya ağızlarında bardak ile koşmanın tehlikeleri 
  • Merdivenlerde koşulmayacağı
  • Evin bahçesinde oyun oynamak için uygun olan yerlerin neresi olduğu
  • Bahçedeki oyuncaklarla oynarken risk almanın tehlikeleri
  • Bisiklete binmenin, paten kaymanın nasıl güvenli kılınabileceği
  • Bindikleri bisiklet, paten ya da kaykay gibi oyuncakların yaşlarına ve gelişimlerine uygun büyüklükte olması

idrar kacirma1İdrar kaçırma, çocukluk döneminde çok sık rastlanan bir durumdur. Çocuklarda alt ıslatma, yalnızca gece ya da hem gece hem de gündüz şeklinde görülebilmektedir. Sağlıklı çocuklarda gündüzleri idrar kontrolü 2-4 yaş arasında sağlanabilirken, gece idrar tutma kabiliyeti 3-5 yaş aralığında başlamaktadır. 5 yaşındaki çocukların %15’i, 15 yaşındaki çocukların ise %1’i gece idrar kaçırmaktadır. Gece idrar kaçıran çocukların bir kısmında yaş ilerledikçe şikayetler kendiliğinden azalarak ortadan kalkar.

Çocukların dört-beş yaşına kadar, gece altını ıslatmaları normaldir. Bundan sonra da gece altını ıslatmaları sürerse nedenini araştırmak gerekir. Bir doktora başvurarak doğuştan bozukluk ya da idrar yollarında iltihap gibi bir hastalık olup olmadığı araştırılmalıdır. Tuvalet eğitiminde hatalı tutumlar, tuvalet eğitimine erken başlanması ve çocuğun başarısızlığı, çocuğun idrar kaçırmasına aşırı tepki gösterilmesi, yeni bir kardeşin doğması, çocuğun ilgiyi tekrar üzerine toplayabilmek için kardeşine özenerek altını ıslatmasına neden olabilir. Hastaneye yatma, anneden ayrılma, yuva veya okuldaki stresler de gece altını ıslatma nedenlerindendir.

hsgm cocukizlemÇocuk/Ergen Sağlığı İzlemi Nedir?

0-18 yaş grubu arasında yer alan bebeklerin, çocukların ve ergenlerin, fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir sağlık ve iyilik hali içinde olup olmadığının değerlendirilmesidir. 

Çocuk/Ergen  Sağlığı İzlemi Neden Önemlidir?

İzlemler aracılığıyla, 0-18 yaş grubundaki bebeklerin, çocukların ve ergenlerin sağlıklarını korunmakta ve bu yaş grubunda görülebilen hastalıkların, sakatlıkların ve ölümlerin azaltılması ve önlenmesi sağlamaktadır. 

Çocuğum Hasta Olmasa da Aile Hekimime Götürmeli Miyim?

Evet, bebeğiniz/çocuğunuz hasta olmasa da büyümenin hızlı olduğu ve gelişiminin izlenip desteklenmesi gereken dönemlere göre ayarlanmış olan periyotlarda aile hekiminize götürmeli ve mutlaka izlemlerini yaptırmalısınız.

Aile Hekimime Çocuğumu Ne Zaman Götürmeliyim? İzlem Zamanları Nelerdir?

Bakanlığımız tarafından yürütülmekte olan Bebek, Çocuk, Ergen İzlemleri Programı kapsamında aile hekimlerince yapılması gereken ve zorunlu olan asgari izlem zamanları ve aralıkları aşağıda yer almaktadır.

Çocuk izlem zamanları;

1.İzlem: 12. ay izlemi (zaman aralığı: 365.gün-394. Gün)

2.İzlem: 18. ay izlemi (zaman aralığı: 17.-19. ay) - (481. gün-570. gün)

3.İzlem: 24. ay izlemi (zaman aralığı: 23.-25. ay) - (661. gün- 760. gün)

4.İzlem: 30. ay izlemi (zaman aralığı: 29.-31. ay) - (841. gün-930. gün)

5.İzlem: 36. ay izlemi (zaman aralığı: 35.-37. ay) - (1021. gün-1110. gün)

6.İzlem: 48 ay izlemi (zaman aralığı: 45.-51. ay) - (1321. gün-1530. gün)

8.İzlem: 60. ay izlemi (zaman aralığı: 57.-63. ay) - (1681. gün-1890. gün)hsgm cocukizlem1


Yukarıda yer alan izlem zamanları dışında hekiminizce her hangi bir risk tespiti durumunda ya da gerek gördüğü hallerde izlem sıklığı artırılabilir ve niteliği değişebilir.Bu izlem zamanlarına ek olarak 6-19 yaş grubunda her yıl, yılda en az 1 kez aile hekimince izlem yapılmalıdır.

Çocuğumu Aile Hekimime İzlemler İçin Götürdüğümde Ücret Öder Miyim?

Aile hekimi takibinde yaptıracağınız tüm izlemler ücretsizdir.

Çocuğumu Aile Hekimime İzlemler İçin Götürdüğümde Ne Tür İşlemler Yapılmaktadır?

İzlemlerde yapılması gereken işlemler Bebek, Çocuk, Ergen İzlem Protokollerinde belirlenmiştir. Protokoller, yaş gruplarına göre yapılması ve sorgulanması gerekenleri içerir.

Aile Hekiminizde İzlemlerde Yapılan İşlemler için pdftıklayınız.

hsgm sunnetPenisin ucunda, idrar çıkış deliğini kapatan ve o bölgede kapalı boşluk oluşturan cilt katlantısının kesilerek alınmasıdır.

Çocuğun sünnetini, psikolojik gelişimi sürecinde ya doğumdan sonra ilk 6 ay içinde ya da 8-9 yaşından sonra yaptırmanız uygundur. Her yaşta sünneti çocuk için travma haline dönüştürmeden, korku yaşamasına izin vermeden yapmak gerekir. Sünnet cerrahi bir işlemdir.

Acil bir sebep yoksa soğuk algınlığı vs. durumlar iyileştikten sonra yapılmalıdır. Sünnetin kesinlikle yapılmaması gereken en önemli durum hipospadias varlığıdır. Halk arasında "peygamber sünneti" denilen bu durumda idrar çıkış deliği doğuştan olması gerektiği yerde değildir. Çocuğun ileriki yaşamında problemler yaşamaması için bu anormalliğin düzeltilmesi gerekir. Bu durumda doktorunuza başvurun.

 

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Nedir? 

SMA, ilerleyici kalıtsal bir kas hastalığıdır. Vücudumuzun kas hareketlerini kontrol eden, omurilikte ön boynuz motor nöron hücrelerinin etkilenmesi sonucunda kuvvetsizlik, beslenme ve solunum problemleri ortaya çıkar. İlerleyen dönemlerde değişen derecelerde eklem hareketlerinde kısıtlılık (kontraktürler), omurga deformiteleri (skolyoz), görülebilir.

İstemli kas hareketlerinde kuvvetsizlik ve kas erimesi olur. Görme, işitme ve bilişsel fonksiyonlar etkilenmez. Başlama yaşı ve kazanılan motor gelişim basamağına göre farklı tipleri vardır. 

Bulguların başladığı dönemde tanı alan ve izlenen hastaların uzun dönem tedavi altında izlenmesi gerekir. Tedaviye verilen yanıt bireysel farklılıklar gösterebilir. SMA hastalığı motor nöronlar dışında diğer organları da ilgilendiren ağır bir hastalık halinde olabilir.

İnsanlarda bir özelliğe ait genlerden iki adet bulunur; biri anneden, diğeri babadan geçer. Anne ve babadan geçen genlerden biri değişikliğe uğramışsa kişi taşıyıcı olur. Taşıyıcılık hayat boyu devam eder. En sık görülen hastalık formu çekinik genle kalıtılır, bu da hastalığın ortaya çıkması için hem anne hem de babadan aktarılan genlerde hastalığı belirleyen değişikliğin bulunması anlamına gelmektedir. 

SMA hastalığı 1/40-60 oranında taşıyıcı oranına sahip bir hastalıktır. SMA taşıyıcılığı için yapılan geniş, çok uluslu ve veri sayısı fazla olan bir çalışmada, görülme sıklığı 11.000 bin doğumda 1 bulunmuştur. Ülkemizde SMA hastalığının görülme sıklığı ve taşıyıcılık oranları net olarak bilinmemekle birlikte, son yıllarda yaklaşık 1.200.000/yıl canlı doğum gerçekleştiği göz önünde bulundurulduğunda, yıllık yeni vaka sayısının 130-180 (ortalama: 150) arasında olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde yaklaşık 3000 SMA hastası izlenmektedir.

Bu rakamlarla rastlantısal olarak SMA taşıyıcısı olan iki bireyin evlenme olasılığı çok yüksektir. SMA hastalığı taşıyıcısı olan baba ve annenin her gebelik için çocuklarının;

    • %25’i SMA hastalığına sahip olur.
    • %50’si taşıyıcıdır.
    • %25’i hastalığı taşımaz ve sağlıklıdır.

sma

 

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Nasıl Teşhis Edilir?

SMA tanısı öykü, belirtiler ve klinik bulgularla birlikte muayene bulgularına dayanır. Kesin tanı genetik analiz ile konur.

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Taşıyıcı Taraması için nereye başvuru yapılır?

Başvuru ve kan alınması kişinin bağlı bulunduğu aile hekimliğinden yapılacaktır. 

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Taşıyıcı Taraması Kimlere Yapılır?

SMA Taşıyıcı Taraması evlilik öncesi sağlık raporu almak için başvuran çiftler ve halen evli olan çiftlerden de talep edenler için yapılır. 

Hamileyim Ücretsiz SMA Taşıyıcı Taraması Yaptırabilir miyim?

Gebeliğinizin ilk 3 ayı içindeyseniz aile hekiminize başvurarak ücretsiz tarama testi yaptırabilirsiniz. Ancak gebeliğin 3. ayından sonra test yapılmasının bir anlamı olmayıp tıbbi genetik uzmanına başvurmanız gerekmektedir. Tıbbi genetik uzmanı risk durumunuzu değerlendirerek sizi yönlendirecektir.

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Taşıyıcı Taraması Nasıl Yapılır?

Tarama için öncelikle erkek eş/eş adayından örnek alınır. Erkek eşin/eş adayının tetkik sonuçlarında şüpheli pozitif bir sonuç yoksa kadın eş/eş adayından kan alınmaz. Eğer erkek eş adayında şüpheli sonuç çıkarsa mutlaka kadın eş/eş adayına da tarama testi uygulanır.

SMA taramasında her ikisi de taşıyıcı şüpheli çıkan çiftler ileri tetkik ve genetik danışmanlık için tıbbi genetik uzmanına başvurmalıdır. Burada genetik testlerle taşıyıcılık varlığı kesin olarak saptanacak ve sağlıklı çocuk sahibi olmak amacıyla çift için uygun olan yöntem belirlenecektir. (Ruhsatlandırılmış Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri için tıklayınız).

Tarama Testinin Sonucu Kesin midir?

SMA hastalığının genetiği oldukça karmaşıktır. Bu nedenle ve uygulanan tarama yöntemine bağlı olarak, tarama testi taşıyıcı olsanız da %5 oranında tespit edilemeyebilir. Tüm diğer genetik testlerde olduğu gibi, örnek analizinde küçük bir başarısızlık veya hata olasılığı mevcuttur. Bu durumlar teknik ya da kişinin DNA’sında görülen nadir varyantlarla ilişkili olabilmektedir. Bu durumlarla karşılaşmamak için geniş önlemler alınmakla birlikte 100% garanti verilemez.  

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Taşıyıcı Taraması İçin Alınan Kanlar Nerede Çalışılır?

Alınan kan örnekleri İl Sağlık Müdürlüklerince belirlenen günlerde Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan tarama laboratuvarına gönderilecektir.  

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Taşıyıcı Tarama Sonuçlarını Nereden Öğrenebilirim?

E-Nabız üzerinden raporlarım sekmesinden sonuç raporu görüntülenebilmektedir.

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Taşıyıcı Taraması İçin Hastanelerde Kan Alıyor mu?

Başvuru ve kan alımı sadece aile hekimliklerinde yapılmakta olup, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan tarama laboratuvarında çalışılmaktadır. 

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Taşıyıcı Taraması Sırasında Tüm Genetik Profilim Çıkarılacak mı?

SMA taraması, sadece kan örneğinden elde edilen DNA materyalinde uygulanan Gerçek-zamanlı kantitatif Polimeraz Zincir Reaksiyonu (qPZR) tekniği ile SMN1 geni 7. ekzon dozundaki değişikleri tespit etmeye yöneliktir. Bunun dışında bir bölgeye bakılmaz. Bu nedenle tüm genetik profilin çıkarılması mümkün değildir. Ayrıca test bitiminde alınan biyolojik örnekler imha edilmektedir.

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Taşıyıcı Taraması için Ücret Ödeyecek miyim?

SMA Taşıyıcı Taraması ücretsiz olarak yapılmaktadır.

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Taşıyıcılığı Evliliğe Engel Bir Durum mudur?

Kesinlikle evliliğe engel bir durum değildir. Evlilik öncesi yapılan testin amacı evlenmeyi engellemek değil, taşıyıcılığın tespit edilmesi ve hasta çocukların doğmasını önlemektir.

Spinal Musküler Atrofi (SMA) Taşıyıcılığında Sağlıklı Bir Bebek Doğabilir mi?

Çiftler evlilik öncesi tarama ile her iki adayın da taşıyıcı olduğunu öğrenirlerse öncelikle genetik danışmanlık almalıdır. Genetik danışmanlık ile çiftlere bebek sahibi olmayı düşündüklerinde sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için sahip oldukları seçenekler ve bu seçeneklere nerede, nasıl ulaşabilecekleri anlatılır.

Taşıyıcı çiftler prenatal tanı dediğimiz yöntemleri kullanılarak sağlıklı bir bebek sahibi olabilirler. Her ikisi de taşıyıcı olan çiftlerin; sperm ve yumurtaları ayıklanıp, sağlam dokular birleştirilip, tüp bebek yöntemiyle rahime yerleştirilir. Bu yöntem; hasta çocuğu olup, kök hücre nakli amacıyla doku uyumlu kardeş yapmak isteyen çiftler içinde kullanılabilir.   

hsgm bebek konak1Bebeklerde sık görülen cilt problemlerinden biri de konak oluşumudur. Kafa derisinde oluşan kepek benzeri bu sarı kabuklar, bir hijyen problemine işaret etmez, kafa derisi daha yağlı olan bebeklerde görülür. Vücutta başka kızarık ve kabuklanmalar eşlik etmiyorsa zararsızdır. Konak, zeytinyağı ile yumuşak tutulduğu, el veya tarak ile kaldırılmadığı sürece bebeğe rahatsızlık ve ağrı vermez. Genelde kendi kendine dökülür. Banyo öncesi yağ ile yumuşak bir masaj uygulayarak dökülmesi kolaylaştırılabilir.

Hemoglobin Nedir?

Kırmızı kan hücrelerinde (alyuvarlarda) bulunan, demir açısından zengin bir proteindir. Bu protein vücuda oksijen taşınmasından sorumludur. Hemoglobinin başlıca görevi, oksijeni akciğerlerden vücudun diğer dokularına taşımaktır. Böylece hücreler görevlerini düzgün bir şekilde yerine getirir. Hemoglobinin bir diğer görevi ise, hücrelerdeki karbondioksiti akciğerlere geri götürmektir. 

Hemoglobinopati Nedir? 

Vücudumuzda önemli bir işleve sahip hemoglobinlerin kalıtsal olarak geçen genlerde bir değişime uğraması ve işlevinin bozulmasına Hemoglobinopati adı verilir. Hemoglobinopatilerin birçok çeşidi vardır. Akdeniz ülkeleriyle birlikte ülkemizde sık görülen, toplumda en yaygın olarak bilinen ve Talasemi (Akdeniz Anemisi) ve Orak Hücreli Anemidir.

Talasemi ve Orak Hücreli Anemisi bulaşıcı değildir, temasla ya da başka bir şekilde bulaşmaz, kalıtsal bir özelliktir.

Orak Hücreli Anemi Nedir?

Hemoglobinin bir bölümü alyuvarları sert ve orak şekline dönüştüren çubuk benzeri yapılar oluşturur. Bu hücreler küçük kan damarlarını tıkayarak bazı organların ya da dokuların yeterli oksijen almasını engeller. Bu durum, şiddetli ağrı ataklarına neden olabilir. Hemoglobin genindeki bir değişimden kaynaklanmaktadır. Bu durumda alyuvarlar yeterli oksijeni taşıyamazlar.

Orak Hücreli Anemi’de Belirtiler Nelerdir?

Kemiklerde, kaslarda ya da karında günlerce süren şiddetli ağrı, halsizlik, solgunluk ve nefes darlığı retina, dolaşımdaki alyuvarlardan yeterince beslenemediğinde görme sorunları ya da körlük, karaciğerde işlev bozukluğu (sarılık) nedeniyle derinin ve gözlerin sararması ve çocuklarda dalak büyümesi görülür. Çocuklarda büyümenin ve gelişmenin gecikmesi, enfeksiyonlara yüksek düzeyde yatkınlık, beyindeki küçük kan damarlarının beynin bazı bölümlerinde hasara neden olabilecek biçimde daralması ya da tıkanması (inme), enfeksiyonun ya da akciğerde sıkışıp kalan orak hücrelerin neden olduğu komplikasyonlar oluşabilir.

Orak Hücreli Anemi de Tedavi Nasıldır?

Antibiyotikler bebeklerde enfeksiyonları önlemeye yardımcı olur ve ağrı kesiciler (ağızdan ya da damar yoluyla), damar yoluyla alınan sıvılar ve oksijen solumak ağrı ataklarının tedavisinde yararlı olur. Kan transfüzyonu, dolaşımdaki alyuvar sayısını artırarak aneminin düzeltilmesine yardımcı olur. Hidroksiüre bazı erişkinlerde yararlı olabilir, ancak çocuklarda tedaviye ilişkin araştırmalar devam etmektedir.

Talasemi Nedir?

Talasemi, halk arasında Akdeniz Anemisi olarak bilinmektedir. Vücudun yeterli miktarda ve yüksek kalitede kan üretimini engelleyen ve sürekli olarak kan nakli gerektiren çok önemli bir hastalıktır. Talasemi, kalıtsal bir hastalık olmasına rağmen, önlenebilir bir hastalıktır. 

Talasemi Belirtileri Nelerdir?

Bebek 3-4 aylık olduğunda; halsizlik, solgunluk, iştahsızlık, huzursuzlukla kendini göstermeye başlar. Bebek 6 aylık olduğunda ise; karaciğer-dalak büyümesi nedeniyle karın şişliği, sık ateşlenme, iskelet sisteminde değişiklik, yüz ve kafa kemiklerinden başlayarak kemiklerde değişiklik ve tipik bir yüz görünümü ortaya çıkmaktadır.

Talasemi Taşıyıcılığı (Talasemi Minör) Nedir? 

Talasemi Taşıyıcılığında hastalık belirti göstermez. Çoğu zaman özel bir kan testi yaptırmadan ya da hasta bir çocuk sahibi olana kadar kişi hasta olduğunun farkına varmaz. Taşıyıcılık sadece annede ya da sadece babada varsa, hasta çocuk doğma riski yoktur. Ancak % 50 oranında taşıyıcı çocuk doğma riski vardır. Eğer her iki ebeveynde de taşıyıcılık tespit edilirse % 25 hasta çocuk, % 25 sağlam çocuk ve % 50 oranında taşıyıcı çocuk doğma riski ortaya çıkar.  (Görsel) (HB_Ek)

Talasemi İntermedia Nedir? 

 Talasemi hastalığının hafif seyreden tipidir.  Hastalık belirtileri 2-4 yaşlarında ortaya çıkar ve hastanın bedeninde gösterdiği bulgulara göre tedavi edilir. 

Talasemi Majör Nedir?  

Talasemi hastalığının en ağır seyreden ve sadece hastalığın gösterdiği belirtilere göre tedavi oluşturulan tipidir. Karaciğer ve dalak büyümesi en önemli bulgularıdır. Vücutta oluşan kansızlığa bağlı sık aralıklarla kan nakli yapılması hastayı yorar ve maddi olarak ciddi yük altına sokar. Hastalık için kesin çözüm uygun ilik naklidir. 

Hemoglobinopati Taşıyıcılığı Nasıl Teşhis Edilir?

Taşıyıcılık özel bir kan testi yapılarak teşhis edilebilir. Evlenmeden önce, eş adaylarının bu testi mutlaka yaptırması gerekmektedir. Öncelikle erkek eş adayından alınacak küçük miktarda kan örneğinde taşıyıcılık ve hastalık taraması yapılır. Eğer erkek eş adayında taşıyıcılık ya da hastalık saptanırsa kadın eş adayından da kan örneği alınarak taramaya dâhil edilir. Bu taramayı evlenme raporu için başvurduğunuzda aile hekiminizde yaptırabilirsiniz.

Hemoglobinopati Hastalığı ya da Taşıyıcılığı Evliliğe Engel Bir Durum mudur?

Kesinlikle evliliğe engel bir durum değildir. Evlilik öncesi yapılan testin amacı evlenmeyi engellemek değil, taşıyıcılığın tespit edilmesi ve hasta çocukların doğmasını önlemektir.

Hemoglobinopati Hastalığı ya da Taşıyıcılığında Sağlıklı Bir Bebek Doğabilir mi?

Çiftler evlilik öncesi tarama ile her iki adayın da taşıyıcı olduğunu öğrenirlerse öncelikle genetik danışmanlık almalıdır. Genetik danışmanlık ile çiftlere bebek sahibi olmayı düşündüklerinde sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için sahip oldukları seçenekler ve bu seçeneklere nerede, nasıl ulaşabilecekleri anlatılır.

Taşıyıcı çiftler prenatal tanı dediğimiz yöntemleri kullanılarak sağlıklı bir bebek sahibi olabilirler. Her ikisi de taşıyıcı olan çiftlerin; sperm ve yumurtaları ayıklanıp, sağlam dokular birleştirilip, tüp bebek yöntemiyle rahime yerleştirilir. Bu yöntem; hasta çocuğu olup, kök hücre nakli amacıyla doku uyumlu kardeş yapmak isteyen çiftler içinde kullanılabilir.   

HB Ek














hsgm bebek isilik1Sıcak yaz aylarında çoğunlukla bebek ve küçük çocuklarda, cilt üzerinde yaygın bir şekilde görülen, kırmızı ya da pembe renkte oluşan kabartılardır. Genellikle döküntülü hastalık belirtileriyle karıştırılan isilik (miliaria) korkulacak bir hastalık değildir.

Bebek cildinin hassas olması, gereksiz kalın, dar ve sentetik kumaşlardan üretilen kıyafetlerin giydirilmesi, bezinin yeterli sıklıkta değiştirilmemesi ve bebeğin yeteri kadar yıkanmaması da isiliği tetikleyen faktörler arasındadır.

Bebeklere ılık su ile sık duş aldırmak, terletmeyecek pamuklu ve ince kıyafetler giydirmek, terli kıyafetlerini sık sık değiştirmek var olan isiliğin gerilemesini sağlar. Ancak kaşıntı, yanma ve diğer şikayetlerin sürmesi ve artması durumunda ya da enfeksiyon varlığında, doktora başvurulmalıdır.

 

hsgm resim 6Doğum öncesi ve doğumdan itibaren bebeklik ve çocukluk döneminde sağlık hizmetlerine erişilebilirlik, sağlık hizmetlerinden faydalanma, bu hizmetlerin kalitesi ve hizmet sunum ölçütlerinin benzer olması anne, bebek ve çocuk ölümlerini önleme ve sağlıklı gelişimlerini sağlamada büyük öneme sahiptir. 

Günümüzde, basit tedbirler ile önlenebilir olan ve anne- bebek ölümlerine yol açabilecek birçok risk halen büyük sorun olarak karşımıza çıkabilmektedir. Ülke genelinde bazı bölgelerimizde kış aylarının olumsuz hava koşulları, ulaşımı zaman zaman imkânsız hale getirmekte ve bütün çabalara rağmen kimi zaman doğum eylemi yaklaşmış ya da başlamış olan gebelerimizin, ilgili sağlık kurum ve kuruluşlarına ulaşması mümkün olamamaktadır.

Elverişsiz hava ve yol koşulları olan yerleşim merkezlerinde ikamet eden gebelerin muhtemel doğum tarihleri yaklaştığında daha elverişli yerleşim merkezlerine nakledilerek konaklamalarının sağlanması ve hastanelerde doğumlarının gerçekleştirilmesi  amacıyla Sağlık Bakanlığı  Misafir Anne Uygulaması programını uygulamaya koymuştur. 

 Bu uygulama ile:

  1. Ulaşımı imkansız hale getiren iklim ve yol şartlarında yaşayan, sosyal sebeplerle doğum esnasında sağlık kurumuna erişiminde  problem  olabilecek gebeler ve riskli gebeler tespit  edilmektedir.  Akabinde, tespit edilen bu gebelerin planlanan merkezlere nakledilmesi, konaklatılması, hastane şartlarında doğumlarının gerçekleştirilmesi, doğum sonrasında anne ve bebeğin sağlık durumu uygun hale getirildikten sonra tekrar evlerine götürülmesi sağlanmaktadır.
  2. Sektörler arası işbirliği ile sağlık hizmetlerinin sunumunu ve erişebilirliğinin artırılması,
  3. Anne- bebek ölümlerini tekrar kamuoyu gündemine getirerek vatandaşların sağlık hizmetleri konusunda farkındalıklarını sağlayarak sağlık hizmetlerine talep yaratması ve bu talebin artırılması,
  4. Sağlık personelinin konuya tekrar dikkatlerini çekerek hizmet sunumunun güçlendirilmesi  ve kalitenin artırılması,
  5. Topluma verilecek eğitimler ve danışmanlık hizmetleri, doğum öncesi bakım, sağlıklı doğum, doğum sonrası bakım, bebek ve çocuk izlemleri gibi ihtiyaç duyulan sağlık hizmetleri konusunda eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunulması hedeflenmektedir.

Bu kapsamda Halk Sağlığı Müdürlükleri tarafından il genelinde, il özel idaresi, meteoroloji, karayolları gibi kamu kurum ve kuruluşlarıyla iletişime geçilerek kötü hava ve yol şartlarından dolayı yıl boyunca veya yılın belirli aylarında yollarının kapanması ya da ulaşımı kısıtlı olması ihtimali olan yerleşim merkezleri tespit edilmekte, tüm yerleşim yerlerini ve karayollarını gösterir bir risk haritası oluşturulmaktadır.

Bu bölgelerdeki bebek, çocuk, gebe, loğusa gibi riskli guruplar tespit edilerek takipleri yapılmaktadır. Bu bölgelerdeki tüm gebeler muhtemel doğum tarihlerine göre sıralanmakta ve gebeliklerinin son izleminde (son ayında) doğumun nerede yapılacağının planı gebe ve yakınları ile birlikte yapılarak kesinleştirilmektedir.

Gebeye, ailesine, yakınlarına ve gerekirse muhtara hava ve ulaşım şartlarıyla ilgili riskler anlatılmaktadır. Gebeler gebelik ile ilgili tüm müdahalelerin yapılabileceği bir sağlık kuruluşuna en kısa zamanda ve risk almadan ulaşabileceği yerleşim merkezlerine davet edilmektedirler.

Son ayına girmiş olan tüm gebelerin adres ve iletişim bilgileri 112 Komuta Kontrol Merkezleri ile paylaşılmaktadır.  

Daveti kabul eden gebeler muhtemel doğum tarihleri yaklaşırken  konaklama  merkezlerine nakledilerek burada misafir edilmekte ve doğum zamanı geldiğinde doğumları hastane ortamında gerçekleştirilmektedir. Daveti kabul etmeyenlerden ise konuyu ve riskleri anlayıp kabul ettiğine dair imzalı tutanak alınmakta ve izlemlerine devam edilmektedir.

Program kapsamında yüksek tansiyon, kalp hastalığı, şeker, tiroid, kan hastalığı vb. sistemik hastalıkları olan, çoğul gebelik, tekrarlayan düşük, erken doğum riski, kan uyuşmazlığı vb. yüksek riskli gebeler önceden tespit edilerek 2. veya 3. basamak sağlık kuruluşlarınca takip edilmeleri sağlanmaktadır.

Misafir edilen annelerin konaklama ve yemek giderlerinin sağlanması amacıyla il genelindeki tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla koordinasyon içinde hareket edilmekte, özellikle il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları ile işbirliği yapılmaktadır.

Daveti kabul edip henüz doğumu gerçekleşmeyen gebelerin takipleri devam etmektedir. Bu  kapsamda misafir edilen gebeler hastane, yakınının evi, kamu misafirhanesi, otel, motel, pansiyon vb. yerlerde misafir edilmektedir.

hsgm bebek ishalKüçük Çocuklarda İshal

İshal, dışkının normalden daha fazla su içermesiyle oluşur, sulu dışkılama olarak da adlandırılır. Özellikle 6 ay 2 yaş arasında olmak üzere çocuklarda sık görülür. 6 aydan küçük bebeklerde, özellikle inek sütü ya da mama ile besleniyorlarsa daha sıktır. Normal dışkının sık çıkarılması, ishal değildir. Bir gün içinde çıkarılan dışkı sayısı beslenme biçimi ve çocuğun yaşıyla ilişkilidir. Çoğunlukla 24 saatte üç ya da daha fazla sayıda sulu dışkılama ishal olarak nitelenir. Anne sütü alan bebeğin sık ve sulu dışkılaması ishal değildir. Emziren bir anne, dışkının her zamankinden daha sık ve sulu olmasıyla ishali tanıyabilir.

Mide ve bağırsaktaki bir enfeksiyondan kaynaklanabilecek ishal hastalığı, bebekte halsizlik ve kilo kaybı gibi etkilere sebep olur. Özellikle ishalle birlikte kusma da varsa bu etkiler bebeğinin iyileşmesini geciktirebilir.

Bebeğinizde ishal varsa doktora gitmeniz gerekir. İshal tedavisinde temel amaç kaybedilen sıvının yerine konmasıdır. Küçük çocuklar sıvı kaybına çok duyarlıdır. İshal olan çocuğun anne sütü alıyorsa sık emzirilmesi gereklidir.

İshalden Korunma İçin Neler Yapılmalıdır?

Temizlik: yemek hazırlanmadan ve yedirilmeden önce mutlaka eller yıkanmalıdır. Kullanılan mutfak malzemeleri, tabak ve bardaklar temiz olmalıdır.

Çiğ ve pişmiş olanın ayrılması: çiğ ve pişmiş besinler hazırlanırken farklı kap ve araçlar kullanılmalıdır. Meyve ve sebzeler çiğ yenecekse bol suyla yıkanmalı, mümkünse soyularak tüketilmelidir.

İyi pişirme: yiyeceklerin güvenle tüketilmesi için pişirme sıcaklığının en az 70-75˚C’ye ulaşması gerekir. Özellikle et, tavuk, balık, yumurta gibi yiyecekler iyi pişirilmelidir.

Gıdaların uygun sıcaklıklarda saklanması: besinler az miktarlarda hazırlanmalı, taze tüketilmelidir. Bu mümkün değilse bir sonraki öğüne kadar 10°C’nin altında saklanmalıdır. Buzdolabında ise 3 günden fazla bekletilmemelidir.

Güvenli su: temiz su için suların kaynatılması önerilir.

gebe bilgilendirmeHer kadının gebelik, doğum, yenidoğan bakımı ve üreme sağlığı konusunda yeterli eğitim ve bilgi alma hakkı vardır. Anne adayını gebelik döneminde bilgilendirmek bir annelik hakkı olarak değerlendirilmelidir.

Programın amacı; tüm gebelerin, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası konularında bilgi sahibi olmalarını, bilgilerinin güncellenmesi ve bilinçli doğum yapmalarını sağlamaktır. Anne adaylarına normal doğum eylemi, ağrı yönetimi ve yeni rollerini benimsemesi konusunda bilgi ve beceri kazandırılmaktır.

Gebe ve gebeye doğumda eşlik edecek yakınlarının;

  • Gebelik ve doğumun fizyolojik bir süreç olduğu, fizyolojik ve psikolojik değişiklikleri,
  • Gebelik ve doğum sürecinde eş ve yakınının desteğinin önemi,
  • Doğumun evreleri,
  • Doğum ağrısıyla ilaçsız baş etme yöntemleri,
  • Gebelik, doğum ve doğum sonu dönemde yaşanabilecek sorunlar ve erken tanısı,
  • Gebelikte tehlike işaretlerini ve acil durumlarda izlenecek yollar,
  • Normal doğumun anne ve bebek açısından yararları,
  • Lohusalık süreci,
  • Doğum sonrası kullanılabilen üreme sağlığı yöntemleri ve yenidoğan bakımı konularında bilgilendirilmesi hedeflenmiştir.

Gebeler; bu konularda yeterli bilgiyi ilçelerindeki İlçe Sağlık Müdürlüklerindeki, Toplum Sağlığı Merkezlerindeki ya da Sağlıklı Hayat Merkezlerindeki Gebe Bilgilendirme Sınıflarından alabilirler. Ayrıca gebeler; hastanelerdeki Gebe Okulları ile Doğuma Hazırlık ve Danışmanlık Merkezleri’ndeki gebe eğitimi hizmetlerinden faydalanabilirler.

hsgm fitik

Yenidoğan Bebekte Göbek Fıtığı

Bebeğin bağırsaklarının kese içinde göbek deliğine yakın bir yerden şişlik oluşturacak şekilde görünmesiyle anlaşılır. Özellikle öksürdüğü, ağladığı sırada daha belirgin hale gelebilir.

Kasık fıtığından farklı olarak göbek fıtığı, bebek 1 yaşına gelene kadar kendiliğinden düzelebilir. Düzelmediği durumda ise sonraki dönemlerde başka sorunlara yol açmaması için ameliyat edilmesi tercih edilebilir.

Yenidoğan Bebekte Kasık Fıtığı

Bebeğin alt karın duvarındaki bir sorun sebebiyle bağırsakların, kese içinde alt karın ya da kasık bölgesinde şişlik oluşturacak şekilde görünmesiyle anlaşılır. Özellikle öksürdüğü, ağladığı sırada daha belirgin hale gelebilir. Bu şişlik başlarda küçük olsa da zamanla büyüyebilir. Böyle bir durumda doktora başvurulmalıdır, cerrahi müdahale gerekebilir.

hsgm resim 2Aile, toplumun temeli ve çekirdeğidir. Sağlıklı nesillerin yetiştirildiği bir ocak, sevgi, saygı, sadakat ve güven ortamının tesis edildiği bir müessese, karşılıklı hak ve ödevlere sahip bireylerin oluşturduğu bir kurumdur.

Sağlıklı nesiller bu yuvada yetişir. Eşler için huzur, paylaşım çocuklar için terbiye, sevgi ve şefkat ocağı olan ailenin son derece önemli olduğu inkâr edilemeyecek bir gerçektir.

Evlenme, eşler arasında birlikte yaşamaya ve karşılıklı yardımlaşmaya da imkân veren ve taraflara karşılıklı hak ve ödevler yükleyen bir sözleşmedir.  Nesli çoğaltır ve korur. Bir toplulukta aile ne kadar sağlam ve sağlıklı temellere oturur ise o aileden meydana gelen toplum da o nispette sağlam ve sağlıklı olur.

Sağlıklı ailelerde üyeler, aile iletişiminden memnundur; çatışma azdır, gelişimsel değişikliklere kolay ve başarılı bir biçimde uyum sağlar, stresli olaylarla baş edebilirler. Bu ailelere “sağlıklı aile”, “iyi işlevsel aile” veya “optimal aile” denilir. Ancak ailelerin hiçbir zaman sorunla karşılaşmayacağını söylemek doğru olmaz. Bu aileler bir kriz karşısında çabucak kendilerini toparlayabilirler. Aile sisteminde çok az problem olur ve bütün normal şartlarda fonksiyonlarını yerine getirirler.

Sağlıklı Ailenin Özellikleri Şunlardır: 

  • Sağlıklı aile üyeleri birbirleriyle açık, tamamlayıcı, uygun iletişim kurarlar,
  • Aile üyeleri birbirine güvenir, dürüst ve içten yaklaşır,
  • Ailedeki haklar, görevler bütün aile üyelerinin kabul edeceği biçimde dağıtılır,
  • Aile üyeleri kendilerine saygılıdır ve olumlu benlik algıları vardır. 

Evlilik Kararı Vermiş Çiftler:

  • Karşılıklı saygı ve sevgi duymalı
  • Arkadaş olabilmeli
  • Birbirlerine bağlı olmalı ve güven duymalı
  • Sadık olmalı
  • Doğacak çocukların yetiştirilmesi konusunda ortak fikirlere sahip olmalı
  • Çatışma çözmeyi başarma ya da geliştirme becerisine sahip olmalı
  • Geleceğe dair ortak ideallere sahip olmalı
  • Birbirlerinin kişisel amaçlarını ve başarılarını desteklemeli
  • Dini – politik görüşlerinde ortaklık olmalı veya farklılık durumunda birbirlerinin görüşlerine saygı göstermeli
  • Birbirlerine duygusal ve fiziksel şiddet uygulamamalı

Evlilik Öncesi Danışmanlık Programı ile; evlilik öncesinde kadın ve erkeklere üreme sağlığı konularında gerekli düzeyde bilgi, tutum, davranış kazandırmak üzere;

  • Sağlıklı aile yapısı, üreme sağlığı, gebeliği önleyici yöntemler, bulaşıcı hastalıklar, akraba evliliği ve genetik geçişli hastalıklarla (kalıtsal kan hastalıkları- hemoglobinopati) ilgili danışmanlık hizmeti verilmesi,
  • Kişilerin olası riskler, sonuçları ve korunma yolları konularında bilinçlendirilmesi,
  • Gebelik isteği ile başvuran çiftlere de gebelik öncesi danışmanlık verilmesi,
  • Anne ve bebek ölümlerinin önlenmesi açısından, risk oluşturabilecek durumların gebelik öncesinde tespit edilmesi ve erken önlem alınmasının sağlanması amaçlanmıştır.

Evlilik Öncesi Danışmanlık Kapsamında;

  • Güvenli Annelik
  • Gebelik Öncesi Danışmanlık ve Gebelik 
  • Gebelikte Danışmanlık
  • Doğum Öncesi (Gebelik Döneminde) Bakım
  • Normal Doğum ve Sezaryen
  • Postpartum (Doğum Sonu Dönemde) Bakım
  • Gebeliği Önleyici Yöntemler
  • Kalıtsal Kan Hastalıkları (Hemoglobinopati)
  • Kan Uyuşmazlığı
  • Akraba Evliliği
  • Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar

 Konularında sağlık kurum ve kuruluşlarından danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.


“Sağlıklı Bireyler Dünyaya Getirmek İçin Sağlıklı Bir Yaşam”

hsgm bebek sariligiYenidoğan bebeklerde sarılık, gözlerde ve ciltte sararma şeklinde ortaya çıkar. Yenidoğanda sarılık hastalığına sebep olan bilirubin (karaciğer tarafından üretilen sarı renkli sıvı), bebek 3 ila 7 günlük olduğu süre boyunca en yüksek seviyeye ulaşır. Bu yüzden o dönemde bebeğin doktor tarafından kontrolü önemlidir.

Sağlıklı, zamanında doğmuş bebeklerin %60’ında, erken doğan bebeklerin %80’inde sarılık görülür. Sarılık görüldüğü an doktora başvurulmalıdır. Birkaç hafta kadar sürebilecek bu hastalık, fiziksel muayene ve laboratuvar testleriyle takip edilir. Yenidoğan bebeklerde görülen sarılıkların çoğu tedavi gerektirmeyen (fizyolojik) sarılıktır. Bebeğin hafif sarılık geçirdiği belirlenirse herhangi bir tedavi uygulanması gerekmez. Bu dönemde annenin bol sıvı alıp bebeğini sık emzirmeye devam etmesi önemlidir.

Doğumu takiben ilk 24 saat içinde görülen sarılık her zaman hastalık kaynaklıdır. Uzamış sarılık (14 günden daha uzun süren) ve şiddetli sarılık gibi durumlar yine hastalık göstergesidir. Bu vakaların hastanede kalması gerekebilir.

Halk arasında uygulanan yüze sarı tülbent örtmek gibi yöntemler yararsız olduğu gibi bebeğin sarılığının fark edilmesine de engel olabilir.

hsgm resim 9Gebelik, doğum eylemi ve lohusalık esnasındaki komplikasyonlar, gelişmekte olan ülkelerde üreme yaşındaki kadınlar arasında önde gelen ölüm ve sakatlık nedenidir.

Çok boyutlu bir kalkınma göstergesi olarak anne ölüm düzeyi, üreme  sağlığı hizmet sunumu kalitesi ile yakındanilişkilidir.

Ülkemizde 2003 yılından bu yana uygulanmakta olan Sağlıkta Dönüşüm Programı'nda da anne ve çocuklara özel önem verilmesi öncelikli konular arasında yer almıştır. Bu çerçevede yapılan çalışmalar sonucunda anne ve bebek ölümlerinde önceki yıllara göre çok daha yüksek oranlarda azalmalar sağlanmıştır.

A-Birinci İzlem (İlk İzlem)

Gebeliğin ilk 14 haftası içerisinde yapınız. İlk ziyaretinizde sizinle ilgilenen sağlık personeli; kişisel bilgilerinizi (yaş, akraba evliliği mi, eğitim düzeyi vb.), ailenizdeki sağlık öyküsünü, alışkanlıklarınızı, tıbbi ve gebeliklerinizle ilgili önceki ve mevcut bilgilerinizi alır. Sizi fiziksel olarak muayene edip laboratuvar testleri yapar (idrar tahlili, kan tetkiki, gerekli gördüğü diğer tahlilleri yapar)

Sağlık personeli size bu haftada şu konularda bilgi verir:

  • Anemi tespit edildiğinde tedavi dozunda demir başlayabilir.
  • 12. Haftadan itibaren 1200 IU (9 damla) günlük tek doz D Vitamini Preparatı başlamanızı ve emzirme dönemince almanız önerilir.
  • Anemi yoksa 16. gebelik haftasından itibaren demir desteğine başlamanız ve doğum sonu 3ay devam etmeniz tavsiye edilir.
  • Tetanoz bağışıklaşması yapılıp yapılmadığı sorgulanır gerekiyorsa tetanoz toksoid aşısını yaptırmanızı sağlar. (Tetanoz bağışıklaşması 12. haftadan itibaren yapılabilir.)

Ayrıca; shutterstock 313263599

  • Yorgunluk
  • Bulantı ve kusma
  • Sık idrara çıkma
  • Baş dönmesi
  • Varis ve hemoroid
  • Kabızlık
  • Mide yanması
  • Bacaklarda kramplar
  • Nefes darlığı
  • Ciltteki değişiklikler
  • Memelerde hassasiyet
  • Vajinal akıntı
  • Meme başındaki glandlarda belirginleşme
  • Kolostrum salınımı
  • Aşırı tükürük salgılanması 
  • Toprak vb. yeme konularinda bilgi verilir.          _

Aşağıdaki konular ile ilgili de danışmanlık verilir.

  • Beslenme ve diyet
  • Fiziksel aktivite ve çalışma koşulları
  • Gebelikte cinsel yaşam
  • Hijyen ve genel vücut bakımı
  • Ağız ve diş sağlığı
  • Sigara alışkanlığı
  • Alkol alışkanlığı ve madde bağımlılığı
  • İlaç kullanımı
  • Tetanoz toksoid immünizasyonu
  • Gebelikte tehlike işaretleri:
  • Vajinal kanama
  • Konvülziyon (Sara nöbeti  gibi kasılmalar)
  • Başağrısı ile beraber görmede bozulmaAteş ve/veya ciddi güçsüzlük
  • Ciddi karın ağrısı
  • Solunum güçlüğü veya sık solunum
  • Suyunun gelmesi
  • Yüz, el ve bacaklarda şişme

B-İkinci İzlem(18-24. haftalar)

  • Gebeliğin 24-26. haftaları arasında glukoz tarama testinin yapılması önerilir.
  • Obstetrik Ultrasonografi yapılması önerilir.

Birinci izlemdekilere ek olarak ayrıca aşağıdaki konular ile ilgili de danışmanlık verilir.

  • Fetus hareketlerinin hissedilememesi
  • Hızlı kilo alımı

C-Üçüncü İzlem (28-32. Haftalar)

  • Mevcut gebelik öykünüz alınarak fiziksel muayeniz yapılır. _

Birinci izlemdekilere ek olarak ayrıca aşağıdaki konular ile ilgili de danışmanlık verilir.

  • Fetus hareketlerinin hissedilememesi
  • Hızlı kilo alımı
  • Doğum eylemi ve doğum
  • Doğumun nerede ve kim tarafından yapılacağının planlanması
  • Anne sütü ve emzirme
  • Postpartum aile planlaması danışmanlığı

D-Dördüncü İzlem (36-38. Haftalar)

Birinci izlemdekilere ek olarak ayrıca aşağıdaki konular ile ilgili de danışmanlık verilir:

  • Fetus hareketlerinin hissedilememesi
  • Hızlı kilo alımı
  • Doğum eylemi ve doğum
  • Doğumun nerede ve kim tarafından yapılacağının planlanması
  • Anne sütü ve emzirme
  • Postpartum aile planlaması danışmanlığı verilir.
 Gebeliğin Ilk 3 Ayında Sık Karşılaşılan Sorunlar  Tüm Gebelik Dönemlerinde Sık Karşılaşılan Sorunlar  Gebeliğin Son 3 Ayında Sık Karşılaşılan Sorunlar
 Bulantı kusma  Kabızlık ve gaz problemleri   Mide yanması ve reflü
 Tükrük salgısında artma  Diş eti problemleri  Kas krampları
   Vaginal akıntıda artma  Ödem
   Memelerde Hassasiyet   Solunum sıkıntısı
   Sık idrara çıkma ve idrar kaçırma  Sırt ve bel ağrısı
   Bayılma hissi  Uykusuzluk
   Varis ve hemoroidler  Ellerde rahatsızlık
   Cilt problemleri  
   Yorgunluk  

Gebelikte Tehlike Belirtileri ve Yapılması Gerekenler

Vajinal Kanama:

Gebeliğin hangi haftasında meydana gelirse gelsin vajinal kanama mutlaka değerlendirmesi gereken bir durumdur. Kanama çok hafif, koyu veya açık olsa da vakit kaybetmeden derhal doktora başvurulmalıdır.

Hazneden Ani Bebek Suyunun Gelmesi:

Gebeliğin hangi haftasında meydana gelirse gelsin, miktarı ne olursa olsun hazneden sıvı gelmesi durumunda doktora başvurulmalıdır.Gebelerde sıklıkla idrar kaçırması da olabilir. Bu durumla karıştırılmamalıdır.

Rahim Kasılmaları:

Hamilelikte kasık ağrısı sık görülen bir şikayettir, çoğu zaman rahmin büyümesine bağlı olur ve gebelikte normal bir durumdur.

Gebeliğin son aylarında Braxton-Hicks kontraksiyonları denilen yalancı doğum ağrıları da karın ağrısı hissedilmesine sebep olabilir. Bu kasılmalar düzensiz ve hafif şiddette olmasıyla, dinlenmek ve ağrı kesicilerle geçmesiyle gerçek doğum sancılarından ayrılır. Eğer kasılmalar sık ve şiddetli geliyorsa ve geçmiyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Gerçek doğum sancıları doğum eylemi belirtisi olabilir.

Karın Ağrısı:

Gebeyi rahatsız edecek, geçmeyen karın ağrıları mutlaka hekim tarafından değerlendirilmelidir. Apandisit, safra kesesi iltihabı,mide ülseri gibi birçok neden karın ağrısı nedeni olabilir.

Gebeliğin son üç ayında karnın sağ üst kısmındaki ağrı; baş ağrısı, bulantı, kusma, bulanık görme, ve tansiyon yükselmesi gibi şikayetlerle beraber ise gebelik zehirlenmesinin işareti olabilir.

Ateş:

Vücut ısısının birkaç kez ölçümde 38.0 derecenin üzerine çıkmasına yüksek ateş denir. Gebeliğin hangi haftasında meydana gelirse gelsin yüksek ateş mutlaka değerlendirilmesi gereken bir durumdur, normal değildir ve bir enfeksiyon belirtisi olabilir. Mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Doktora başvurmadan ateş düşürücü ilaçlar almaktan kaçınılmalıdır. Çünkü ilaçların bazıları gebeliğe zararlı olabilir ayrıca bu durumda sadece ateşi düşürmek yetmez ateşe sebep olan durumun da tedavisi gerekir.

Gebeliğin ilk aylarında yüksek ateş, bazı yapısal anormalliklere ve düşüğe sebep olabilir.            

Gün Aşımı:

Süresi son adet tarihinin ilk gününden itibaren 42 haftanın ötesine uzayan gebelikler gün aşımı olarak kabul edilir. Bu durumda olası riskleri ortadan kaldırmak için gebe doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Hipertansiyon:

Gebelikte sistolik kan basıncı ≥ 140 mmHg ya da diastolik kan basıncı ≥ 90 mmHg tespit edilmesi yüksek tansiyon olarak tanımlanmaktadır. 

Böyle bir durumda derhal doktora başvurulmalıdır.

Yüksek tansiyona eşlik eden idrarda protein atılımı varsa gebeliğin sonlandırılmasını gerektirebilen gebelik zehirlenmesi (preeklamsi) ortaya çıkar. Bu durumda gebe mutlak doktor kontrolü altında olmalıdır.

Eklampsi; gebelik zehirlenmesi olduğu bilinen bir hastada kasılma nöbetleri, koma veya her ikisinin ortaya çıkmasıdır. Kasılma nöbetleri, ağız çevresindeki yüz çekilmeleriyle başlar. Daha sonra yaygın kasılmalar ortaya çıkar. Ortalama 1 dakika sürer. Kasılmalar sırasında solunum durur. Hemen tedavi edilmesi gereken acil bir durumdur.

Bebek Hareketlerinin Azalması veya Olmaması:

12 saatlik dönemde 10’dan az bebek hareketi olması anormal sayılmaktadır. Böyle bir durumda derhal doktora başvurulmalıdır. 

Solunum Güçlüğü:

Astımı, kalp hastalığı gibi ciddi nedenlerden ayırt etmek gereklidir. Öksürük ve göğüs ağrısınaasimetrik bacak bulguları da eşlik ediyorsa önem verilmeli ve derhal doktora başvurulmalıdır.

Baş Ağrısı:

Gebelikte ve doğum sonrası dönemde yeni başlangıçlı baş ağrısı sıklıkla migren ya da gerilim tipi baş ağrısı olsa da, kafa içine ait bir problemin ilk bulgusu da olabileceği unutulmamalıdır.

Yeni başlangıçlı ciddi baş ağrısında, derhal doktora başvurulmalıdır.

Doğum Çantası Hazırlama: 

  • Anne adayı doğum için hastaneye giderken yanına alacaklarını erken doğum riski de düşünülerek gebeliğin 7. ayında tamamlamış olması tercih edilir.
  • Anne için: Önden düğmeli gecelik (2 adet), sabahlık (2 adet), pijama (2 takım), iç çamaşırı (çok sayıda), emzirme sütyeni (2 adet), hırka yada şal, çorap (3 çift), hijyenik ped (2–3 paket), altı kaymayan terlik, şampuan, sabun, diş fırçası ve macunu, vücut losyonu, el havlusu, banyo havlusu, peçete, kolonya, tarak, küçük el aynası, küçük yastık bulunmaktadır.
  • Bebek için:  En küçük boy çocuk bezi ( 1 paket), zıbın ( 3 adet), uzun kollu tulum veya pijama takımı ( 3 adet), çorap (2 çift), başlık ( 2 adet), mevsime uygun yelek veya hırka (1-2 adet), bebek battaniyesi, bebek mendili ( bol miktarda), bebek önlüğü ( 2 adet), kirli çamaşır torbası, bebe şampuanı, yumuşak havlu, burun temizleme aspiratörü ve bebe yağı bulunmalıdır.
  • Ayrıca gebelik süresince yapılan tetkiklerin sonuçlarını, doktorun ve hastanenin telefon numaralarını yanına almaları faydalı olacaktır.

besin alerjisi1Çocuklarda inek sütü, yumurta akı, fındık, fıstık, ceviz gibi bazı besinler yapıları gereği alerjiye neden olabilirken; hazır gıdalara katılan tatlandırıcı, renklendirici, kıvam verici ya da koruyucular da alerjik reaksiyona yol açabilmektedir. Çocuklarda artan besin alerjilerinin nedeni de bu katkı maddelerine karşı oluşan reaksiyonlar olarak kabul edilir.

Alerji belirtileri, alerjen alındıktan sonraki ilk dakikalarda veya 1-2 saat sonra ortaya çıkabilir. Nadiren de olsa 72 saate kadar vücut tepki verebiliyor. Besin alerjileri; deri döküntüleri, makat bölgesinde kızarıklık, dudaklarda morarma, solunum sıkıntısı, astım tarzında hışıltı veya mide bağırsak belirtileri ile kendini gösterebilir.

En Çok Besin Alerjisine Neden Olan Gıdalar Nelerdir?

Bebeklerde en sık inek sütü alerjisi görülür. Ancak bu alerji genellikle 2-3 yaşlarında kendiliğinden kaybolur. 1 yaşından önce bebeklere inek sütü verilmemelidir. Unutmayın bebeğiniz için en iyisi annesinin sütüdür.

Yumurta alerjisi ise özellikle bebeklikte ve erken çocukluk döneminde yaygın olarak görülür. Yıllar içerisinde etkisi azalarak yetişkinlik döneminde tamamen kaybolur. Yumurta alerjisinde egzama veya kaşıntı, deri ve göz lezyonları görülme sıklığı diğer besin alerjilerine göre daha fazla olur. Yaygın kızarıklık, hırıltılı solunum, kusma ve ishal ile kendini belli eden yumurta alerjisi, özellikle bebeklerde egzamanın en önemli nedeni olarak kabul edilir.

Bunların yanı sıra, soya, yerfıstığı, deniz ürünleri, buğday ve diğer hububatlar, tahin, susam, domates, kakao, çilek, muz, portakal, yulaf, arpa, çavdar gibi yiyecekler de alerjiye en fazla yol açan besinler arasında yer alır. Çilek ve domates, kimyasal bir madde olan histamin içermesinden dolayı alerji benzeri tepkilere yol açabilir.

Bebeğin bir besine alerjisi olup olmadığını anlamak için ek besinlere başlanırken çok dikkatli olunması gerekmektedir. Yeni başlanan besinlerin az verilmesi ve reaksiyonların gözlenmesi önem taşır. Annelerin her bir gıdayı en az 3 gün tek başına denemesi, her gün kaşık kaşık artırması, ek besinlere başlarken önce yoğurt, meyve -sebze püreleri ve tahılları az az denemesi gerekmektedir. Bunların yanı sıra yumurta akına 1 yaşından önce başlanmaması, peynir ve daha sonra da yumurtanın dikkatlice ve yavaş yavaş artırılarak verilmesi önerilmektedir. Ek besinlere erken başlanması da başlı başına bir alerji sebebidir. Bu nedenle bebeklerde 6. aydan önce ek besinlere başlanmamalıdır (Daha ayrıntılı bilgi için: https://sagligim.gov.tr/bebek-sagligi/tamamlayici-beslenme.html).

Programın amacı; anne sağlığı hizmetlerinin niteliğini ve niceliğini artırarak anne adaylarının güvenli, kaliteli doğum hizmetine ulaşmalarını sağlamak amaçlanmıştır.

Anne, bebek ve aile dostu modelde, mahremiyete dayalı tek kişilik “Doğum Üniteleri”nin oluşturulması esas alınmıştır. Normal doğumu özendirmek, müdahale oranlarını azaltmak hedeflenmektedir. Yanında uygun bir refakatçi ile gebeler kendilerini rahat, ev ortamında hissedebilmeli, hareket özgürlüğü sağlanabilmelidir.                       

Yayınlanan Anne Dostu Hastane Kriterleri şunlardır; thumb 91031bebekdostu1png

1-Anne adayının güvenli, kaliteli gebelik izlemi ve doğum hizmeti alması tabii haktır.

  • Bu hizmet verilmesinde, anne adayının kültür ve geleneklerine uygun hareket edilmeli, mahremiyetine ve otonomisine önem verilmeli, anne ve bebek odaklı olmalıdır.
  • Gebe ve lohusa takipleri güncel bilimsel kriterlere göre hazırlanmış olan yazılı takip protokollerine uygun olarak yapılmalıdır.

2-Verilen hizmet, gebelik öncesi danışmanlık, doğum öncesi ve sonrası bakım ve danışmanlık hizmetlerini kapsamalıdır.

  • Gebeler doğumun planlanmasına katkıda bulunabilmelidirler.
  • Gebe ve yakınlarına doğum şekilleri, muhtemel yarar ve zararları anlatılmalı, verilecek ilaçlarla, yapılacak tetkik ve müdahaleler, gebenin yarar ve zararları konusunda doğru bilgilendirilmesini esas alan bir hizmet modeli içinde sunulmalı, gebe ve yakınlarına gebelik ve doğumla ilgili bilgi sunacak materyaller (yazılı, görsel, maketler, modeller vs) olmalıdır.
  • Doğum öncesi bakım ve danışmanlık hizmeti verilirken “Bilgilendirilmiş Onam Formu” okutulmalı ve imzalatılmalıdır.

3-Kurumlarda poliklinik, eğitim, danışmanlık ve doğum hizmeti verilen ortamlar standartlara uygun hazırlanmalıdır.

  • Kurumlar 7 gün 24 saat hizmet verebilen, anne ve bebek ihtiyaçlarına göre düzenlenen ünitelerden oluşmalıdır.
  • Doğum üniteleri ulusal denetimlerle sınıflandırılmış olmalı ve kurumlar sağladıkları bakımın kalitesinden sorumlu olmalıdır.
  • Her gebe ile birebir ilgilenen, onlarla iyi iletişim kuran yeterli sayı ve kalitede sağlık personeline sahip olmalıdır.
  • Kurumlar güvenli kan nakli ve hastane enfeksiyonu açısından gerekli tedbirleri almalıdır.

4-Mahremiyet beklentileri itina ile karşılanmalı, hijyen ve konfor standartları yüksek tutulmalıdır.

  • Gebe kendini rahat, ev ortamında hissedebilmesi için, yanına seçebileceği uygun bir refakatçi kabul edebilmelidir.
  • Servislerde gebeye fiziksel ve duygusal destek birebir olmalı ve bu desteğe kolaylıkla ulaşılabilmelidir.
  • Travay sırasında pozisyon kısıtlaması olmamalı, istediği pozisyonda yatabilmeli, odada rahatça yürüyebilmeli, hareket edebilmelidir.
  • Annelerin aktif pozisyonlarda ıkınmaları teşvik edilerek, doğum gerçekleştirilmelidir.

5-Kanıta dayalı olmayan müdahaleler rutin olarak uygulanmamalıdır.

  • Beslenme ve sıvı alımı kesilmemelidir.
  • Lavman, traş gibiişlemler rutin olarak uygulamamalıdır
  • Erken amniyotomi, sık tuşe, üretral kateter uygulanmamalıdır.
  • Kurumun sezaryen oranı, kabul edilebilir minimum ve maksimum seviyeleri aşmamalıdır.

6-Hizmet sunumu için gerekli olan insan kaynakları ve lojistik destek optimum düzeyde olmalıdır.

  • Doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası hizmetler multidisipliner yaklaşım ile donanımlı bir ekip tarafından verilmelidir.
  • Yüksek riskli gebelere yaklaşım konusunda eylem planı olmalıdır.
  • İsteyen hastalara doğum analjezisi hizmeti sunulabilmelidir.

7-Acil obstetrik durumlarda sevk kriterlerine uyulmalıdır.

  • Doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası hizmetlerin yönetiminde devamlılık gözetilmelidir.
  • Gebelik, doğum ve lohusalığa bağlı bir komplikasyon nedeniyle müracaat eden gebeler hemen kabul edilip gerekli tıbbi müdahale gecikmeksizin yapılmalıdır.
  • Hasta stabilize edildikten sonra sevk edilmelidir.
  • Sevk, 112 ile irtibata geçilerek yapılmalıdır.
  • Sevk edilen kurum,  sevk eden kuruma vakalarla ilgili geri bildirim yapmalıdır.

8-Doğum hizmeti anne ve bebek odaklı olmalıdır.

  • Bebek Dostu Hastane kriterlerine uyulmalıdır.
  • Anne ve ailelerin doğan bebeklerini kucaklamaları ve dokunmaları sağlanmalı ve devamı desteklenmelidir.
  • Lohusa normal doğum sonrası en az 24, sezaryen doğum sonrası en az 48 saat hastanede kalmalı,  postpartum bakım almalıdır.

9-Hizmet sunanların bilgi ve beceri kapasitesini güçlendirmeye yönelik aktiviteler planlanmalı ve uygulanmalıdır.        

  • Hizmetiçi eğitimlerin sürekliliği sağlanmalıdır.
  • Doğum Öncesi Bakım, Acil Obstetrik Bakım, Doğum ve Sezaryen Eylemi, Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberlerinin kullanımı konusunda izleme değerlendirme çalışmaları yapılmalıdır.
  • Klinik protokol ve akış şemaları doğru ünitede,  görülebilen bir yerde bulunmalıdır.
  • Bünyesinde çalışan hekim ve diğer sağlık personelinin bu prensip ve ilkeleri benimsemeleri ve bilgilendirilmeleri sağlanmalıdır. 
  • Çalışanlar referans materyallere 24 saat erişebilmelidir.

10-İstatiksel analizler yapılmalı, çıktıları değerlendirilmelidir.

  • Merkezler, sunulan hizmetlerin nitelik ve niceliğine yönelik kayıtları elektronik ortamda düzenli ve doğru bir şekilde  tutmalıdır.
  • İstatistiksel veriler internet ortamında yayınlamalı, tüm kurumların ve vatandaşların erişimine açık tutulmalıdır.
  • Mate rnal ve perinatal mortalite ve morbiditeleri dikkatlice izlenmeli, bu amaçla düzenli geribildirim toplantıları yapılmalıdır.

Program kapsamında Türkiye Kamu Hastaneler Kurumu ve Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile ortaklaşa çalışmalar devam etmektedir. Çalışmalar sonucunda kriterleri yerine getiren hastanelere Anne Dostu Hastane ünvanı verilecektir.

hsgm bebek burunYenidoğanlarda burun tıkanıklığı başka herhangi bir hastalık belirtisi olmaksızın da görülebilir. Bununla birlikte iki taraflı burun tıkanıklığı ve hırıltı, üst solunum yolu enfeksiyonu, reflü, travma, inek sütü ve soya protein allerjilerine bağlı burun mukozası ödemi sonucunda da sık görülmektedir.

Burun tıkanıklığı olan bebeklerde hırıltı, gürültülü solunum, berrak veya koyu kıvamda akıntı olması en sık rastlanan yakınmalardır.

Bebeğinin rahat solumasını sağlamak için burnu açmak, tedavinin esas amacıdır.

Serum fizyolojik, yenidoğan bebeklerde burun tıkanıklığına iyi gelir. Damla ya da sprey şeklinde eczanelerde bulabilirsiniz.

Bunun dışında herhangi bir ürün ya da ilacı doktorunuza danışmadan kullanmayın. Tıbbi ürünler, bitkisel ürünler ya da ilaçlar bebeğinizde alerji ya da travma nedeniyle bebeğinize zarar verebilir. Burunda ödem oluşturarak tıkanmayı arttırabilir.

hsgm resim 8Üreme sağlığında “yaşam boyu yaklaşım” önemlidir. 15-49 yaş “doğurganlık dönemi” gebelik ve doğumla ilgili olay ve istenmeyen sonuçların en fazla yaşandığı dönemdir. Bu nedenle 15-49 yaş kadın izlemlerinin yapılması sağlık açısından olmazsa olmaz bir hizmettir.

Bu kapsamda Bakanlığımızca ülke genelinde aile hekimleri tarafından 15-49 yaş kadın izlemleri yapılarak 15-49 yaş kadınların sağlık açısından değerlendirilmesi sağlanmaktadır.

“Sağlıklı bir neslin oluşması sizlerin elinde! 
Sağlığınız için gereken 15- 49 yaş kadın izlemlerinizi yaptırınız.”


“15 -49 yaş izleminde Üreme Sağlığı Hizmetleri çok önemlidir."

 

Yaptıracağınız 15 -49 yaş izlemi ile;

  • Kadın sağlığı konusunda danışmanlık alabilir,
  • Sağlığınızı tehlikeye atacak, yaşam kalitenizi düşürecek riskli durumların tespitini yaptırabilir,
  • Gebelik istiyorsanız gebelik öncesi danışmanlık hizmeti alabilir,
  • Erken dönemde gebeliğinizin tespitini sağlayabilir,
  • İstenmeyen gebeliklere engel olabilir,
  • Anne ve bebek sağlığı açısından gerekli olan gebelikleriniz arasındaki süreyi ayarlayabilir,
  • Gebe kalmak istemediğinizde gebeliği önleyici yöntemler hakkında danışmanlık alabilirsiniz.

“18 yaşından önce, 35 yaşından sonra, 2 yıldan kısa aralıkta, 5 ve daha fazla sayıdaki gebelikler anne ve bebek sağlığı açısından tehlikeli olabilir”

hsgm bebek soguk alginligiBebeklerde nezle (soğuk algınlığı) en sık görülen hastalıklardandır.

Soğuk algınlığı; en çok hastalığa yakalanan birinin öksürmesi, aksırması veya konuşması ile havaya yaydığı virüs taşıyan damlacıklarla bulaşır. Çocuk bu damlacıkları içine çeker ve hastalığa yakalanır.

Kreşe giden çocuklar da bu nedenle sık sık soğuk algınlığına yakalanır.

Başka bir bulaşma yolu el temasıdır. Bazı virüsler yüzeyler üzerinde birkaç saat yaşayabilirler. Dolayısıyla mikrop bulaşmış oyuncaklar da enfeksiyon kaynağı olabilir. Hastalığın yayılmasını ve evdekilere bulaşmasını önlemek için birbirinizin eşyalarını kullanmamalı, ellerinizi sık sık yıkamalı, birbirinizi öpmemelisiniz.

Çocuk bir virüsü kaptıktan sonra genellikle o virüse karşı bağışıklık kazanır. Ama soğuk algınlığına neden olan virüs sayısı çok fazladır. Bu yüzden yılda birkaç kez soğuk algınlığı geçirilebilir.

Çocuklarda ve bebeklerde soğuk algınlığı nasıl anlaşılır?

  • Burun tıkanıklığı ya da akması,
  • Hapşırık,
  • Vücut ısısında artış (ateş nadiren 38,5 dereceyi geçer ve 3 günden uzun sürer),
  • Öksürük
  • Boğaz ağrısı,
  • Kas ağrısı,
  • Hafif halsizlik,
  • Gözlerde kızarıklık,
  • Sesin boğuklaşması, çocuklarda soğuk algınlığı belirtilerindendir.

 Çocuklarda ve bebeklerde soğuk algınlığına ne iyi gelir?

  • Bebeğinizi emziriyorsanız hastalık sırasında da emzirmeye devam etmelisiniz.
  • Çocuğu sıvı gıdalarla beslemelisiniz.
  • Burun akıntısı koyu kıvamlıysa tuzlu burun damlası ya da tuzlu burun spreyi kullanabilirsiniz. Yemek saatinden ve yatmadan 15-20 dk önce her iki burun deliğine uygulamayı yapmak gerekir.
  • Soğuk algınlığı düzelmiyor, şikayetler giderek artıyorsa doktorunuza başvurun.

Kadına Ait Yöntemler

Erkeğe Ait Yöntemler

hsgm bebek gripGrip, üst solunum yollarını etkileyen viral bir sonbahar ve kış hastalığıdır. Çoğu zaman soğuk algınlığı ile karıştırılır, ancak grip, soğuk algınlığına göre daha ağrılı ve ağır bir hastalıktır.

Çocuklarda ve Bebeklerde Gribin Belirtileri Neler?

  • Ateşin aniden 38 derecenin üstüne çıkması (herkeste ateş olmayabilir),
  • Ürperme-üşüme,
  • Kas ağrıları,
  • Aşırı yorgunluk hissi,
  • Kuru öksürük,
  • Burun akıntısı,
  • Boğaz ağrısı,
  • İshal, mide bulantısı ve kusma.

Grip Neden Önemlidir?

Gribin neden olduğu önemli sorunlar arasında kulak iltihabını ve zatürreeyi sayabiliriz. Her ikisi de doktor tedavisi gerektirir.

Gribin Bulaşma Süresi Ne Kadardır?

Grip enfeksiyonu, bebeğin hastalanmasından 1-2 gün önce ve hastalığı sırasında bulaşıcıdır.

Çocuğunuz Grip Olduğunda Ne Yapmalısınız?

  • Vücut ısısını 3-4 saatte bir kontrol edin. Ateşi 36 saat içinde düşmezse doktora başvurun.
  • Çocuğu yatırın, dinlenmesini sağlayın.
  • Çocuğun yemek yemesi için zorlamayın ama mümkün olduğunca sıvı gıdalarla beslenmesini sağlayın. Anne sütü alıyorsa sık emzirin.
  • Grip belirtilerinden hemen sonra döküntüler meydana geldiyse başka bir hastalıktan şüphelenip, doktora başvurun.
  • Hastalığın yayılmasını ve evdekilere bulaşmasını önlemek için birbirinizin eşyalarını kullanmayın, ellerinizi sık sık yıkayın, birbirinizi öpmeyin.
  • Çocuğa doktorunuza danışmadan ilaç başlamayın.
  • Aspirin kesinlikle vermeyin.

Grip Tedavisinde Bir Numaralı İlaç; Anne Sütüdür!

Çünkü anne sütü hastalıklara karşı antikor üretir, bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu nedenle emzirilen bebekler, gribi çok daha hafif atlatır.

hsgm resim 5Gebelikte ortaya çıkan değişikliklerin kaybolduğu, vücudun önceki halini alabilmesi için ortalama 6 haftaya gerek vardır.

Sağlıklı anne ve bebek için;

  • Annenin doğumunu hastanede yapması,
  • Normal doğumda 24 saatten önce hastaneden taburcu olmaması,
  • Sezaryen doğumda ise 48 saatten önce hastaneden taburcu olmaması,
  • Annenin doğum sonu izlemlerinin belirtilen aralıklarda 6 kez yapılması gerekmektedir.

Lohusanın birinci ,ikinci ve üçüncü izlemleri hastanede: doğumu takip eden ilk 0-24 saatleri arasında yapılmalıdır.

Birinci İzlem: Lohusanın doğumu takip eden ilk 0-1 saatleri arasında

İkinci İzlem: Lohusanın doğumu takip eden ilk 1-6 saatleri arasında

Üçüncü İzlem: Lohusanın doğumu takip eden ilk 6-24 saatleri arasında olmalıdır.

*Lohusanın İlk 24 saat bakımı çok önemlidir.

İlk 24 Saat:

  • Doğumdan sonra annenin ateş, nabız ve kan basıncı (tansiyon) normal olana kadar çok sık takip edilmelidir.
  • Anneye uterus (rahim) masajını nasıl yapması gerektiği ve yararları anlatılmalıdır.
  • Anneye bebeğini emzirmesi için yardım edilmelidir. Bebeğini nasıl emzireceği  öğretilmelidir.-Meme bakımı öğretilmeli ve ilk günlerde memelerin acıyabileceği bilmelidir.
  • Doğumdan sonra 20-30 dakika içerisinde 2-3'ten fazla peti kirletecek kanaması olması, sürekli kan gelişi, pıhtı çıkışı veya renginin açık/ parlak kırmızıya dönmesi normal olmayan fazla miktardaki kanamaya işaret eder.
  • Annenin  idrar yapması kontrol edilmelidir.
  • Tuvalete gittiğinde önden arkaya doğru taharet alması, en geç 6 saate bir pet değiştirilmesi gerekir.
  • Dolaşımı kolaylaştırmak için hareket etmelidir.
  • Bol sıvı ve hafif yiyecekler içeren bir diyetle beslenmelidir.
  • Taburcu olmadan once lohusalık süresince yapacaklarınız konusunda mutlaka sağlık personelinden danışmanlık hizmeti alınız.
  • 24 saat içinde annenin ateşi 37,5 dereceden yüksek olmamalı, kan basıncı ve nabzı normal olmalı, idrar yapmalı, kanaması belirgin olarak azalmalı ve bebeğini emzirmiş olmalıdır. 

Anne taburcu olduktan sonra:

  • Doğum sonu izlemine mümkünse özellikle eşiyle birlikte katılmalıdır.
  • Dördüncü, beşinci ve altıncı izlemlerininbir sağlık personeli tarafından  ev veya sağlık kuruluşunda yapılması gerekir.
  • Dördüncü İzlem:doğumu takip eden 2.-5. günler arasında
  • Beşinci İzlem:doğumu takip eden 13.-17.günler arasında
  • Altinci İzlem; doğumu takip eden 30-42. günleri arasında yapılmalıdır.

İzlemlerde Annede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:

Kanama-loşi takibi yapılmalı:Doğum   sonrası ilk 2 gün kırmızı-vişne çürüğü renkte bir akıntı normaldir. 2-10 günler  arası renk pembe-kahverengi hale döner. Lekelenme tarzında kanama doğumdan sonra özellikle  emziren annelerde 6. haftaya  kadar  devam edebilir. Kötü kokulu akıntınız varsa sağlık kuruluşuna baş vurulmalıdır.

İdrar problemleri değerlendirilimeli:Doğum  sonrası ilk 2 gün  idrar miktarında artış normaldir.İdrar yaparken yanma veya idrarda renk değişikliği varsa sağlık kuruluşuna baş vurulmalıdır.

Ağrı:Rahatsız edici sırt, göğüs ve baş ağrısı, çarpıntı ve nefes darlığı varsa sağlık kuruluşuna baş vurmalıdır.

Ateş Kontrolü:Lohusanın ateşine  bakılmalı, 38 derecenin üzerinde ise sağlık kuruluşuna baş vurmalıdır.

Kan Basıncı (tansiyon) kontrolü:Kan basıncı 140/ 90 mmHg ve üzerinde ise sağlık kuruluşuna baş vurmalıdır.Özellikle gebelikte hipertansiyon saptanmış annelerde ilk 3 gün kan basıncı birkaç kez değerlendirilmelidir.

Perine Bakımı:Normal doğum yapılmış ise perine (dış cinsel organ) muayenesi yapılmalıdır.Kullanılan petler temiz olmalı. Tuvalete gittiğinde önden arkaya doğru taharet alınmalı, en geç 6 saate bir pet değiştirilmelidir.Perine bölgesinde kırmızılık, şişlik ve ağrı var ise sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.Sezaryen ile doğum yapılmış ise sezeryan  yeri kontrol edilmelidir, kırmızılık, şişlik ve ağrı var ise sağlık kuruluşuna baş vurmalıdır.

Dışkılama Kontrolü:Kabızlık var ise lifli besin ve sıvı alımı artırılmalıdır. Gerekirse beslenme hakkında sağlık personelinden bilgi alınmalıdır.

Meme Bakımı:Gebeliğin 7inci ayından sonra meme bakımına dikkat edilmelidir. Memelerdeki gerginlik ve şişkinlik erken ve geç dönem gebelerde şikayet nedeni olabilir. Destekli, rahat bir sütyen kullanılmalıdır.Meme bakımı özellikle ilk bir hafta özen ister.Loğusa gevşek, rahat, pamuklu kumaştan yapılmış bir sütyen kullanılmalıdır.Doğumdan sonra her emzirmeden önce ya da hiç değilse günde birkaç kez meme bakımı yapılmalıdır.Bu kurallara uyulduğu zaman memede çatlak, kızartı, şişlik olmayacağı gibi çatlak olsa bile temiz tutulduğu için mikroplanma (mastit) olmaz.Doğumdan hemen sonra bebek olabildiğince çabuk emzirilmelidir. Meme bakımı iyi olursa, çocuğun ağzında pamukçuk oluşması da engellenebilir.

Annenin psikolojik durumu:Gebelik ve lohusalık doğal bir yaşam olayı gibi gözükse de kadın için büyük bir stres nedeni olabilmektedir. Bu dönemde her kadın, az ya da çok kaygı yaşar.Annelik hüznü (gebelikte ve lohusalıkta yaşanan korku ve endişeler) özellikle ilk doğumunu yapmış olan kadınların %50-80’inde huzursuzluk, sinirlilik, duygusal dengesizlik ve ağlamaklı olma durumu şeklinde görülebilir.En sık görülen belirtiler arasında uyku bozukluğu yer almaktadır. Bu yakınmalar, doğumdan sonraki ilk 3-10 gün içinde ortaya çıkar ve genellikle 20. haftanın sonunda kaybolur.Doğum sonrası depresyon; kadınların %10-15’inde görülür ve annelik hüznüne göre daha ağır bir tablodur. En sık doğumdan sonra ilk üç ayda görülmekte ve daha sonra tekrarlayabilmektedir. Uykusuzluk, yorgunluk, dikkat dağınıklığı, ağlama nöbetleri gibi annelik hüznü sırasında görülenlere ek olarak; isteksizlik, iştah sorunu, aşırı endişe, sıkıntı, çevreye ilgisizlik, bebekle ilgili aşırı kaygı ya da boş verme gibi belirtiler görülebilir.Doğum sonrası depresyon belirtileri görüldüğünde sağlık kuruluşundan destek alınmalıdır.

Annenin ve bebeğin sağlığı için iki doğum arası en az 2 yıl olmalıdır.

Anne sağlık personelinden Aile Planlaması Yöntemi seçiminde mümkünse eşiyle birlikte danışmalık almalıdır.

Lohusalıkta Tehlike İşaretleri

  • Ani Veya Yoğun Kan Kaybı
  • Doğum Sonrasında 20-30 Dakika İçinde 2-3’den Fazla Pedi Kirletecek Kanama Olması,
  • Zaman Geçtikçe Kanamanın Azalmayarak Artması,
  • Kan Basıncının 140/ 90 Mm/Hg Ve Üzerinde Olması
  • Kasılma Nöbetleri,
  • Solunum Güçlüğü Ve Hızlı Solunum,
  • Ciddi Karın Ağrısı,
  • Kötü Kokulu Akıntı,
  • İdrar Yaparken Ağrı Veya İdrar Kaçırma.
  • Şıddetli Veya Süreklı Baş Ağrısı, Bulanık Görme
  • Ateş 38°C'nın Üstünde Olması
  • Tek Taraflı Baldır Ağrısı, Kızarıklık Ve Şışme Olması
  • Nefes Darlığı Veya Göğüs Ağrısı Olması

Unutmayın!     

Lohusalıkta tehlike işaretlerinden en az bir tanesi görüldüğünde anneyi hangi saat olursa olsun hiç zaman kaybetmeden Sağlık Kuruluşuna götürünüz.

hsgm bebek yurumeYürüteç kullanılması küçük çocuklarda omurga eğrilikleri, ayak deformiteleri, kalça problemlerine sebep olur.

Ayrıca düşmeler sonucu beden ve kafa travmalarına yol açacağından hiçbir zaman yürüteç kullanılmamalıdır.

Bebeğin fiziksel, zihinsel ve psikolojik açıdan sağlıklı bir yapıya sahip olması için yürüteç kullanmayınız.

hsgm resim 7Sezaryen, bebeğin annenin karın duvarı ve rahmine yapılan kesi ile karından doğurtulmasıdır.

Sezaryen, normal doğumun sezaryen ile doğumdan daha riskli olduğu özel durumlarda anne ve/veya bebek hayatını kurtarmak için uygulanan bir ameliyattır.  Sezaryen ile doğum cerrahi bir müdahaledir. Anne ve bebek sağlığına olumsuz etkileri göz önüne bulundurulduğunda tıbbi nedenler dışında yapılmamalıdır.

“Sezaryen normal doğumun alternatifi değildir."

hsgm bebek hickirik1Küçük bebeklerde hıçkırık sık rastlanan bir durumdur. Endişe edilmesi gereken bir durum değildir. Bunun sebebi midenin hızlı büyümesi ve hıçkırığa yol açan siniri uyarmasıdır. Yeni doğan bebeklerde hıçkırıkların en çok arttığı zaman beslenme sonrasıdır. Gazın iyi çıkarılmaması, hava yutulması, ani sıcaklık değişikliği ve heyecanlanma gibi durumlar bebeklerde hıçkırığa yol açabilir.

Bebeklerde hıçkırık tutmasına en iyi gelen şey, emzirmektir. Çocuklar gün içinde sık sık, çok acıkmadan emzirilmelidir. Aşırı acıkan bebekler emzirme sırasında hava yutmaktadır.

Anne karnında bebeğin 4. ayıyla başlayan hıçkırık, özellikle doğumdan sonraki ilk aylarda sıklıkla ve sonrasında 1 yaşa kadar zaman zaman görülür. Hıçkıran bebeği dik tutmak gerekir. Bebeğinizi emzirmenize rağmen hıçkırmaya devam ederse, sırtını belli bir süre dik tutarak kucağınızda sallamanız faydalı olabilir.

 

 


 

hsgm resim 3Bebek ve eşinin rahimde kasılmaların başlaması, rahim ağzının açılması ile 38-42 gebelik haftaları arasında,  anne vücudundan ayrılarak doğum kanalı yoluyla doğmasıdır.

Normal Doğumun Avantajları;

  • Doğum sürecinde vücut tarafından salgılanan hormonlar sayesinde doğum sonrası sütünüz hemen gelir ve bebeğinizi kısa sürede emzirilebilirsiniz
  • Bebeğinizle aranızdaki duygusal bağı daha kısa sürede kurabilirsiniz
  • Doğumdan sonra günlük hayatınıza daha kısa sürede dönebilirsiniz
  • Normal doğum, doğum sayınızı sınırlandırmaz
  • Hastanede kalış süreniz sezaryene oranla daha kısadır
  • Normal doğum yaptığınızda bebeğinizde solunum sıkıntısı görülme ihtimali sezaryene göre daha azdır
  • Normal doğumda annede hastalık/sakatlık ve ölüm riski sezaryene göre daha azdır.

hsgm bebek sac1Çocukların saçlarının yıpranmaması için ılık suyla, parfümsüz ve renklendirici içermeyen sabun veya bebekler için özel üretilmiş olan şampuan kullanarak yıkanması gerekir.

Alerjileri, kızarıklığı veya kaşıntıyı önlemek için, kozmetik mağazalarda satılan ürünlerden uzak durulmalıdır. Çünkü bu ürünler temizleyici maddeler ve sentetik kokular gibi bebeğin cildini tahriş edebilecek kimyasallar içerir.

Çocuklarda kesinlikle saç kremi kullanılmamalıdır.

Çocukların saçlarını kurutmak için saç kurutma makinesi kullanılmazsa daha iyi olur. Çünkü saç kurutma makinesi özelliği itibari ile çok fazla sıcak yayan bir makinedir. Çocukların hassas ve narin saç ve saç derisi için zararlı olabilir. Çocukların saçlarını kurutmak için saç kurutma makineleri uzaktan ve ılık hava üfleme modunda kullanılmalıdır. 

Bebeğinizin saçında toka veya lastik kullanmayın. Bebeklerin saçları genellikle çok ince tellidir ve aksesuarlar saçlarına zarar verebilir. Bu tip küçük aksesuarların bebek tarafından yutulması ve benzeri riskler de mevcuttur. Ayrıca saçları tamamen kurumadan bebeğinize şapka da takmamalısınız.

Geri Çekme(Dışarı Boşalma)

Nedir? Cinsel ilişki sırasında boşalma olayından önce erkeğin organını hazneden çıkararak dışarıya boşalmasıdır....

Erkekte Tohum Kanallarının Bağlanması (Vazektomi)

Nedir? Erkeğin tohum kanallarının kolay bir ameliyatla bağlanmasıdır. Tohum kanallarının bağlanması, erkeğin görünümünde,...

Kondom (Kaput, Kılıf, Prezervatif) 

Nedir? Erkekler tarafından kullanılan, bir çeşit kauçuktan yapılmış, çok ince ve esnek bir...

hsgm bebek dis1Anne sütü ile beslenmeyen bebeklerde erken çocukluk dönemi çürüğü daha sık görülebilir. Süt dişlerinde erken çocukluk dönemi çürüğünün (biberon çürüğü) oluşmaması için beslenme sonrasında özellikle de gece uyutmadan önce, parmağa sarılan gazlı bez veya bir tülbent parçası ile dişlerin üzeri silerek temizlenmelidir. Akşam temizliği son beslenmesinden sonra, tam yatma vaktinde yapıldığı takdirde etkilidir. Eğer dişler günde bir kez temizlenecekse bunun için en kritik zaman dilimi budur.

Demir preparatları asitli içeceklerle birlikte alındığında kahverengi boyanma meydana geleceğinden, portakal suyu gibi asitli içecekler yerine su ile verilmelidir.

Acil Kontrasepsiyon

Nedir? Korunmasız ve plansız bir cinsel ilişki yaşanmışsa, gebeliği önleyici yöntem doğru kullanılmamışsa (günlük hapı içmeyi unutmak, enjeksiyonu geciktirmek gibi)...

Doğal Gebeliği Önleyici Yöntemler 

Doğal gebeliği önleyici yöntemler; Adet döngüsünün fertil ve infertil dönemlerinde, doğal belirtileri gözleyerek gebeliğin planlanması ya da gebeliğin önlenmesine yarayan...

Vajinal Halka 

Nedir? Kadınlık hormonlarını (östrojen ve progesteron) içeren adetin 3–4. günü içinde hazneye konularak uygulanan hormonal bir yöntemdir. Etkinlik süresi 21...

Kadında Tüplerin Bağlanması (Tüp Ligasyonu)

Nedir? Kadında yumurtayı taşıyan tüplerin ameliyatla bağlanmasıdır. Uygulandıktan sonra artık gebe kalınmaz. Tüplerin bağlanması, kadının cinsel isteğinde, adet düzeninde, vücut...

Kadın İçin Bariyer Yöntemler (Fitil, Köpük, Tablet ve Diğer Sperm Önleyiciler)

Nedir? Hazneye konularak uygulanan fitil, köpük ve tabletlerdir. Nasıl Korur? Erkek tohum hücrelerini hazne içinde öldürerek gebeliği önlerler. Olumlu Yönleri...

Kadın Kondomu                           

Nedir? Kadınlar tarafından kullanılan 17 cm uzunluğunda, yumuşak ve ince poliüretan maddeden yapılmış, haznenin içini tümüyle kaplayan, iç ve dış...

Diyafram

Nedir? İnce kauçuktan yapılmış, rahmin ağzını örten şapka şeklinde bir araçtır. Nasıl Korur? Erkek tohum hücrelerinin hazneden rahme geçmesini engeller....

Deri Altı Çubuk (İmplant)

Nedir? İmplanon, deri altına yerleştirilen 4 cm uzunluğunda ve 0,2 cm çapında bir çubuktur. 3 yıl süre ile gebelikten korur....

Gebeliği Önleyici İğneler (3 Aylık)

Nedir? Düzenli olarak 3 ayda bir kez iğne şeklinde uygulanır ve kadınlık hormonlarından birini (progesteron) içerir. Nasıl Korur? Kadının yumurtlamasını...

Gebeliği Önleyici İğneler (1 Aylık İğne)

Nedir? Düzenli olarak ayda bir kez iğne şeklinde uygulanır ve kadınlık hormonlarını (östrojen, progesteron) içerir. Nasıl Korur? Kadının yumurtlamasını engeller....

Rahim İçi Araç (RİA, Alet, Spiral)

Nedir? Rahmin içine yerleştirilen küçük, plastik bir araçtır. Bakır ve hormon içeren tipleri vardır. Nasıl Korur? Kadın yumurta hücresinin erkek...

Gebeliği Önleyici Haplar (Mini Haplar) 

Nedir? Kadınlık hormonlarından birini (progesteron) içeren haplardır. Her gün düzenli olarak aynı saatte alındığında gebelikten korur. Nasıl Korur? Kadının yumurtalıklarından...

Gebeliği Önleyici Haplar (Kombine Oral Kontraseptifler)

Nedir? Kadınlık hormonlarını (östrojen ve progesteron) içeren haplardır. Her gün düzenli olarak alındığında gebelikten korur. Nasıl Korur? Kadının yumurtalıklarından yumurta...

bebek trnak1Bebeklerin tırnakları gelişimlerine paralel olarak çabuk uzar. Tırnağın uzun olması bebeğin cildine ve gözüne zarar vermesine, ayrıca tırnak altında kir birikerek bebeğin mikrop almasına neden olur. Bu sebepten tırnakları sık sık kesilmeli ve daima kısa tutulmalıdır. El tırnakları haftada 1-2 kez, ayak tırnakları ise ayda 1-2 kez kesilmelidir. Bebeğin tırnaklarını kesmek için en uygun vakit banyo yaptırmadan önce olmalı, eğer bebek rahat durmuyorsa uyuyor iken kesmek en uygun olan zamandır.

Aynı zamanda bebeğin tırnak makası ona özel olmalıdır. Bebek için yapılmış özel tırnak makası (uçları sivri olmayan) kullanılarak el tırnakları yuvarlak, ayak tırnakları düz kesilmelidir.

Nedir?

Korunmasız ve plansız bir cinsel ilişki yaşanmışsa, gebeliği önleyici yöntem doğru kullanılmamışsa (günlük hapı içmeyi unutmak, enjeksiyonu geciktirmek gibi) ve kullanılan gebeliği önleyici yöntem başarısızlığı (kondom yırtılması gibi) durumunda istenmeyen gebelikten korunmak için uygulanan bir yöntemdir. Acil kontrasepsiyon gebelik oluştuktan sonra asla etkili değildir; bu durumlarda kullanılmaz ve bu nedenle de düşük yaptırıcı değildir.

Acil Kontrasepsiyon Uygulama Şekilleri;

  1. Hormonal acil kontrasepsiyon (Ertesi gün hapı) korunmasız ilişki sonrası 72 saati (3 günü) geçmeyecek şekilde en kısa sürede
  2. Rahim içi araç (RİA) korunmasız ilişki sonrası ilk 5 gün içerisinde 

Nasıl Korur?

  1. Hormonal acil kontrasepsiyon, döllenmiş yumurtanın rahim içine yerleşmesini önler. Yumurtlamadan önce kullanıldığında yumurta oluşumunu engeller. %75-80 etkilidir.
  2. İlişki sonrası RİA uygulaması, döllenmeyi ve döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini önler. %99 etkilidir.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Güvenlidir, kullanım süresi kısadır, her yaştaki kadınlarda kullanılabilir, ucuzdur. Korunmasız cinsel ilişkiden ya da kontraseptif kullanımı sırasında olabilecek kazalardan sonra, istenmeyen gebeliklerin daha oluşmadan önlenmesi için fırsat yaratır.

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Hormonal acil kontrasepsiyon, acil olarak, en geç 3 gün içinde kullanılması gerekir. Tekrar kullanımında gebeliği önleyici etkisi azalır. Kullanımdan sonra yeni bir korunmasız ilişki ya da gebeliği önleyici yöntem kullanım hatası olursa korumaz. Diğer gebeliği önleyici yöntemler kadar etkili değildir, onların yerine kullanılmamalıdır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaz. Bulantı, kusma gibi yan etkileri vardır. İlişki sonrası RİA uygulamasında ise karın ağrısı, vajinal kanama ve lekelenme olabilir.

Kimler İçin Uygundur?

Korumasız cinsel ilişki yaşayanlar.

Kimler İçin Uygun Değildir?

1-Hormonal acil kontrasepsiyon; gebe olan kadınlar.

2-İlişki sonrası RİA uygulaması; yeni bir eşle korunmasız cinsel ilişkiye giren kadınlar, tecavüze uğramış kadınlar, hiç doğum yapmamış kadınlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından risk altındaki kadınlar.

Nasıl Kullanılır?

Acil kontrasepsiyon için bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır.

  1. Hormonal acil kontrasepsiyon (Ertesi gün hapı) ilk 72 saat içerisinde uygulanmalıdır. İlk dozu almadan 1 saat önce bulantı ve kusmayı gidermek için bulantı giderici ilaç tok karına alınır, 12 saat sonra doz tekrarlanır. İlk ya da ikinci dozdan sonraki ilk 2 saatte kusma olursa, doz tekrarlanır.
  2. RİA uygulaması, korunmasız ilişki sonrası ilk 5 gün içerisinde uygulanmalıdır. Eğitilmiş sağlık personeli tarafından rahim içine yerleştirilir.

Dikkat!

Acil kontrasepsiyon kullanıldıktan sonraki günlerde korunmasız cinsel ilişkiye girilmemelidir. Etkili bir gebeliği önleyici yönteme mümkün olduğunca çabuk başlanmalıdır. Acil kontrasepsiyon bir acil durum yöntemidir, kesinlikle bir aile planlaması yöntemi değildir.

 Acil Kontrasepsiyonda Uyarı İşaretleri:

Beklenenden daha az miktarda ya da daha kısa süren adet kanaması olması (gebelik olasılığı), 4 hafta içinde adet olmaması (gebelik olasılığı), alt karın ya da kasıklarda şiddetli ağrı olması (dış gebelik olasılığı), Cinsel yolla bulaşan hastalık belirtilerinin gelişmesi (renkli, kokulu vajinal akıntı, ağrılı idrar yapma gibi).

hsgm gorme taramasiNeden Görme Taraması Yapılıyor?

Görmenin normal gelişimini engelleyecek risk etmenlerini saptamak ve yetersiz görmesi olan bebek ve çocukları erken dönemde tanımak için tarama yapılıyor.

Görme Taraması Hangi Hastalıkları Saptamaya Yarıyor?

Çocuklarda yapılacak görme taramaları ile tanınabilen hastalıkların başında; şaşılık, kırma kusurları, katarakt ya da göz tembelliği gelmektedir. 

Ambliyopi – Göz Tembelliği Nedir?

Gözlerde veya görme yollarında bilinen bir sorun olmamasına rağmen, görme keskinliğindeki azalmadır. Göz tembelliği, her iki gözde de görülebilir ve görme azlığının önlenebilir bir nedenidir.  Görme gelişimi için önemli olan 0-7 yaştır, göz tembelliği bu dönemde gelişebilir. Göz tembelliği, tanı konduğunda tedavisi mümkün bir görme problemidir. Bu nedenle okul öncesi yaşta görme tarama programları çok önemlidir. Görmenin normal gelişimini engelleyecek risk etmenlerini saptamak ve yetersiz görmesi olan olguları erken dönemde tanımak, tedavi etmek için 36-48 aylık çocuklara ve okul çağı çocuklara (ilkokul 1. sınıflara) Görme Taraması Programı başlatılmıştır. Görme taraması için aile hekiminize başvurun.

Görme Taraması Kimlere Yapılır?

0-3 ay bebekler, 36-48 aylık çocuklarda ve ilkokul 1. sınıflarda görme taraması yapılması gereklidir. 

Görme Taraması Nerelerde ve Kimler Tarafından Yapılıyor?

Ülkemizde hali hazırda aile hekimlerince Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretsiz olarak görme taraması yapılmaktadır. Aile hekimlerinin gerekli gördüğü durumlarda bebek ve çocuklar göz hastalıkları uzmanlarına sevk edilmektedir.

Tarama Testi Olarak Hangi Testler Kullanılıyor? Bebeğime/Çocuğuma Zarar Verir Mi?

0-3 aylık bebeklere göz muayenesi ve Kırmızı Refle Testi, 36-48 aylık bebeklere ise göz muayenesi, Kırmızı Refle Testi ve Lea Sembol Testi ile tarama yapılmaktadır. Bebek ya da çocuklara zarar ya da acı veren uygulamalar değildir. 

Görme Bozukluğu Şüphesi Olan Bebek/Çocuklara Neler Yapılıyor?

Bu bebekler, mutlaka Göz Hastalıkları Uzmanının olduğu bir üst merkeze sevk edilip ileri testler uygulanmaktadır. Eğer görme ile ilgili bir hastalık tanısı alırlarsa, o zaman hastalığın türüne ve nedenine göre tedavi seçenekleri mümkündür.

Görme Taraması İçin Ücret Ödeniyor Mu?

Görme Taraması Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır.

Doğal gebeliği önleyici yöntemler; Adet döngüsünün fertil ve infertil dönemlerinde, doğal belirtileri gözleyerek gebeliğin planlanması ya da gebeliğin önlenmesine yarayan yöntemlerdir. Kadın fertilite belirtilerini her gün izleyip, kaydederek fertil ve infertil günlerini belirler. Gebelik istenmiyorsa, fertil günlerde cinsel ilişkiden kaçınılır.

  • Takvim Yöntemi: Bu yöntemin başarılı olması için kadının düzenli bir âdet döngüsünün olması gerekir. Kadının adet düzeni 6 ay izlenir. Her kadında yumurtlama sonrası 14 gün sabittir. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama genellikle beklenen adet tarihinden önceki 11. ile 17. günler arasında olur. Bu günlerin 3 gün öncesi ve sonrası günlerde cinsel ilişkiden kaçınılır.
  • Servikal Mukus Yöntemi: Kadınlık akıntısının değerlendirilip kaydedilmesine dayanan bir yöntemdir. Haznede ıslaklığın hissedildiği ilk günden başlayarak, kaygan, ince ve bol akıntının bitiminden sonraki 3 güne kadar cinsel ilişkiden kaçınılır.
  • Bazal Vücut Isısı Yöntemi: Yumurtlamadan yaklaşık bir gün sonra artan kadınlık hormonu (progesteron) vücut ısısını 0,2–0,5°C yükseltir ve yaklaşık 11–17 gün yüksek kalır. Adet döngüsünün ilk gününden ısı artışının izlendiği 3. günün akşamına kadar cinsel ilişkiden kaçınılır.
  • Laktasyonel Amenore Metodu; Kadın doğumdan sonra tam emzirme koşullarına uygun olarak bebeğini emzirdiğinde %98 oranında koruma sağlar. 

Tam Emzirme Koşulları

  • Bebeğin 6 aylıktan küçük olması
  • Annenin adet görmemesi
  • Bebeği gece ve gündüz her istediğinde günde en az 10-12 kez emzirmesi
  • Ek gıda verilmemesi
  • Emzirme aralıklarının gündüz 4, gece 6 saatten uzun olmaması 

hsgm dogum bildirim sistemiDoğum Raporunu Nereden Alabilirim?

Doğum raporunuz, doğum yaptığınız hastane tarafından düzenlenecek ve tarafınıza verilecektir. Ayrıca e-nabız üzerinden de temin edilebilmektedir. 

Aile hekimleri tarafından hiçbir şekilde doğum raporu düzenlenmeyecektir.

Aile Hekimim Doğum Raporu Düzenleyebilir Mi?

Aile hekimleri tarafından hiçbir şekilde doğum raporu düzenlenmeyecektir.

Evde Sağlık Personeli Yardımı İle Doğum Yaptım. Doğum Raporumu Nasıl Alabilirim?

Doğumunuzu yaptıran sağlık personelinin, İl Sağlık Müdürlüğüne bildirimde bulunması gerekmekte olup, doğum raporu İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenecektir.

Doğum raporu hazırlanabilmesi için, doğuma ait ilgili kayıt ve belgeler, doğuma nezaret eden sağlık personelince bir form ile birlikte 2 (iki) işgünü içerisinde ilçe sağlık müdürlüğü veya toplum sağlığı merkezine teslim edilecektir. Form için pdftıklayınız.




Nedir?

Kadınlık hormonlarını (östrojen ve progesteron) içeren adetin 3–4. günü içinde hazneye konularak uygulanan hormonal bir yöntemdir. Etkinlik süresi 21 gündür. 21 günün sonunda 7 gün ara verip 8. gün yeni bir halka uygulanmalıdır. Doğru kullanıldığında % 99 etkilidir.

Dikkat!

Halka Düşerse; 3 saat içerisinde musluk altında yıkanıp tekrar takılır, 3 saati geçtiyse 1 hafta ek yöntem kullanılır. Uygunluk kriterleri gebeliği önleyici haplar (kombine oral kontraseptifler)’le aynıdır.

hsgm bebek izlemBebek Sağlığı İzlemi Nedir?

0-18 yaş grubu arasında yer alan bebeklerin, çocukların ve ergenlerin, fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir sağlık ve iyilik hali içinde olup olmadığının değerlendirilmesidir. 

Bebek Sağlığı İzlemi Neden Önemlidir?

İzlemler aracılığıyla, 0-18 yaş grubundaki bebeklerin, çocukların ve ergenlerin sağlıklarını korunmakta ve bu yaş grubunda görülebilen hastalıkların, sakatlıkların ve ölümlerin azaltılması ve önlenmesi sağlamaktadır. 

Bebeğim Hasta Olmasa da Aile Hekimime Götürmeli Miyim?

Evet, bebeğiniz/çocuğunuz hasta olmasa da büyümenin hızlı olduğu ve gelişiminin izlenip desteklenmesi gereken dönemlere göre ayarlanmış olan periyotlarda aile hekiminize götürmeli ve mutlaka izlemlerini yaptırmalısınız.

Aile Hekimime Bebeğimi Ne Zaman Götürmeliyim? İzlem Zamanları Nelerdir?

Bakanlığımız tarafından yürütülmekte olan Bebek, Çocuk, Ergen İzlemleri Programı kapsamında aile hekimlerince yapılması gereken ve zorunlu olan asgari izlem zamanları ve aralıkları aşağıda yer almaktadır.

Bebek izlem Zamanları

1.izlem: Doğumda (hastanede)

2.izlem: Doğumdan sonraki ilk hafta içinde yenidoğanın izlemi (1.-10.gün arası)

3.izlem: 15. gün (11.-29.gün arası)

4.izlem: 41. gün (30.- 59. gün arası)

5.izlem: 2. ay (60.- 89. gün arası)

6.izlem: 3. ay (90.-115. gün)hsgm bebek izlem1

7.izlem: 4. ay (120.-150. gün)

  1. izlem: 6. ay (180.-210. gün)

9.izlem: 9. ay (250.-290. gün)

Bebeğim Aile Hekimime İzlemler İçin Götürdüğümde Ücret Öder Miyim?

Aile hekimi takibinde yaptıracağınız tüm izlemler ücretsizdir.

Bebeğim Aile Hekimime İzlemler İçin Götürdüğümde Ne Tür İşlemler Yapılmaktadır?

İzlemlerde yapılması gereken işlemler Bebek, Çocuk, Ergen İzlem Protokollerinde belirlenmiştir. Protokoller, yaş gruplarına göre yapılması ve sorgulanması gerekenleri içerir.

Aile Hekiminizde İzlemlerde Yapılan İşlemler için pdftıklayınız.

Nedir?

Kadında yumurtayı taşıyan tüplerin ameliyatla bağlanmasıdır. Uygulandıktan sonra artık gebe kalınmaz. Tüplerin bağlanması, kadının cinsel isteğinde, adet düzeninde, vücut yapısında herhangi bir değişiklik meydana getirmez, bütün bu olaylar eskisi gibi devam eder.

Nasıl Korur?

Kadınlarda yumurtalıktan atılan yumurta hücresi tüplerden geçerek rahme ulaşır. Tüpler kapatılınca, kadının yumurta hücresi erkek tohum hücresiyle birleşemediğinden döllenme olmaz.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Yaklaşık %100 etkilidir. Gebe kalma olasılığı yok denecek kadar azdır. Kolay bir ameliyatla, kadını ömür boyu gebelikten kesin bir şekilde korur. Anne sütüne zararlı etkisi yoktur. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratma

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Kalıcıdır, geri dönüşü çok pahalı ve zordur. Uygulanması için ameliyathane ve uzman gerektirir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.

Kimler İçin Uygundur?

Bu işlemi yaptırmaya bilinçli ve gönüllü olarak karar veren çiftler, kesinlikle bir daha çocuk sahibi olmak istemeyenler, çocuk sahibi olması sakıncalı olanlar.

Kimler İçin Uygun Değildir?

İstediği sayıda çocuğu olmayanlar, kendisi ya da eşi ileride başka çocuk isteyebilecek olanlar, kararından emin olmayanlar, baskı altında karar vermiş olanlar.

Nasıl Uygulanır?

Geri dönüşü olmayan bir gebeliği önleyici yöntem olduğundan ileride pişmanlık duyulmaması için işlemden önce MUTLAKA DANIŞMANLIK hizmeti alınmalı, bilinçli olarak karar verilmeli ve rıza formu her iki eş tarafından imzalanmalıdır. Bu ameliyat işlemin yapılacağı yer uyuşturularak veya hasta uyutularak yapılır. Tüplerin bağlanması için göbeğin hemen altından küçük bir kesi yapılır. Karın içinde tüpler bulunarak bağlanıp, kesilerek kapatılır. Bu uygulama için hastanede yatmaya gerek yoktur. Uygulamadan sonraki birkaç gün, uygulama yerinde hafif ağrı olabilir. Gebe olunmadığından emin olunan herhangi bir zamanda ya da doğumdan hemen sonra uygulanabilir.

Dikkat!

Tüpleri bağlanan kadınlarda, uygulamadan sonraki günlerde aşırı karın ağrısı, ateş ve kanama olursa, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Çok seyrek olarak, yumurtalık kanalları kendiliğinden açılabilir ve gebelik oluşabilir. Bu nedenle, adet gecikmesi olursa derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

hsgm dvitaminiD Vitamini Yetersizliğinin Temel Nedeni Nedir?

D vitamini yetersizliğinin temel nedeni, deride güneş ışınları etkisiyle yeterli D vitamini üretilememesidir. Özellikle kış dönemindeki hamileliklerde vitamin desteği yapılmaması, bebeklerin yetersiz D vitamini deposu ile doğmasına neden olmaktadır. 

Bebeklerde D Vitamini Yetersizliği Neye Yol Açar?

Raşitizm, havale geçirme, yürümede ve diş çıkarmada gecikme, kafatası kemiklerinin yumuşaklığı ve şekil bozukluğu, el bileklerinde genişleme, sık enfeksiyonlara yakalanma, baş terlemesi ve sürtünmeye bağlı arka kısımdaki saçların dökülmesi gibi bulgulara yol açabilir. 

D Vitamini Desteğine Ne Zaman Başlanmalıdır?

D vitamini damlası başlanması için eski yıllardan kalan bir alışkanlıkla 2-3 hafta beklemeye gerek yoktur. Ülkemizde gebelik döneminde D vitamini eksikliği sık olduğu için yaşamın ilk gününden itibaren D vitamini damlası verilmelidir. 

Aile Hekimlerinde D Vitamini Desteği Nasıl Uygulanmaktadır? 

Aile hekiminize başvurarak bebeklerinizi D vitamini eksikliğinden korumak için ücretsiz D vitamini desteğinden faydalanabilirsiniz. D vitamini, bebeğinize doğumdan itibaren bir yaşına kadar koruma amaçlı 400IU/gün (günde 3 damla) olacak şekilde verilmektedir. 

hsgm D VITAMINI1Aile Hekimimin Verdiği Damla Dışında Bebeğime D Vitamini Vermeli Miyim?

İlk 12 aylık dönemde profilaksi için 400 üniteden daha yüksek dozlarda D vitamini vermeye gerek yoktur; ayrıca profilaksi için D vitamini ampul içirilmesi yoluyla yüksek doz D vitamini vermeye kesin olarak gerek yoktur. Bu şekildeki tutumlar D vitamini zehirlenmesi için risk oluşturmaktadır.

D Vitamini Yetersizliğinin Önlenmesi İçin Başka Ne Yapılabilir?

D vitamini yetersizliğinin önlenmesi için annelerin ve bebeklerin yeterli D vitamini almaları veya üretmeleri (bebek ve çocukların günde 20 dakikadan az olmamak üzere güneş ışığıyla temas etmesi) gereklidir. Çocuklar güneşlendirilirken doğrudan güneş ışınlarına temas etmesi gereklidir ve camdan geçerek gelen ışığın D vitamini sentezi bakımından bir yararı yoktur. Güneşlendirme sırasında çocuğun başında şapka olması ve kol-bacakların çıplak olması gereklidir. Bebekler 6 ay sadece anne sütü almalı, ardından ek gıdalara geçişle birlikte kalsiyumdan zengin yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerinin tüketimi teşvik edilmelidir. 

D Vitamini Damlasının Bebeğime Zararı Var Mı? 

Destek programlarında bebeklerimize verilen tüm ilaçlar mutlaka Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundan ruhsatlı olmak zorundadır. Ayrıca ücretsiz dağıtılmak üzere alınan ilaçlar Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu laboratuvarlarında analiz edilmekte ve sağlıklı olduğu saptandıktan sonra kullanılmaktadır. 

Nedir?

Hazneye konularak uygulanan fitil, köpük ve tabletlerdir.

Nasıl Korur?

Erkek tohum hücrelerini hazne içinde öldürerek gebeliği önlerler.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Doğru kullanıldığında %94 etkilidir. Kadın kendi kendine uygulayabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalılara karşı kısmen koruyucudur. Önceden uygulandığında (en çok 1 saat) ilişkiyi kesintiye uğratmaz. Haznenin kayganlığını artırır. Emziren kadınlar da kullanabilir.

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Koruma etkisi RİA, hap, iğne, Norplant gibi diğer modern yöntemlerden daha düşüktür. Önceden yerleştirilmediği takdirde cinsel ilişkiyi kesintiye uğratabilir. Sıcak havada eriyebilir.

Kimler İçin Uygundur?

Geçici korunma isteyenler.

Kimler İçin Uygun Değildir?

Fitillerin içerdiği kimyasal maddelere alerjisi olanlar, cinsel ilişkiden hemen sonra hazneyi yıkama alışkanlığı olanlar, hazne ya da rahim ağzında şekil bozukluğu olanlar.

Nasıl Kullanılır?

Fitil, tablet, köpük ve diğer sperm öldürücüler kullanılmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Fitil ve diğer sperm öldürücüler (spermisitler) her cinsel ilişkiden 15 dakika önce hazneye bir adet (olabildiğince derine) yerleştirilir. Koruyucu etkileri 1 saat sürer. Uygulamadan sonra bir saat geçmişse ya da ikinci kez cinsel ilişki olacaksa yeniden spermisit uygulanmalıdır. İlişkiden sonra spermisitin etkili olabilmesi için 6 saat süreyle hazne yıkanmamalıdır. Spermisit uygulamadan önce eller sabunla yıkanmış ve kuru olmalıdır. Her ilişki için yeni bir spermisit kullanılmalıdır.

Dikkat!

Genital bölgede kızarıklık, iritasyon veya kaşıntı hissedilirse derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

hsgm demirdestegi2Bebeğime Neden Demir Damlası Vermem Gerekiyor?

Demir eksikliğine bağlı kansızlık (demir eksikliği anemisi) özellikle gebelerde ve çocuklarda ölüm ve sakatlıklara yol açan yaygın bir sağlık sorunudur. Demir eksikliği anemisi bebek ve çocuklarda büyümeyi etkilemekte,  enfeksiyonlara direnci azaltmaktadır. Bebeklik ve küçük çocukluk döneminde demir eksikliği anemisi psikomotor ve bilişsel gelişimi geciktirip, zeka düzeyini olumsuz yönde etkilemektedir. Demir eksikliği olan 2 yaşından küçük çocuklarda uyum ve denge sorunları görülmekte, bu çocuklar daha içe kapanık ve çekingen davranmaktadırlar. Bu tür etmenler çocuğun çevresiyle etkileşime geçip öğrenme yetisini engelleyebildiği gibi zihinsel yeteneklerinin de köreltebilir. Demir yetersizliği sorunu önlenmediğinde ve kontrol altına alınmadığında sağlık sistemini etkilemesi, çocuklarda bilişsel yetenekleri engellemesi, yetişkinlerde ise üretkenliği düşürmesi nedeniyle ülke ekonomisine büyük yük getirmektedir.

Demir Damlasını Nereden Alabilirim?

Aile hekimleri, demir eksikliği ve buna bağlı olarak gelişen kansızlığın önlenmesi için, her bebeğe demir damlasını ücretsiz olarak vermektedir.

Demir Damlasını Nasıl Vereceğim?

Bebeğinizin 4. ayından başlayarak aile hekiminizin, size önerdiği sıklık, miktar ve zamanda demir damlasını kullanmalısınız. 

Demir Damlasının Bebeğime Zararı Var Mı? hsgm demirdestegi3

Destek programlarında bebeklerimize verilen tüm ilaçlar mutlaka Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundan ruhsatlı olmak zorundadır. Ayrıca ücretsiz dağıtılmak üzere alınan ilaçlar Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu laboratuvarlarında analiz edilmekte ve sağlıklı olduğu saptandıktan sonra kullanılmaktadır. 

Bebeğiniz demir damlası kullanırken, kabızlık, dişlerde renk değişimi gibi bazı geçici belirtilerle karşılaşabilirsiniz. Bunlar geçici olup, ilacı bırakmanızı gerektiren durumlar değildir. Aile hekiminizden ayrıntılı bilgi talep edebilirsiniz.

Aile Hekimim Bebeğimden 9. Ayında Neden Kan Testi İstedi?

Bebeğinize verilen demir desteğinin amacına ulaşıp ulaşmadığının ya da kansızlığa neden olabilecek başka bir hastalığının olup olmadığının aile hekiminizce değerlendirilebilmesi için bebeğiniz 9 aylık olduğunda bir kan testi yapılması gereklidir.

Bebeğim Demir Damlasını Ne Zamana Kadar Vermem Gerekiyor?  

Aile hekiminizin farklı bir değerlendirmesi yoksa, bebeğinizi demir eksikliğine bağlı kansızlıktan korumak için 1 yaşına kadar demir desteğine devam etmelisiniz. 

Nedir?

Kadınlar tarafından kullanılan 17 cm uzunluğunda, yumuşak ve ince poliüretan maddeden yapılmış, haznenin içini tümüyle kaplayan, iç ve dış olarak iki değişik boyda halkası olan tek tarafı kapalı silindir bir kılıftır.

Nasıl Korur?

Hazne içini ve rahim ağzını örterek, cinsel ilişki sırasında erkekten atılan meni içerisindeki erkek tohum hücrelerinin kadının rahmi içine girmesini önler.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Doğru kullanıldığında %95 etkilidir. Kadının kontrolünde olan bir yöntemdir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma imkanı sağlar. Kadın kondomu ilişkiden saatlerce önce takılabildiğinden cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz. 

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Kadın takmakta zorlanabilir, kullanmak için kadının kendi anatomisini iyi bilmesi gerekmektedir. Doğru bir yerleştirme deneyim gerektirir. Fiyatı erkek prezervatifine göre nispeten daha pahalıdır.

Kimler İçin Uygundur?

Gebelikten korunmak isteyen üreme çağındaki kadınlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak isteyen kadınlar, seyrek cinsel ilişkide bulunanlar, başka yöntem kullanamayanlar.

Kimler İçin Uygun Değildir?

Poliüretan allerjisi olanlar.

Nasıl Kullanılır?

Kadın kondomu kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Her ilişkide yeni bir kondom kullanılmalıdır. Kondomun kullanım tarihine dikkat edilmelidir. Kullanım süresi geçmiş kondomlar kullanılmamalıdır. Kondom su bazlı kayganlaştırıcılarla kullanılabilir. Vazelin, bebek yağı veya yağlı kremlerle kullanılmamalıdır. İlişkinin en başında cinsel sıvılar birbirine değmeden kondom kullanılmalıdır. Eğer ilişkinin herhangi bir yerinde kondomun zarar gördüğü hissedilirse kondom hemen değiştirilmelidir. Cinsel ilişki bitiminde, kondomun dış halkası kendi etrafında çevrilerek, içindekilerin dökülmesi engellenerek ve çekilerek çıkarılmalıdır. Kondom çöpe atılmalıdır.

Dikkat!

Kadın kondomu kullanıldıktan sonra delik olup olmadığı kontrol edilmelidir. Yırtık, sızıntı varsa, ilk 72 saatte HEMEN en yakın sağlık kuruluşuna "acil korunma" için başvurulmalıdır.

hsgm ates2Ateş vücudun genel savunma amaçlı cevabıdır. 37,5 ˚C üstü hafif ateş, 38˚C üstü ateştir. Yeni doğmuş bebeklerde ateş, vücudun su kaybetmesi ya da sıcak iklimlerde bebeğin sıcakta fazla kalması dolayısıyla da ortaya çıkar.

Ateş Nasıl Ölçülebilir?

Koltuk altı ya da kulaktan ölçüm tercih edilir.

Anal yoldan (makattan) ateş ölçümü tercih edilmez.

Koltuk altından ateş ölçebilmek için, derecenin ucu bebeğin koltukaltına yerleştirilir. Bebeğin koltuk altı kuru olmalıdır ve derece konduktan sonra 4-5 dakika kadar koltuk altı kapalı tutulmalıdır.

Civalı termometre kullanılmamalıdır.

Nedir?

İnce kauçuktan yapılmış, rahmin ağzını örten şapka şeklinde bir araçtır.

Nasıl Korur?

Erkek tohum hücrelerinin hazneden rahme geçmesini engeller.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Doğru kullanıldığında %94 etkilidir. Uygulanması konusunda eğitilen kadınlar, kendi kendilerine uygulayabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı kısmen koruyucudur. Sadece cinsel ilişki sırasında kullanılması gerekir. 6 saat öncesinden de yerleştirilebileceği için cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz. Emziren kadınlar da kullanabilir. Aynı diyaframı 2 yıl süreyle kullanmak mümkündür.

Kimler İçin Uygundur?

Yerleştirme tekniğini öğrenebilen kadınlar, diğer yöntemleri uygulamakta zorluk çeken kadınlar.

Kimler İçin Uygun Değildir?

Hazne, rahim ya da rahim ağzında şekil ya da pozisyon bozukluğu olan kadınlar, idrar torbası ve rahmi aşağı sarkmış olan kadınlar, sık sık idrar torbası iltihabı geçiren kadınlar, kauçuk ya da spermisite alerjisi olan kadınlar, son 6 hafta içinde doğum yapmış olan kadınlar, toksik şok sendromu öyküsü olan kadınlar. 

Nasıl Kullanılır?

Diyafram kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Eğitilmiş sağlık personeli tarafından kadına en uygun olan diyafram boyu belirlenir. Nasıl uygulanacağı öğretilir. Kadın cinsel ilişkiden önce (en fazla 6 saat), tercihen spermisitle birlikte diyaframı hazne içine rahim ağzını kapatacak şekilde uygular. İlişkiden sonra diyaframın en az 6 saat (en çok 24 saat) kalması gerekir. 

Dikkat

Diyafram uygulamadan önce eller mutlaka sabunla yıkanmalıdır. Yüksek ateş, genital bölgede kızarıklık, iritasyon veya kaşıntı hissedilirse derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

hsgm bebek aglamasiBebekler sadece acıktıkları ya da annelerinin sütü yetmediği için ağlamazlar. Bebeklerin ağlamalarına neden olabilecek çeşitli durumlar vardır:

  • Rahatsızlık (bebeğin bezinin pis olması, sıcak veya soğuk ortam)
  • Yorgunluk (fazla ziyaretçi)
  • Hastalık ya da ağrı
  • Açlık (yeterli süt alamama, büyümenin hızlanması)
  • Annenin aldığı ilaçlar, gıdalar, kola, kahve, çay, sigara, bazı yemekler (aromatik, baharatlı, gaz yapıcı vb), bazen inek sütü
  • Memede süt fazlalığı
  • Nedensiz ağlama (kolik)
  • Hipertermi (bebeğin çok giydirilmesi sonucunda oluşan vücut ısısında artış)
  • Annede meme ve meme başı sorunları
  • Bebekte memeyi kavrama, emme bozukluğu
  • Huzursuzluk (anneden ayrılma, yer değişikliği, bakıcı değişikliği vb)

Özellikle büyümenin hızlanmasına bağlı olarak bebeğin artan ihtiyaçları karşılanamazsa, bebekler bir ifade şekli olarak ağlayabilirler.  Bebek 2 haftalıkken, 5 haftalıkken ve 3 aylıkken bu durum sıklıkla gözlenebilir.  Bu durumda da daha sık emzirme en iyi çözümdür.

Bazı bebekler ise, diğerlerinden çok ağlarlar, daha fazla kucağa alınmak ve taşınmak isterler.

Nedir?

İmplanon, deri altına yerleştirilen 4 cm uzunluğunda ve 0,2 cm çapında bir çubuktur.  3 yıl süre ile gebelikten korur. Eğitim almış hekim veya hemşire tarafından basit bir yöntemle üst kola yerleştirilir.

Nasıl Korur?

Kadının yumurtalıklarında yumurta hücresinin gelişip atılmasını, rahim ağzındaki salgıyı koyulaştırarak erkek tohum hücrelerinin rahim içine girmesini, rahim iç tabakasını incelterek gebelik ürününün yerleşmesini engeller.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Gebelikten koruyucu etkisi yüksektir. Kullanılması kolaydır. 3 yılda sadece 1 kez uygulanması yeterlidir. Hatırlamayı gerektirmez. Cinsel ilişkiden bağımsızdır. Çıkarılınca doğurganlık 3 ay içinde geri döner. Anne sütünün kalitesini ve miktarını etkilemez.

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Adet düzeninde aksama, düzensiz ve uzamış kanamalar ilk yıl görülebilir, uygulamadan bir yıl sonra hiç adet görmeme beklenebilir. Uygulama için eğitilmiş personel gereklidir. Küçük bir cerrahi işlemle yerleştirilir ve çıkarılır, işleme bağlı uygulanan yerde enfeksiyon, hematom gelişebilir. Deri altında fark edilebilir. Kullanıcı yöntemi kendi kendine bırakamaz. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyuculuğu yoktur.

Kimler İçin Uygundur?

Uzun ya da sürekli korunma isteyen kadınlar, sterilizasyon istemeyen kadınlar, östrojen içeren diğer gebeliği önleyici yöntemleri kullanamayan kadınlar, emziren anneler (6. haftadan sonra), sigara içenler.

Kimler İçin Uygun Değildir?

Meme kanseri mevcudiyeti, nedeni bilinmeyen vajinal kanama, emziren annelerde doğum sonrası ilk 6 hafta, aktif karaciğer hastalığı olanlar 

Nasıl Uygulanır?

İmplanon kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Sağlık personeli tarafından özel bir teknikle sol kolun üst kısmına yerleştirilir. Yerleştirme işlemi yaklaşık 1 dakika sürer, etkisi hemen başlar.

Emzik ilk ay içinde başlandığında hem “tek başına anne sütü” alma süresini hem de toplam emzirilme süresini kısaltmaktadır. Emzik kullanımı bebeklik döneminde enfeksiyon hastalıkları riskini arttırmaktadır. Emziğin bir yıldan uzun süreli kullanımında da kulak iltihabı sıklığını artırdığı ve diş/çene yapısında bozukluklara yol açtığı bildirilmiştir. Emzik kullanımının sadece sınırlı durumlarda yararı saptanmıştır; bu nedenle doktorunuz önermedikçe emzik kullanmayın. Ayrıca emzik kullanan bebeklerin bir yaşına geldiklerinde emzik bırakmaları sağlanmalıdır.

Nedir?

Düzenli olarak 3 ayda bir kez iğne şeklinde uygulanır ve kadınlık hormonlarından birini (progesteron) içerir.

Nasıl Korur?

Kadının yumurtlamasını engeller. Rahim ağzındaki salgıyı koyulaştırarak erkek tohum hücrelerinin rahmin içine geçmesini önler. 

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Doğru ve düzenli uygulandığında %99 etkilidir. Östrojen kullanamayan kadınlarca da kullanılabilir. Rahim ve yumurtalık kanserlerine karşı koruyucudur. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz. Emziren anneler kullanabilir.

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Adet kanamalarında artma, azalma, lekelenme ve kesilme yapabilir. Kilo artışı görülebilir. Doğurganlığın geriye dönüşü gecikebilir (1 yıla kadar). Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.

Kimler İçin Uygundur?

En az 2 yıl gebe kalmak istemeyen kadınlar, emziren kadınlar (6 haftadan sonra), henüz kürtaj olmuş veya kendiliğinden düşük geçirmiş olan kadınlar (ilk 7 gün içerisinde), östrojen hormonu içeren yöntemleri kullanamayanlar, tüberküloz (verem) veya epilepsi (sara) tedavisi görmekte olanlar.

Kimler İçin Uygun Değildir?

Meme kanseri, tanısı ya da şüphesi olanlar, nedeni bilinmeyen vajinal kanaması olanlar, aktif karaciğer hastalığı olanlar, felç geçirmiş olanlar, damar tıkanıklığına bağlı kalp hastalığı ve ağır hipertansiyonu olanlar, 20 yıldan uzun süredir şeker hastalığı olanlar.

Nasıl Uygulanır?

3 aylık iğne kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Sağlık personeli tarafından 3 ayda bir kas içine (kola ya da kalçaya) enjekte edilir. İğne yapıldıktan sonra iğne yeri ovulmamalıdır. İğneler zamanında ve düzenli olarak her 3 ayda bir yapılmalıdır.

Dikkat!

3 aylık iğne kullananlarda; iğne yerinde ağrı ya da kızarıklık, aşırı adet kanaması, şiddetli baş ağrısı, şiddetli karın ağrısı olursa, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Bebeğinizi besledikten sonra bebeğinizin gazını uygun yöntemlerle çıkarmalısınız

  • Dik bir şekilde oturun ve bebeğinizi arkadan bir elinizle destekleyerek çenesini omzunuza yerleştirin.
  • Diğer elinizle sırtını sıvazlayın.
  • Bu yaparken aynı zamanda sallanan bir sandalyeye oturup hafifçe sallanmanız gazını çıkarmasına yardımcı olur.

Ya da

  • Bebeğinizi kucağınızda göbeği üzerinde uzandırın, bebeğin başı göğüs seviyesinden yukarda olmalıdır.
  • Bu pozisyonda bebeğin sırtını sıvazlayın.

                                     hsgm Gazcikarma  hsgm gazkacirma2

Nedir?  

Düzenli olarak ayda bir kez iğne şeklinde uygulanır ve kadınlık hormonlarını (östrojen, progesteron) içerir.

Nasıl Korur?

Kadının yumurtlamasını engeller. Rahim ağzındaki salgıyı koyulaştırarak erkek tohum hücrelerinin rahmin içine geçmesini önler.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Doğru uygulandığında %99 etkilidir. Adet düzeninde 3 aylık iğnelere göre daha az değişiklik yapar. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz.

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

İlk aylarda ara kanaması yapabilir. Baş ağrısı, baş dönmesi, göğüslerde hassasiyet ve kilo artışına neden olabilir. Anne sütünün miktarını azaltıp, kalitesini bozabilir. Her ay iğne yaptırmak gerekir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz. 

Kimler İçin Uygundur?

Ayda bir düzenli olarak iğne yaptırabilecek olanlar, henüz kürtaj olmuş veya kendiliğinden düşük geçirmiş olanlar (ilk 7 gün içinde), emzirmeyen kadınlar (doğumdan 3 hafta sonra), emziren kadınlar (doğumdan 6 ay sonra)

Kimler İçin Uygun Değildir?

Meme kanseri tanısı ya da şüphesi olanlar, nedeni bilinmeyen vajinal kanaması olanlar, 35 ve daha yukarı yaşta olup günde 15'den fazla sigara içen kadınlar, damar sertliği, damar tıkanıklığı, tansiyonu yüksek (kan basıncı >160/100 mm/hg) ve felç öyküsü olanlar, karaciğer hastalığı, şeker hastalığı, safra kesesi hastalığı ve pıhtılaşma problemi olanlar, yeni ameliyat geçirmiş ya da ameliyata hazırlananlar, emziren anneler, migreni olanlar,  HIV, AIDS olup antiviral tedavi alanlar.

Nasıl Uygulanır?

1 aylık iğne kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Sağlık personeli tarafından ayda bir kas içine (kola ya da kalçaya) enjekte edilir. İlk uygulama adet kanamasının ilk 5 gün içinde yapılmalıdır, bu durumda ek yöntem kullanmaya gerek yoktur. İğneler zamanında ve düzenli olarak ayda bir yapılmalıdır.  Adetinde üç günü aşan gecikme olursa kişinin gebe olmadığından emin olunmalıdır.

Dikkat!

Aylık iğnelerin ilk yapılışından sonraki adet kanaması 15-20 gün sonra olur. İğneyle korunan kişilerde; şiddetli karın ağrısı, şiddetli göğüs ağrısı, öksürük, nefes darlığı, şiddetli baş ağrısı, bulanık görme, şiddetli bacak ağrısı, sarılık, aşırı adet kanaması varsa derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

hsgm prematureSağlıklı bir yaşamın temeli, sağlıklı bir gebelikle zamanında ve sağlıklı bir doğumla başlar. Ancak dünyada ve ülkemizde pek çok bebek, gebelik süreci tamamlanmadan, beklenen zamandan önce, yani prematüre doğmaktadır. Normal gebeliğin süresi ortalama 40 haftadır. Eğer bebek 37 haftadan daha önce doğarsa prematüre bebek olarak kabul edilir. Doğum ne kadar erken olursa, sağlıkla ilgili riskler de o kadar artmaktadır.

En yüksek risk, 28 hafta altında doğan çok küçük prematüre bebeklerde, orta dereceli risk ise; 28-31 hafta arası doğan sınırda prematüre bebeklerdedir. En düşük risk ise, 32-36 haftalar arasında doğan sınırda prematüre bebeklerdedir.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan Erken Doğum Hakkında Küresel Eylem Raporunda, ülkelerin zamanından önce gerçekleşen doğum oranlarının % 5-18 arasında değişmekte olduğu ifade edilmiştir. Raporda, “Dünyada 2010 yılında doğan bebeklerin 1/10’undan fazlasının prematüre doğduğu, pek çok ülkede de prematüre doğum oranlarının yükselişte olduğu belirtilmektedir. Yine Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde yılda 15 milyon bebek prematüre olarak doğmakta ve bunun sonucu olarak 1 milyonun üzerinde bebek bir yaşını tamamlayamadan ölmektedir. Ülkemizde prematüre doğum oranının yıllar içinde benzer bir seyir izlediği görülmektedir. Her yıl 180 binden fazla bebek hayata erken başlamaktadır. Bu da bebeklerimizin %15’inden fazlası demektir.

Görüldüğü üzere, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her yıl kolay incinebilir çok sayıda yenidoğan dünyaya gelmektedir. Prematüre bebekler, organ ve doku sistemleri yeterince gelişmeden doğdukları için, normal sürelerinde doğmuş olan diğer bebeklerle karşılaştırıldıklarında, öğrenme ve davranış bozuklukları, serebral palsi (omurilik felci), algısal eksiklik, enfeksiyon ve kronik solunum hastalıkları açısından daha yüksek risklere maruz kalmaktadırlar. Bu çocuklar ve aileleri, tıbbi, psikolojik, duygusal, sosyal ve mali zorluklarla başa çıkmak zorunda kalmaktadırlar. Sağlık sorunları yaşamın ileriki yıllarına da etki edebilmektedir.

Ancak, prematüre bebeklerin hem birey olarak kendisine, hem ailesine, hem de topluma yansıyan bu problemlerinin önemli bir kısmının, alınacak tedbirlerle ve uygun müdahalelerle önlenebilir olduğu bilinen bir gerçektir.

Erken doğum bir hastalık olarak algılanmamalıdır. Prematüre bebekler de normal bir gelişim süreci geçirebilecek, üretken ve sağlıklı bir yaşam kapasitesine sahiptir. Sadece bu kapasiteyi kendi başlarına harekete geçirme yeteneğine sahip değillerdir. Bu noktada ailelere ve sağlık çalışanlarına sorumluluklar düşmektedir. Bu nedenlerle doğum öncesi bakımın nitelik ve niceliği büyük önem taşımaktadır. Özellikle riskli gebeliklerin uygun şekilde takip edilmesi, acil durumlarda uygun müdahalelerin yapılması, yenidoğan döneminden itibaren bebeklerin yakından takip edilmesi pek çok anne ve bebeğin hayatını kurtarmaktadır. Bununla birlikte yapılması gereken tüm yaşamı boyunca kadının sağlık durumunun düzeltilmesidir.

 

Nedir?

Rahmin içine yerleştirilen küçük, plastik bir araçtır. Bakır ve hormon içeren tipleri vardır.

Nasıl Korur?

Kadın yumurta hücresinin erkek tohum hücresi ile döllenmesini ve rahim içine yerleşmesini engeller.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

%98 etkilidir. Uzun süre gebelikten korur (bakırlı olanlar 10 yıl korur). Bir kere uygulanınca gebelikten korunmak için başka bir şey gerektirmez. Çıkartıldığında hemen gebe kalınabilir. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz. Hiçbir ilaçla etkileşimi yoktur.

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Mutlaka bir sağlık kuruluşunda uygulanması gereklidir. Bazı kadınlarda uygulama ve çıkarma işlemi ağrılı olabilir. Uygulamayı takibeden ilk aylarda kasık ağrısı, lekelenme ve adet miktarında artma veya adet süresinde uzama olabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz.

Kimler İçin Uygundur?

Uzun süre korunmak isteyenler, ileri yaşta olup sterilizasyon istemeyen kadınlar, yeni doğum yapmış kadınlar (doğumdan 6 hafta sonra uygulanabilir), kürtaj olmuş ya da kendiliğinden düşük yapmış kadınlar, diğer yöntemleri kullanmakta zorluk çekenler.

Kimler İçin Uygun Değildir?

Gebeler ya da gebelik şüphesi olanlar, adetleri aşırı ağrılı ve adet kanaması çok fazla olan kadınlar, rahminde veya diğer üreme organlarında kronik iltihap bulunanlar, rahminde veya diğer üreme organlarında şekil bozukluğu olanlar, rahminde veya diğer üreme organlarında kanser olanlar,  kendisinin veya eşinin birden fazla cinsel eşi olanlar.

Nasıl Uygulanır?

Rahim içi araç (RİA) uygulatmadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Eğitilmiş sağlık personeli tarafından gebe olunmadığından emin olunan herhangi bir zamanda rahmin içine yerleştirilir. Kullanım süresi sonunda RİA değiştirileceği zaman ara vermeden hemen yenisi uygulanabilir; rahmi dinlendirmeye gerek yoktur. Herhangi bir şikayet yoksa RİA uygulandıktan sonra ilk kontrole 1'inci ayın sonunda, diğer kontrollere yılda 1 kez gidilmelidir. 

Dikkat!

RİA ile korunurken; karında aşırı ağrı, anormal (renkli, kokulu) vajinal akıntı, düzensiz kanamalar veya şiddetli adet kanaması, RİA’nın düştüğünden veya rahimden hazneye doğru çıktığından şüpheleniliyorsa, beklenen adette 10 günden fazla gecikme varsa, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Dişler Ne Zaman Çıkmaya Başlar?

Bebeklerin dişleri çocuktan çocuğa bir miktar farklı olabilmekle birlikte ilk 6. aydan itibaren alt ön kesici dişlerle başlar ve 24-30. aylar arasında 10 adet üst çenede 10 adet alt çenede olmak üzere 20 adet süt dişi tamamlanır.

hsgm dis13-6 Aylık Bebeklerde Ağız Bakımı Nasıl Olmalıdır?

Dişlerin sürme zamanında vücut direncini yükseltmek için beslenmesine dikkat edilmelidir.

Anne sütü ile beslenmeyen bebeklerde erken çocukluk dönemi çürüğü daha sık görülebileceğinden ağız temizliği önemlidir. Süt dişlerinde erken çocukluk dönemi çürüğünün (biberon çürüğü) oluşmaması için beslenme sonrasında özellikle de gece uyutmadan önce gazlı bez veya bir tülbent parçasını anne parmağına sararak dişlerin üzerini silerek temizlemelidir.

Biberonla emzirmek, tatlandırılmış emzik kullanımı, tatlı yiyecek ve içeceklerin sık aralıklarla verilmesi, biberonla verilen asitli meyve suları erken dönem çürüklerine neden olur.

İlk süt dişlerinin çıkması ile birlikte her beslenmeden sonra bebeğin mevcut dişleri bir gazlı bez parçası ile temizlenmelidir.

Ailelerin kendi ağız ve diş bakımlarını sağlamaları da son derece önemlidir. Anne-babaların ve bebeğe bakım verenlerin bebekler ile ortak çatal/kaşık, bardak ve diş fırçası kullanmamaları gerekir, bebeğin emziğini ağızlarına alarak temizlememeleri, sabun ve su ile temizlemeleri gereklidir.

hsgm dis26-12 Aylık Bebeklerde Ağız Bakımı Nasıl Olmalıdır?

Çocukta dişlerin sürme dönemidir, buna bağlı olarak yüzde kızarıklık, salya artışı, hafif ateş gözlenebilir. Ayrıca dişlerin çıkacağı bölgede kızarma, şişlik, kaşıntı hissine bağlı huzursuzluk olabilir. Bu durumda temiz bir parmakla yapılan masaj veya bu amaçla üretilen diş kaşıyıcıları bebeği rahatlatabilir.

6 aylıkken 2 alt kesici, 9 aylıkken 4 (2 alt 2 üst) kesiciler, 12 aylıkken 8 (alt 4, üst 4) kesici diş mevcut olacaktır, bu tarihlerdeki sapmaların önemi yoktur. Dişlerin çıkma zamanı değişken olmakla birlikte 12-18. aya kadar dişlerin çıkmaması halinde doktora başvurulmalıdır.

Diş temizliği aynı yöntemle yapılmaya devam edilmeli, bir yaş itibariyle bebek diş fırçası ve diş hekimiyle tanışılmalıdır.

Bebeklerin 6. aydan itibaren bardak ve kaşıkla beslenmesi gereklidir. Biberon kullanılmamalıdır.

Bir yaşından itibaren parmak emme alışkanlığı varsa emziğe çevrilmesi, emziğin bal, pekmez, reçel gibi tatlılara asla batırılmamasını gereklidir.

Nedir?

Kadınlık hormonlarından birini (progesteron) içeren haplardır. Her gün düzenli olarak aynı saatte alındığında gebelikten korur.

Nasıl Korur?

Kadının yumurtalıklarından yumurta hücresini gelişip atılmasını engeller. Rahim ağzındaki salgıyı koyulaştırarak erkek tohum hücrelerinin rahmin içine geçmesini önler. 

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Doğru kullanıldığında %98 etkilidir. Bırakıldığında tekrar gebe kalınabilir. Emziren anneler kullanabilir. Anne sütünün kalitesini bozmaz. Miktarını artırabilir. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz. Rahim ve yumurtalık kanserlerine karşı koruyucudur.

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Geçici olarak ilk aylarda lekelenme, düzensiz adet görme ve adet görmeme olabilir. Her gün aynı saatte alınması gerekmektedir (özellikle emzirmeyenlerde). Düzenli alınmazsa, gebelik oluşabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz. 

Kimler için uygundur?

Her gün aynı saatte hap almayı hatırlayabilecek kadınlar, emziren anneler (6. haftadan sonra), henüz kürtaj olmuş veya kendiliğinden düşük geçirmiş kadınlar, sigara içen kadınlar.

Kimler için uygun değildir?

Bebeği 6 haftadan küçük olan emziren anneler, nedeni bilinmeyen vajinal kanaması olanlar, aktif karaciğer hastalığı olanlar, meme kanseri tanısı ya da şüphesi olanlar. 

Nasıl Kullanılır?

Hapa başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Hap adetin ilk 5 günü içinde alınmaya başlanmalıdır, bu durumda ek yöntem gerekmez. Hap alımı üç saatten daha fazla geciktirilirse gebelik riski artar. Hap alınması üst üste 2 gün unutulursa gebe kalma riski çok arttığından, en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Dikkat!

Mini hap kullananlarda hap almaya başladıktan sonra; şiddetli adet kanaması, şiddetli baş ağrısı, sarılık, adetlerde kesilme veya şiddetli karın ağrı varsa derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

hsgm gobek kordonuYenidoğmuş Bebeğin Göbek Bakımı Nasıl Yapılır?

Göbek bağı normalde 7 - 14 günde düşer. Alt bezini göbek bağının üzerine gelecek şekilde bağlamayın ve kuru tutun, doktorunuz söylemedikçe herhangi başka bir şey sürmenize gerek yoktur.

Bu süre içerisinde bebek göbek ıslatılmadan yıkanabilir. Ancak göbek ıslatılmadan banyo yaptırmak güç olabileceğinden en güvenli yol göbek düşene dek bebeğin silinerek temizlenmesidir.

hsgm goz bakimiYenidoğmuş Bebeğin Göz Bakımı Nasıl Yapılır?

Bebeğin gözlerine ayrıca bir bakım yapılmasına gerek yoktur. Gözlerinde çapaklanma olursa kaynamış soğumuş su ve temiz bir bez ile silebilirsiniz. Aşırı çapaklanma ya da akıntı varsa bebeği doktora götürmelisiniz.

 

Nedir?

Kadınlık hormonlarını (östrojen ve progesteron) içeren haplardır. Her gün düzenli olarak alındığında gebelikten korur.

Nasıl Korur?

Kadının yumurtalıklarından yumurta hücresini gelişip atılmasını engeller. Rahim ağzındaki salgıyı koyulaştırarak erkek tohum hücrelerinin rahmin içine geçmesini önler.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Doğru kullanıldığında %99 etkilidir. Bırakıldığında tekrar gebe kalınabilir. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz. Rahim ve yumurtalık kanserlerine karşı koruyucudur. Adet ağrısını azaltır, adetleri düzenli hale getirir. Kansızlığı azaltır.

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Geçici olarak ilk 3 ayda bulantı, kilo artışı, baş ağrısı, ara kanamalar ve lekelenme görülebilir. Anne sütünün kalitesini bozar ve miktarını azaltabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz.

Kimler için uygundur?

Her gün hap almayı hatırlayabilecek kadınlar, adet kanamaları fazla miktarda, düzensiz, aşırı ağrılı olan kadınlar, adet öncesi rahatsızlık yaşayanlar (gerginlik, baş ağrısı, vücutta sıvı tutulması), henüz kürtaj olmuş veya kendiliğinden düşük yapmış kadınlar, doğum yapmış ancak emzirmeyen kadınlar (emzirmeyen kadınlar doğumdan 3 hafta sonra kullanmaya başlayabilirler).

Kimler için uygun değildir?

Meme kanseri tanısı ya da şüphesi olanlar, nedeni bilinmeyen vajinal kanaması olanlar, 35 ve daha yukarı yaşta olup günde 15'den fazla sigara içen kadınlar, damar sertliği, damar tıkanıklığı, tansiyonu yüksek (kan basıncı >160/100 mm/hg) ve felç öyküsü olanlar, karaciğer hastalığı, şeker hastalığı, safra kesesi hastalığı ve pıhtılaşma problemi olanlar, yeni ameliyat geçirmiş ya da ameliyata hazırlananlar, emziren anneler, migreni olanlar,  HIV, AIDS olup antiviral tedavi alanlar.

Nasıl Kullanılır?

Hapa başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Hap adetin ilk 5 günü içinde alınmaya başlanmalıdır, bu durumda ek yöntem kullanmaya gerek yoktur. Kullanılan hap 21'lik paketlerdeyse, üç hafta boyunca her gün bir tane hap alınır, 21 tane hap bittiğinde 7 gün ara verilip, yeni bir pakete başlanır, adet beklenmez. Kullanılan hap 28'lik paketlerdeyse, paket bitene kadar her gün bir tane hap içilir. Paket bitince, ara vermeden yeni bir pakete başlanır, adet beklenmez. Hap alınması 1 gün unutulursa, unutulan hap hatırlandığı anda alınmalıdır. Daha sonraki hap her zaman içildiği vakitte alınır. Hap alınması üst üste 2 gün unutulursa istenmeyen bir gebeliğin yaşanmaması açısından en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Dikkat!

Hap kullananlarda; şiddetli göğüs ağrısı, karın ağrısı, bacak ağrısı, baş ağrısı ve görmede bulanıklık olursa, adet kesilmesi ya da beklenmeyen vajinal kanama olursa derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

hsgm bebek odasiBebeğin Yaşadığı Odanın Isısı Ve Havası Nasıl Olmalıdır?

Bebeğin güneş gören, sık havalandırılan ve mümkün olduğu kadar az eşya bulunan bir odada tutulması önemlidir. Zamanında doğan bebekler için 22-24 ˚C, prematüreler için 24-26 ˚C oda ısısı yeterlidir. Eğer ısı bunun üzerine çıkarsa kuru ve ısınmış hava bebeğin burnunun nemli kalması gereken kısımlarını kurutur ve mikroplara daha duyarlı hale getirir.

Bebeğin giysilerini değiştirme, alt değiştirme gibi işlemlerden önce tüm malzemeler hazırlanmalı, ortam ısısı mümkünse birkaç derece artırılmalı ve işlem kısa sürede tamamlanmalıdır. 

Bebeklerin sigara dumanı ile direkt veya dolaylı (başka bir odada içilmesi, içen biri ile yakın teması) temas etmemesi konusunda aile mutlaka uyarılmalıdır.

Bebek Odasının Tasarımı Nasıl Olmalıdır?

Odanın görüntü güzelliği ve şıklığı ile beraber, özellikleri, yapısı ve tasarımı çok önemlidir. Rahatlık ve emniyet bir bebeğin odasında olması gereken en önemli iki özelliktir. En uygunu evdeki gürültüden rahatsız olmayacak kadar uzak, fakat kolay kontrol edilebilir bir mesafede olan odadır.

Bebek odasının zemininin, taş, mermer veya seramik gibi soğuk ve sert bir malzeme ile kaplı olmaması gerekir, halı ise alerji, hijyen ve temizlik açısından çok uygun değildir. Ahşap veya mantar parkeler hem sıcaklık, hem yumuşaklık hem de hijyen açısından daha kullanışlıdır. 

Bebeğin odasında yağlı boya yerine çabuk kuruyan, koku bırakmayan ve bakteri barındırmayan su bazlı boyalar kullanılmalıdır. Bebeğin gözlerini yormayacak, olumlu etkisi ve sakinleştirici etkiye sahip olan pastel renkler seçilebilir.

Bebeğin odası rahat havalandırılabilecek ve güneş ışığı alan aydınlık bir oda olmalıdır. Özellikle avizeden gelen ışık kuvvetli bir şekilde direkt bebeğin gözüne gelmemelidir. Gece için de az ışık veren ve emniyetli bir yerde duran gece lambaları tercih edilebilir. Bebek odasında en güvenli ışıklandırma tavandan yani bebeğin ulaşamayacağı yerden yapılmalıdır.

Nedir?

Cinsel ilişki sırasında boşalma olayından önce erkeğin organını hazneden çıkararak dışarıya boşalmasıdır. Erkeğin menisi hazne dışına boşaldığı için erkek tohum hücreleri kadının yumurtasını dölleyemez. Koruyuculuğu modern yöntemlere oranla çok daha azdır. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratır. Çiftin sürekli gebe kalma endişesi yaşamasına neden olur. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaz.

Kimler İçin Uygun Değildir?

Daha önce bu yontemle korunurken istenmeyen bir gebelik yaşamış olan çiftler.

Nasıl Uygulanır?

Geri çekme yöntemini kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. İlişki sırasında erkek boşalacağını hissettiğinde organını (penis) hazneden dışarıya çıkarır ve dışarıya boşalır.

Dikkat!

Geri çekme yöntemi koruyuculuğu düşük olan bir yöntemdir. Bu yöntemi kullanan çiftler (özellikle başarısızlığa uğrayıp istenmeyen bir gebelik yaşamışlarsa) modern bir gebeliği önleyici yöntemi kullanmak için danışmanlık almalıdırlar.

hsgm isitme taramasiİşitme Kaybı Nedir? Neden Önemli Bir Sağlık Sorunudur?

Her çocuğun işitebilmesi ve konuşmayı öğrenebilmesi, onun en temel hakkıdır. İşitme kayıpları, çocuğun ana diline özgü sesleri oluşturarak konuşmasını geciktiren ve bozan en önemli faktördür. İşitme kaybıyla doğan ya da doğduktan sonra herhangi bir nedenle işitme kaybı yaşayan çocuklar, vaktinde teşhis edilir ve rehabilitasyon programlarına alınırlarsa, gelişimlerinde yetersizlik yaşamazlar. Burada bahsedilen gelişim yetersizlikleri; psikolojik ve sosyal gelişimin yanı sıra, çocukların eğitim hayatlarını da olumsuz olarak etkileyebilecek yetersizliklerdir.

İşitme Kaybı Ne Sıklıkla Görülmektedir?

Yenidoğan her 1000 bebekten 1 ila 3’ü işitme kaybıyla doğmaktadır. Çocukluk döneminde geçirilen hastalıklar, kulak enfeksiyonları, kazalar ve kullanılan bazı ilaçlar nedeniyle bu oran binde 6’ya çıkmaktadır. Buna göre ülkemizde yıllık 1800-2500 yenidoğanın işitme kaybı ile doğduğu belirlenmiştir.

Yenidoğan İşitme Taraması Programı Neden Var?

İşitme kaybıyla doğan ya da doğum sonrası dönemde işitme kaybı olan çocukların erken dönemde tespit edilmesi, uygun tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının yapılması amacıyla Bakanlığımız tarafından Yenidoğan İşitme Taraması Programı yürütülmektedir. Bu program sayesinde, işitme kaybı yaşayan çocukların sosyal, bilişsel ve dil gelişimleri olumsuz olarak etkilenmeden, en uyumlu şekilde topluma karışmalarının sağlanması, sağlık personeli ile toplumun bu konuda duyarlılığının ve bilinç düzeyinin artması amaçlanmaktadır. Hedefimiz doğumu takiben 6 ay içinde işitme kayıplı çocukların tespit edilmesi ve tedavilerinin başlatılmasının sağlanmasıdır.

Yenidoğan İşitme Taraması Ne Zaman Yapılmalı?

Yapılan araştırmalar işitme kaybının saptanması bakımından en kritik dönemin "yeni doğan dönemi" olduğu yönündedir. O yüzden doğumdan sonra, hastaneden taburcu olmadan önce bebeğe mutlaka işitme testi yaptırılmalıdır. Eğer doğum sağlık kuruluşunda gerçekleşmediyse doğumdan sonraki 3 gün içinde işitme taraması yaptırılmalıdır. 

hsgm isitme taramasi1Yenidoğan İşitme Taraması Nerelerde ve Kimler Tarafından Yapılıyor?

Ülkemizde doğumun olduğu sağlık kuruluşlarındaki (kamu, özel, üniversite) Yenidoğan İşitme Tarama Ünitelerinde, eğitimli sağlık personeli tarafından, basit, ucuz ve uygulaması çok kolay testler ile yenidoğan bebeklere işitme taraması yapılmaktadır. İşitme taraması yapılan merkezler doğum yapılan sağlık kuruluşları bünyesindedir.

Yenidoğan İşitme Taraması Ücretli midir?

Yenidoğan işitme taraması için bir ücret alınmamaktadır.

Bebeklere İşitme Taraması Yapılmazsa Ne Olur?

Bebekler hayatının ilk iki yılında beden ve zihin yönünden hızlı bir gelişim dönemi yaşarlar. İnsanlarda kullanacakları dilin temeli; o dile özgü seslerin işitilmesi ve konuşmaların dinlenmesiyle oluşur. Konuşma ve dil gelişimi doğumdan itibaren 4 yaşına kadar devam etmektedir. İşitme taraması yapılarak erken teşhis konup ve erken rehabilite edilen bebeklerin dil gelişimine paralel olarak; zihinsel sosyal ve ruhsal gelişimleri de olumlu yönde etkilenir. Doğduktan sonra en geç altı ay içinde işitme engeli teşhisi konan ve işitme cihazı uygulanıp özel eğitime alınan bebeklerin konuşma becerisi, normal yaşıtlarına benzer seviyede gelişebilir. İşitme engeli ile doğan bu engeli fark edilmeyen bebeğin dil gelişimi durur ve bununla birlikte zihinsel, sosyal ve ruhsal gelişimi yavaşlar.

Tarama Testi Olarak Hangi Testler Kullanılıyor? Bebeğime Zarar Verir mi?

Ülkemizin her yerinde taramalar, Bilim Komisyonu tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından da onaylanan tarama protokollerine göre iki tür test ile yapılmaktadır. Testler, basit, ucuz, uygulaması kolay ve bebeğe herhangi bir acı ya da zarar vermeyen özelliklere sahiptirler.

hsgm isitme taramasi2İşitme Kaybı Şüphesi Olan Bebeklere Neler Yapılıyor? 

İşitme kaybı yaşadığı düşünülen bebekler bir üst merkeze sevk edilirler ve bu bebeklere ileri düzeyde işitme testleri uygulanır.  Eğer işitme kaybı tanısı alırlarsa, o zaman kaybın türüne ve nedenine göre tedavi seçenekleri belirlenir. Bazı bebekler ilaçla tedavi edilebilirken, bazılarının ise işitme cihazı ya da koklear implant denilen biyonik kulağa ihtiyacı olabilir. Bu nedenle bebeklerin, doğumdan sonraki ilk 1 ay içinde tüm taramalarının yapılması, 3 ay içinde varsa tanılarının koyulması ve gerekiyorsa 6 ay içinde cihaz kullanmaya başlamaları gerekmektedir. Taramada şüpheli çıkan bebekler için ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri sunulan merkezlerin listesine ulaşmak için pdftıklayın.

İşitme Cihazı Nasıl Uygulanıyor? Sürekli mi Takılması Gerekiyor?

İşitme cihazlarının bazıları kulağın arkasına, dışarıdan uygulanabilirken, koklear implant, yani biyonik kulağın bir parçası kulak içine cerrahi bir operasyonla yerleştirilir. Diğer parçası ise kulak arkasına takılır.

İşitme cihazlarının sürekli takılması gerekir. Sadece bebek ya da çocuk uyurken çıkarılmalıdır. Eğer her iki kulak için de cihaz kullanılması gerekiyorsa mutlaka her ikisi de takılmalıdır. Ayrıca cihaz kullanan bebek ve çocukların aileleri ile birlikte özel eğitim almaları da gerekmektedir.

İşitme Cihazları ve Koklear İmplant SGK Tarafından Ödeniyor mu?

Bebeklerin ve çocukların kullanacağı işitme cihazlarının tüm maliyeti, SGK tarafından ödenmektedir. 

Başka Hangi Yaş Gruplarında İşitme Taraması Yapılır?

Yenidoğan bebeklerin yanı sıra okul çağında ilkokul 1. sınıf öğrencilerine de işitme taraması yapılmaktadır. 

Nedir?

Erkeğin tohum kanallarının kolay bir ameliyatla bağlanmasıdır. Tohum kanallarının bağlanması, erkeğin görünümünde, cinsel arzu ve yeterliliğinde, cinsel doyumunda, erkeklik organının (penisin) sertleşmesinde ve boşalmasında hiçbir değişiklik yapmaz, bütün bu olaylar eskisi gibi devam eder. 

Nasıl Korur?

Erkeklerde hayalarda oluşan erkek tohum hücreleri, tohum kanalları bağlanıp kesildiği için, cinsel ilişki sırasında boşalan sıvıya (meniye) geçmez ve kadının yumurtasını dölleyemez.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Yaklaşık %100 etkilidir. Gebe bırakma olasılığı yok denecek kadar azdır. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz.

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Kalıcıdır, geri dönüşü çok pahalı ve zordur. Koruyuculuğun başlaması hemen olmaz, zaman alır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaz. 

Kimler İçin Uygundur?

Bu işlemi yaptırmaya bilinçli ve gönüllü olarak karar veren çiftler, kesinlikle bir daha çocuk sahibi olmak istemeyenler, çocuk sahibi olması sakıncalı olanlar.

Kimler İçin Uygun Değildir?

İstediği sayıda çocuğu olmayanlar, kendisi ya da eşi, ileride başka çocuk isteyebilecek olanlar, kararından emin olmayanlar, baskı altında karar vermiş olanlar.

Nasıl Uygulanır?

Geri dönüşü olmayan bir gebeliği önleyici yöntem olduğundan ileride pişmanlık duyulmaması için işlemden önce MUTLAKA DANIŞMANLIK hizmeti alınmalı, bilinçli olarak karar verilmeli ve rıza formu her iki eş tarafından imzalanmalıdır. Vazektomi çok küçük bir ameliyattır. Hayaları örten deri uyuşturularak, ön yüzünde küçük bir delik açılır. Buradan tohum kanalları bulunarak bağlanır ve kesilir. İşlem 10-15 dakika sürer. Deride hiç iz kalmaz. Bu uygulama için hastanede yatmaya gerek yoktur, kişi hemen evine veya işine dönebilir. İşlem yapıldıktan sonraki ilk 20 boşalma süresince (yaklaşık 2 ay) ek bir yöntemle korunulmalıdır. Çünkü tohum kanallarında kalan erkek tohum hücreleri gebeliğe neden olabilir. Yirmi boşalmadan sonra mümkünse vazektomi uygulanan klinikte erkek tohum hücresi sayımı yaptırmak gerekir.

Dikkat!

Vazektomi olanlarda; işlem yerinde şiddetli ağrı, kızarıklık, ateş ve hassasiyet olursa, erkeğin eşinde adet gecikmesi olursa derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

hsgm topukkani3

Bebeğimden Neden Topuk Kanı Örneği Alınıyor?

Doğan her bebeğin Fenilketonüri, Konjenital Hipotiroidi, Kistik Fibrozis, Biyotinidaz Eksikliği, Konjenital Adrenal Hiperplazisi yönünden taranması önemlidir. Ayrıca alınan aynı kan ile 09 Mayıs 2022 tarihi itibariyle Spinal Müsküler Atrofi (SMA) taraması da yapılmaktadır. Yapılan bu taramalar sayesinde, bu hastalıklar nedeniyle oluşabilecek, geri dönüşümü olmayan hasarlar engellenebilmekte veya etkileri azaltılabilmektedir. Bebeğinizde bu hastalıkların olup olmadığının araştırılması için topuk kanı örneğinin alınması gerekmektedir. 

Bakanlığımız, topuk kanı taramasına eklenebilecek ve çocuklarımızın hayatını olumlu yönde etkileyecek başka hastalıkların tarama programına dahil edilmesi için bilim kurulları ile çalışmalar yürütmektedir. 

Bebeğimden Alınan Topuk Kanı Sonucunu Nasıl Öğrenebilirim?

Topuk kanı sonuçları ile ilgili size geri dönülmüyorsa, bebeğinizin tarama testlerinde herhangi bir sorun saptanmamıştır. Sadece laboratuvar sonucuna göre tekrar topuk kanı örneği alınması gereken ya da sevk edilmesi gereken bebeklerin ailelerine ulaşılmakta ve kendilerine bilgi verilmektedir. Size ulaşılabilmesi için, ikamet adresinizi ve telefon bilgilerinizi doğru beyan etmeniz büyük önem taşımaktadır. 

Kan Örneği Bebeğimden Neden Tekrar Alınıyor?

Hastaneden taburcu olmadan önce alınan kan örneğinde ortaya çıkmamış olan hastalık belirtilerinin saptanabilmesi için, doğumdan sonra ilk hafta içinde aile hekiminizce (ya da doğum yaptığınız hastanede) ikinci bir kan örneğinin alınması gerekmektedir. Ayrıca bebeğinizden uygun zamanda ve yeterli miktarlarda kan alınmadıysa ya da bebeğin sonuçlarından herhangi birinin yüksek olması durumunda sonucu doğrulamak için tekrar kan örneğinin alınması istenebilir.

Konjenital Hipotiroidi (KHT) nedir?

Konjenital Hipotiroidi, tiroid hormonunun eksikliğiyle ortaya çıkan doğumsal bir hastalıktır. Akraba evlilikleri, bu hastalığın görülme sıklığını artırır.

Konjenital Hipotiroidi (KHT) Belirtileri Nelerdir?

Yenidoğan döneminde belirti ve bulgular vakaların çoğunda çarpıcı değildir. Topuk kanı örneğinde ölçülen veya kanda bakılan tiroid hormonlarının değerine göre tanı konulur. Tedavi edilmeyen vakalarda ciddi zekâ geriliği ve asimetrik cücelik ortaya çıkar. Erken teşhis edilmez ise kalıcı zekâ geriliği kaçınılmazdır. 

Konjenital Hipotiroidi (KHT) Tedavisi Nedir?

Hastalığın tanısı için pediatrik endokrinoloji kliniklerine yönlendirilirsiniz. Erken tanı konan çocuklarda tedavi oldukça kolay, ucuz ve etkindir. Piyasada tiroid hormonu içeren farklı ilaçlar mevcut olup, tedavi maliyeti kullanılan ilaca ve doza hsgm topukkani1göre değişmekle birlikte çok düşüktür.

Fenilketonüri (FKU) Nedir?

Fenilketonüri kalıtsal metabolik bir hastalıktır. Hastalık genler aracılığı ile anne ve babadan bebeğe aktarılır. Hastalıkta bir protein yapıtaşı olan fenilalanin, vücutta kullanılamaz, kanda birikir ve geri dönüşümsüz beyin hasarı yaratır. Akraba evlilikleri, bu hastalığın görülme sıklığını artırır. 

Fenilketonüri (FKU) Belirtileri Nelerdir?

Hastalık erken teşhis edilmezse, bebeklerde ağır zihinsel gerilik, havale ve nöbetler, agresif ya da otistik davranış bozuklukları, dermatit şeklindeki cilt lezyonları görülebilir. Vakaların %60’ında anne babaya göre açık saç-göz-ten rengi vardır.

Fenilketonüri (FKU) Tedavisi Nedir?

Hastalığın tanısı için bir üst merkeze yönlendirilirsiniz. Bu merkezlerin listesine ulaşmak için tıklayınız. Hastalığın tanısının ardından çocuklar uygun diyetle sağlıklı bir hayat sürebilmektedir. 

Biyotinidaz Eksikliği (BE) Nedir?

Biyotinidaz adlı enzimin doğuştan eksikliği sonucunda biyotin isimli vitaminin vücut tarafından işlenmesinde ve kullanılmasında bozuklukların ortaya çıkmasıdır. Hastalık genler aracılığı ile anne ve babadan bebeğe aktarılır. Akraba evlilikleri, bu hastalığın görülme sıklığını artırır.

Biyotinidaz Eksikliği (BE) Belirtileri Nedir?

Vücuttaki asit-baz oranı dengesizliği sonucu oluşan rahatsızlıklar, kısmi saç dökülmesi gibi cilt sorunları, işitme ve görme kaybı, havale ve nörolojik belirtiler gibi değişik klinik ve laboratuvar bulgularının görüldüğü bir hastalık tablosuna yol açar.

 hsgm biyotinaz eksikligi

Biyotinidaz Eksikliği (BE) Tedavisi Nedir?

Biyotinidaz Eksikliğinde erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Tanı ve tedavi sürecindeki gecikmeler, nörolojik bozukluklara ve ölüme neden olabilir. Hastalığın tanısı için bir üst merkeze yönlendirilirsiniz. Bu merkezlerin listesine ulaşmak için tıklayınız. Tedavisi ise, biyotin isimli vitaminin bebeğe ağız yoluyla verilmesi ile gerçekleşir.

Kistik Fibrozis (KF) Nedir?

Tüm sistemlerdeki dış salgı bezlerini etkileyen, salgı yapan hücrelerin salgılarını koyu, yapışkan hale getiren, yaygın bir kalıtsal hastalıktır. Hastalık genler aracılığı ile anne ve babadan bebeğe aktarılır. Akraba evlilikleri, bu hastalığın görülme sıklığını artırır. 

Kistik Fibrozis (KF) Belirtileri Nedir?

Vücutta salgı yapan birçok sistemde bozukluk görülebilir. En sık akciğerler ve sindirim sistemi etkilenir. Bu anormal özellikteki salgılar havayollarında birikerek mikropların yerleşmesine, tekrarlayan ve giderek kötüleşen akciğer enfeksiyonlarına ve ilerleyici akciğer hasarına neden olur. 

Kistik Fibrozis (KF) Tedavisi Nedir?

Hastalığın tanısı için kistik fibrozisli hastaları takip eden bir merkeze yönlendirilirsiniz. Bu merkezlerin listesine ulaşmak için tıklayın. Kistik Fibrozis taraması ile aileye erken dönemde genetik danışmanlık vermek ve erken tanı ile hastalığın seyrini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini artırmak amaçlanmaktadır. Destek tedavi ömür boyu devam etmelidir. Kistik Fibrozis Hastalarını İzleyen Merkezler için tıklayınız

Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) Nedir?

Konjenital adrenal hiperplazi (KAH) böbrek üstü bezlerinin yaşam için gerekli olan kortizol (ve bazen de vücudun tuz dengesini ayarlayan hormonu: aldosteron) yeterli yapamadığı ve aşırı erkeklik hormonu ürettiği bir hastalıktır. Kortizol ve aldosteron hormonları vücudun strese karşı savaşmasında, tuz dengesinin sağlanmasında elzemdir. Bu hormonların yapımı böbrek üstü bezinde bazı enzimlerin yardımı ile olur. Enzimlerden birinin eksikliğinde bu hormonlar yapılamaz. Bebek daha anne karnında iken de bu hormonların eksikliği ortaya çıkar, bunların yerine erkeklik hormonlarının yapımı artar. Kız bebekler aşırı erkeklik hormonuna maruz kaldıkları için dış cinsel organları erkeksi, fakat iç cinsel organları (rahim ve yumurtalıklar) normal gelişir. Erkek bebekler doğumda normal görünümdedir. 

Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) Belirtileri Nedir?

Hormon eksikliği olan bebeklerin hayatın 1. haftasından sonra kilo alamama, emme zayıflığı ve kusma yakınmaları başlar. Tuz ve su kaybı, kan şekeri düşüklüğü yaşamı tehdit eder ve tedavi edilemezse bebeğin yaşamı tehlikeye girebilir. 

Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) Tedavisi Nedir?

Hastalığın erken tanınması çok önemlidir. Tanı konur ve erkenden tedaviye başlanırsa adrenal krizden yaşam kaybı önlenebilir. Kızların dış cinsel yapılarındaki bozukluklar düzeltilebilir. Hormon takviyesi ile çocuklar sağlıklı yaşam sürer ve yaşıtlarının yaptığı her aktiviteyi (okul, spor, gezi vs.) yapabilirler. Kız bebeklerin dış cinsel yapısını düzeltmek için ameliyat gerekebilir.

Spinal Müsküler Atrofi (SMA) Nedir?

SMA kalıtsal, ilerleyici bir alt motor nöron hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde, spinal kordda (omurilik), vücudumuzun kas hareketlerini kontrol eden motor nöronların etkilenmesi sonucunda kuvvetsizlik, beslenme ve solunum problemleri ortaya çıkar. İlerleyen dönemlerde değişen derecelerde eklem hareketlerinde kısıtlılık, omurgada şekil bozuklukları, beslenme ve solunum problemleri klinik tabloya eşlik edebilir. Toplumda ortalama her 50 bireyden birisi SMA hastalığı açısından taşıyıcıdır. Baba ve annenin hastalığı taşıdığı bir durumda, her gebelikte hastalığın ortaya çıkma ihtimali %25’tir. Akraba evliliği hastalığın görülme sıklığını arttırmakla birlikte, toplumda taşıyıcılık oranı yüksek olduğundan, akraba olmayan bireylerin bebekleri de bu hastalıkla doğabilir. 

Spinal Müsküler Atrofi (SMA) Tedavisi Nedir?

SMA hastalığı ile doğan bir bebeğin, en erken dönemde, bebek henüz hastalık belirti ve bulgularını göstermeden tedavi edilmesi çok önemlidir. Son yıllarda gelişen tedavi seçenekleri ile SMA hastalığının doğal gidişi değişmiş olmakla birlikte, yapılan tüm çalışmalar, tanı alan hastaların uzun dönem takip ve tedavilerinin gerekliliğine, tedaviye verilen yanıtın ise bireysel farklılıklar gösterdiğine işaret etmektedir. Tedaviye verilen cevabı; bebek için uygun tedavinin, olası en erken dönemde başlanması belirler. Bu süreç ve uzun dönem izlem, aile ve hekimlerin iş birliği ve uyum içinde çalışmasını gerektirir.

Spinal Müsküler Atrofi (SMA) Tanısı Konulduğunu Nasıl Öğrenebilirim? Tanı Sonrası Ne Olacak?

Bebeğinizden alınan kan örneği tarama laboratuvarı tarafından çalışılarak, sonucu pozitif bulunmuş ise; öncelikle aile hekiminiz sizinle irtibata geçip birimine davet ederek, gerekli bilgilendirmeyi yapacak ve bilgilendirme beyanını hazırlayacaktır. Bebeğinizin ivedilikle ilgili merkezlerden birine yönlendirilmesi gerektiğinden, bu merkezlerden randevu İl Sağlık Müdürlüğünce alınacaktır. Pediatrik Nöroloji Polikliniği randevusu için İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri sizinle irtibat kurarak gerekli planlama ve işlemler yapılacaktır. Sevk Merkezleri için tıklayınız.

Nedir?

Erkekler tarafından kullanılan, bir çeşit kauçuktan yapılmış, çok ince ve esnek bir kılıftır.

Nasıl Korur?

Cinsel ilişki sırasında erkekten atılan meni içerisindeki erkek tohum hücrelerinin kadının haznesine dökülmesini engelleyerek gebelikten korur.

Olumlu Yönleri Nelerdir?

Doğru kullanıldığında %97 etkilidir. Eşleri cinsel yolla bulaşan hastalıklardan (AIDS, frengi, bel soğukluğu gibi) korur. Erkeklerin aile planlamasına katılımını sağlar. Kullanmak için muayeneye gerek olmayıp, reçetesiz olarak eczane ve büyük alışveriş merkezlerinden kolayca satın alınabilir. Sağlığa hiçbir zararı yoktur, her yaştaki erkekler kullanabilirler.

Olumsuz Yönleri Nelerdir?

Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratabilir. Bazı erkeklerde ereksiyonu güçleştirebilir. Her cinsel ilişkide yeni bir kondom kullanılması gerekir. Yeterli miktarda kondom bulundurulması önceden planlanmalıdır. 

Kimler İçin Uygundur?

Korunmak isteyen her yaştaki erkekler, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak isteyenler, başka yöntemleri kullanamayanlar, seyrek cinsel ilişkide bulunanlar, vazektomi sonrası geçici olarak korunması gerekenler

Kimler İçin Uygun Değildir?

Kauçuğa alerjisi olanlar

Nasıl Kullanılır?

Kondom kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Kondom, sertleşmiş erkeklik organına, kadının haznesine HİÇ temas etmeden önce takılır. Çünkü boşalmadan önceki salgıda aktif erkek tohum hücresi bulunabilir, kondomun ucunda meninin dolacağı rezervuarın, başparmak ve işaret parmağı arasında sıkıştırılarak havası alınmalıdır.  Kondom bir kere kullanıldıktan sonra atılmalıdır. Kondomu kayganlaştırmak için, herhangi bir yağ, yağlı madde veya vazelin kullanılmamalıdır. Kondom serin ve karanlık bir yerde saklanmalıdır. Sıcak yerde saklanan kondomlar bozulabilir ve kullanım sırasında spermleri sızdırabilir. Kondomun ambalajı kullanılacağı zaman açılmalıdır. Her cinsel ilişkide YENİ bir kondom kullanılmalıdır.

Dikkat!

Kondomu kullandıktan sonra delik olup olmadığı, kontrol edilmelidir. Yırtık veya sızıntı olduğu fark edilirse, acil önlem alınması için en geç 72 saat içinde bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

hsgm resim 8

Gelişimsel Kalça Displazisi Nedir?

Gelişimsel Kalça Dizplazisi (GKD), halk arasında doğuştan kalça çıkığı olarak bilinen bir hastalıktır. GKD, her zaman doğuştan kaynaklanan bir nedenle gerçekleşmez. Bu nedenle, Gelişimsel Kalça Displazisi olarak tanımlanır. Tanısı, fizik muayene ve radyolojik muayene (ultrasonografi) ile konmaktadır.

Gelişimsel Kalça Displazisi İçin Risk Faktörleri Nelerdir?

  • GKD kız çocuklarında, erkek çocuklarına oranla daha fazla görülmektedir. 
  • GKD’li 1. ve 2. derece akrabalar 
  • İlk doğan kız bebek olmak
  • Çoğul gebelik 
  • Amniyon Sıvısı Anormallikleri (sıvı azlığı) 
  • Makat geliş
  • Eşlik eden ortopedik sorunlar 

 

Gelişimsel Kalça Displazisi Taraması Neden Önemlidir?

Erken tanı konulduğunda cerrahi girişimlere gerek kalmaksızın basit müdahalelerle tedavi edilebilmektedir. Erken tanı ve uygun tedavi ile, tedavi başarısı artar, tedavi kolaylaşır, kalıcı sakatlıklar önlenir. 

Gelişimsel Kalça Displazisi Taraması Kimlere Yapılır? 

Yenidoğan her bebek, GKD açısından taranmalıdır.   

Gelişimsel Kalça Displazisi Taraması Ne Zaman Yapılır? 

Doğumdan sonra hastaneden taburcu olmadan bebeğin ilk muayenesinde hekim tarafından değerlendirilir. İlk muayenede her hangi bir sorun saptanmadıysa bebek 3-4 haftalık olduğunda, Aile Hekimine götürülmelidir. Aile Hekiminin değerlendirmesi doğrultusunda gerekirse ortopedi muayenesi ve kalça ultrasonu için hastaneye gidilmesi gerekebilir. 

Gelişimsel Kalça Displazisi Taraması İçin Ücret Ödemeli Miyim? 

Aile hekimlerinde yaptıracağınız tarama ücretsiz yapılmaktadır.




hsgm resim 4Ülkemizde doğurganlık çağındaki ve gebe kadınlarda yaygın bir D vitamini eksikliği sorunu olduğu, bunun süt verme döneminde de sürdüğü, bu durumun hem anne hem de bebekler için riskler yarattığı bilinmektedir.

Bu program sayesinde toplumda D vitamin kullanım bilinci güçlenecek, gebe ve fetus sağlığı korunacak ve yenidoğan dönemi başta olmak üzere bebeklik döneminde D vitamin eksikliğinin önlenmesi programı güçlendirilecektir.

Ülkemizde Sağlık Bakanlığının 2011/34 sayılı genelgesiyle D vitamini Destek Programı Uygulaması başlamıştır. Bu programda bütün gebelere ilk 3 aydan sonra günde 1200 IU (Günde 9 damla) D vitamininin ağızdan verilmesi ve bu uygulamanın emzirme süresince devam etmesi ve doğum sonrası en az ilk 6 ay sürdürülmesi planlanmıştır. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için gebeliğinizde sizi takip eden sağlık personeliyle lütfen iletişime geçiniz.

hsgm alt degistirmeBebeğin altını değiştirmeden önce tüm malzemeler hazırlanmalı, ortam ısısı mümkünse birkaç derece artırılmalı ve işlem kısa sürede tamamlanmalıdır. 

Bebeğinizin altını değiştirmeden önce ve sonra ellerinizi yıkayın. Bebeğin altını suyla temizleyin.  Yıkama şansınız yoksa alkol içermeyen, su emdirilmiş mendilleri kullanabilirsiniz, kesinlikle pudra kullanmayın.

Bebeğiniz pişik olduysa! 

Anne sütü ile beslenen bebekler daha az pişik olur. Pişik olduysa;

  • Altının kuru kalması için bezini sık değiştirin ve sıkı bağlamayın.
  • Altını değiştirirken su ile yıkadıktan veya sildikten sonra yumuşak bir biçimde kurulayın.
  • Ayrıca doktorunuzun uygun göreceği bir krem kullanabilirsiniz.
  • hsgm resim 1Anneye gebelik öncesi ve doğum öncesi bakım verilmesi,
  • Anne ve bebeğe doğum sonrası bakım verilmesi,
  • İstenmeyen ve riskli gebeliklerin önlenmesi,
  • Gebelik, doğum ve doğum sonrası karşılaşılabilecek tehlikeli durumların önlenmesi ve Anne ve bebek ölümlerinin ve karşılaşılabilecek tehlikelerin azaltılmasına yönelik bütüncül bir yaklaşımdır.

"Lohusalık gebelik ve doğum kadar önemli bir süreçtir."

hsgm uykuBebeklerin Gün İçinde Uyku Süreleri Nasıldır?

Sağlıklı yeni doğan bebekler günde 15-18 saat uyurlar bunun 6 saat kadarı gündüz uykusudur. Prematürelerin uyku süreleri miadında bebeklere göre daha kısa ve uyku uyanıklık mekanizmaları daha düzensizdir.

Yenidoğan sonrası dönemde uyku özellikle gündüzleri gittikçe azalarak 6 ay dolaylarında günde 12-14 saate iner bunun ancak 2-3 saatini gündüz uyurlar. Bebekler ilk 4 aydan sonra beslenmek için geceleri hiç uyanmayabilecekleri gibi 1-2 kez meme emmek için uyanabilir ancak kısa sürede uykuya dalarlar.

Anne sütü alan bebekler diğer besinleri alan bebeklere göre daha sık uyanabilirler. Bazı bebekler uyansalar bile kendi kendilerini yatıştırıp yeniden uykuya dalabilirler. Uykuya dönmede böyle kendi iç mekanizmalarını kullanma yeteneği genellikle 3-4 aylıkken gelişir Erken çocuklukta uyku süreleri genellikle 4-5 saattir,  6 aylık bebeklerin gece uykuları 8-10 saat bile olabilir. Buna ek olarak sabahla öğlen arasında ve öğleden sonra yaklaşık birer saatlik uykular uyurlar.

İlk yıl boyunca geceleri daha uzun uyuma alışkanlığı kazanıldıktan sonra 9-11 aylar arasında yeniden bir uyanıklık dönemi yaşanabilir.

15 aydan sonra genellikle bir saatlik bir öğlen uykusu yeterli olur, 4 yaştan sonra da gündüz uyumazlar. 6-12 aylık bebeklerin % 25-50’sinde gece uyanmaları görülür.

hsgm uyku3Bebeklerde Uyku Düzensizliği Neden Olur?

Genellikle neden, ana baba ve bebeğin gün içinde aşırı yorgunluğu, stres yaratan durumlar, ailenin bebeği uyutma alışkanlıkları, ana babaların bebeğin uykusu sırasındaki kısa uyanıklık sürelerini yanlış algılamaları, gece sık beslemeler ve uzun süreli ilgidir. Yolculuk ve hastalık gibi geçici değişiklikler daha önceki uyku düzenini bozabilir.

Daha önce uykuları düzenli olan bir bebekte uyku sorunları ortaya çıkmışsa önce hastalıktan olup olmadığını ayırt etmek gerekir; burun tıkanıklığı, idrar yolu enfeksiyonu, böbrek taşları, demir eksikliğine bağlı kansızlık, barsak parazitleri, inek sütü alerjisi, diş çıkarma gibi durumlar uyku düzensizliğine neden olabilir.

Daha önce uykuları düzenli olan bir bebekte uyku sorunları ortaya çıkmışsa doktorunuza danışın.

Bebeği Nasıl Uyutmalı?

  • Bebeklerin ilk 6 ay aile ile aynı odada, daha sonra kendi odasında ve kendi yatağında yatmalı
  • Bebekleri uyuturken oda loş bir ışıkla aydınlatılmalı
  • Sevilen bir battaniye, örtü ya da yumuşak bir oyuncak gibi geçiş nesneleri kullanılmalı
  • Bebek, farklı yerlerde uyutmak yerine hep aynı yatakta uyutulmalı (Son aklında kalan görüntüler yatağı ve oradaki sürekli duran oyuncak, örtüleri, vb. gibi yatağa ilişkin görüntüler olmalıdır)
  • Uykusu gelmiş bebek yatağına konulmalı ve ee..ee, piş piş vb. gibi uyku sesleri çıkararak uykuya geçmesi sağlanmalı
  • Uyku pozisyonu bebeğin rahat uykuya dalabildiği ve uyumayı sürdürebildiği biçimde olmalı (sırtüstü yatmalı)

hsgm uyku2Bebeklerde Uyku Bozukluğu Nasıl Düzelir?

-Uykusu bozulmuş bebekte hastalık etkense tedavi edilmelidir.

-Bebekte buna yol açacak bir hastalık yoksa;

  • Bebeğin gündüz uyku süresinin ardışık 3-4 saatle kısıtlanması
  • Her defasında bebeğin kendi karyolasında uyutulması
  • Karyolaya koyma zamanında bebeğin uyanık ama uykulu olması
  • Yatağına onu sakinleştirici bir uyku nesnesi (oyuncak, sevdiği battaniye) konması
  • Bebek ses çıkarır çıkarmaz koşmayıp uykuya yeniden dalma fırsatı verilmesi
  • Bebek iyice uyanır yanına gitmek gerekirse kucağa alıp yataktan çıkarılmaması
  • Onu yatakta tutup uyuturken yapılan alışıldık davranışların yinelenmesi
  • Gece beslenme miktarı ve süresinin yavaş yavaş azaltılması
  • Huzursuz bebeğin yatağından tümüyle çıkartarak gezdirilmemesi
  • Hastalık sırasındaki düzen bozulmalarının sürüp gitmesine izin verilmemesi yardımcı olacaktır.

hsgm resim 1065 yaşından ileri yaştaki kişiler, enfeksiyon hastalıklarına karşı çocuklar/bebekler kadar duyarlıdır. Yaşlılar grip olduklarında hastalığı daha ağır geçirebilirler. Sinüzit, orta kulak iltihabı ve çok basit bir mikroorganizma sonucunda grip bir anda zatürre hastalığına dönüşebilir ve hayati risk taşıyabilir.

65 yaşın üzerindeki bireylerde hipertansiyon, astım, KOAH, diyabet hastalıkları da sık görülmektedir. Astım veya KOAH teşhisi olan yaşlılarda grip geçirilmesi hastalıklarda alevlenmelere neden olabilir.

Hipertansiyon veya diyabet tedavisi alan yaşlı bireylerde griple birlikte kan basıncında veya kan şekerinde ani yükselmeler gözlemlenir. Böbrek hastalığı olan yaşlılarda hastalık seyri kötüleşebilir.

Tüm bu hastalıklar nedeniyle yaşlı birey hastaneye yatmak zorunda kalabilir.

65 yaşın üzerindeki bireylerimizi aşısı olan enfeksiyon hastalıklarından korunmak için en önemli korunma yöntemi aşılamadır.

65 yaşın üzerindeki bireylerin aşısını yaptırması gereken en önemli hastalık zatürredir. 5 yılda bir, bazı zatürre aşıları ise daha uzun süre aralıklarla yapılmaktadır.

65 yaşından ileri yaştaki herkesin, senede bir kere, kış gelmeden ideal olarak ekim-mart aylarında grip aşısını yaptırması gerekir.

               Erişkin dönemde;

  • 65 yaş ve üzeri kişiler
  • Kronik böbrek yetmezligi olanlar
  • Kalp - damar sistemi rahatsızlığı olanlar,
  • Şeker hastalığı olanlar,
  • Astım veya KOAH olanlar,
  • 6 ay - 18 yas arasında olup uzun süre aspirin kullanması gerekenler
  • Hamilelerin

enfeksiyondan korunmak amacıyla uygun aşıları yaptırmalarını öneriyoruz.

AŞILANIN, MUTLULUĞUNUZU SÜRDÜRÜN!

 

hsgm kundaklamaKundaklama işlemi ile bebeklerin kalça eklemine verilen pozisyon kalça çıkıklığı oluşma riskini arttırır. Isı kontrolü ve uyku süresini arttırmak için kundaklama yapmak istiyorsanız kalça ve dizlerin bükülmesine izin verecek şekilde örtüyü gevşek sarmalısınız ve bebeğin ayakları serbest şekilde hareket edebilmelidir.

hsgm resim 9

Yaşlılık Döneminde Ev Kazalarının Önlenmesi

Yaşlanmayla birlikte vücutta meydana gelen değişimler yaşlının yaşama ve çevre koşullarına uyumunu azaltmaktadır. Yaşlılık dönemine uyum sağlamadaki bedensel ve ruhsal kısıtlılıklar düşme riski, kazalar ve bunlara bağlı sakatlık ve ölüm oranını artırmaktadır. Bu nedenle yaşlının ortama değil, çevre ve yaşama koşullarının yaşlıya uyarlanarak, yaşlıların yaşam kalitesinin artırılması planlanmalıdır.

Yaşlılık döneminde, yaralanmaların çoğunluğunun evde meydana geldiği; kazaların oluş nedenleri incelendiğinde ise büyük kısmının, bilgisizlik, tedbirsizlik, ihmal gibi önlenebilir insan hatalarından meydana geldiği görülmüştür. Oysa evde yapılacak küçük düzenlemeler ve destekler ile kazalar ve bunlara bağlı yaralanmaların önemli ölçüde azaltılacağı bilinmelidir.

Yaşlı güvenliğinde en önemli koruyucu uygulamalardan biri yaşa bağlı olarak ortaya çıkan fizyolojik yetersizlikleri gidermeye yönelik yardımcı araçların (işitme cihazı, gözlük, baston vb.) sağlanmasıdır. Gözlüklerin camları çizik, kırık olmamalı, temiz olmalı ve çerçevesinin burun üzerine, sapının kulak arkasına tam oturması sağlanmalıdır. Üçayaklı baston ve yürüteç gibi kullanılacak destekler; vücut ağırlığının bir kısmını alır, yer ile temas yüzeyini genişletir ve dengenin sağlanmasında, düşmelerin önlenmesinde çok yararlıdır.

Yaşlı ve birlikte yaşadığı bireyler yaşanan ortamda, düşmeye neden olacak ne kadar risk faktörü olduğunun farkında olmayabilir. Yaşlıların bu konuda farkındalığının sağlanması amacıyla güvenlik listeleri hazırlanabilir.  Güvenlik listesi evin bir köşesine asılarak yaşlının ve çevresindekilerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve belli aralıklarla gözden geçirilmesi sağlanmalıdır. Böylece birçok kaza nedeninin önceden belirlenmesi ve giderilmesine yardımcı olunabilir.

Güvenlik Listesi

  • Acil telefon numaraları (ambulans, itfaiye, yakın akraba/komşu vb.) her telefona yapıştırılmalıdır.
  • Rakamları kolayca seçilen telefonlar tercih edilmelidir.
  • Mümkünse telefonlar her odaya yerleştirilmelidir. Düşme durumunda yerden uzanabilecek mesafede olmalıdır.
  • Kapı kolları içerden kolay açılmalı güvenlik açısından dışardan kolay açılmaya izin vermeyecek şekilde olmalıdır.
  • İlaçlar güvenli, direkt ışık almayan serin yerlerde ve kendi kutularında tutulmalıdır.
  • Yanlış ilaç kullanımının engellenmesi amacıyla ilaç kutularının üzerine çeşitli uyarıcılar yazılmalıdır.
  • Zemine kayabilecek özellikte olan halı, kilim vb. serilmemelidir.
  • Halı, kilim kenarları takılıp, düşmeye ve kaymaya yol açabilecek biçimde veya kıvrılmış durumda olmamalıdır.
  • Elektrik, telefon ya da her türlü kablo açıkta ve takılmaya, düşmeye yol açabilecek biçimde bırakılmamalıdır.
  • Yangın riskine neden olabilecek elektrik kablolarının üzerine aşınma ve zedelenmeye yol açacak eşya konmamalıdır.
  • Elektrik fiş ve prizleri (topraklı) geceleri acil durumlarda kolayca görünebilecek özellikte (ışınımlı, ışıklı, fosforlu vb.) olmalıdır.
  • Elektrik kabloları mutfak, banyo gibi su kullanılan alanlarda elektrik çarpmasını önleyici özellikte olmalıdır.
  • Mümkünse ev ya da çalışma alanlarında yangın alarmı kullanılmalıdır.
  • Ev zemini, özellikle ıslak alanlar kolayca kayabilecek materyalden yapılmamalı eğer ıslak alanlar kaymaz malzeme ile kaplanmalıdır.
  • Kullanılmayan, fazlalık ya da dağınıklık yapan eşyalar mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır. 
  • Ayak tabanı kaydırmaz terlik ya da ayakkabı giyilmelidir.
  • Yangın merdiveni ya da acil çıkış kapıları olmalıdır.

Yaşlılık döneminde olan bir aile veya kişinin konut ihtiyacı daha genç aile veya kişinin ihtiyacından farklılık göstermektedir. Bu amaçla merdiven, antre, mutfak, oturma odası, yatak odası ve  banyo-tuvalet gibi mekanlar  ile ilgili çözüm önerileri aşağıda sıralanmıştır.hsgm resim

Konut içi düzenlemeler;

  • Kapı genişlikleri en fazla 100cm, en az 80 cm olmalıdır. Bütün kapılar eşiksiz olmalıdır. Kapı üzerlerinde kavraması kolay tutma kolları bulunmalıdır. Apartman giriş sahanlıkları; yeteri kadar aydınlatılmış olmalıdır.
  • Posta kutusu,  kapı zili ve elektrik düzeneğine ilişkin her türlü düğme ve priz yerden en fazla 90-100cm yükseklikte olmalıdır. Karanlıkta görülecek fosforlu düğmeler tercih edilmelidir.

 Antre;

  • Mobilyalar, yaşlıların düşme ve çarpma riskini azaltmak için duvarlar boyunca ve alanın köşesine yerleştirilmelidir.
  • Yaşlı bireyin dinlenmesine olanak sağlamak amacıyla kapıya yakın olarak yerleştirilmiş bir oturma yeri bulunmalıdır.
  • Elbiselerini ve bastonu asmak için kolay ulaşılabilen farklı yükseklikli askılar olmalıdır.

Merdivenler;

  • Merdivenlerin başında ve sonunda elektrik düğmeleri olmalıdır. Mümkünse hareketli cisme duyarlı (sensörlü) lambalar kullanılmalıdır.
  • Basamaklar eşit aralıkta ve yükseklikte olmalı ve takılmaya neden oluşturacak çıkıntılar ve uygunsuz basamak uygulamaları (döner merdiven)  olmamalıdır.
  • Tutamaklar ve uzun merdivenlerde dinlenmek için sahanlık olmalıdır.
  • Merdivenlerin basamak yüksekliği 14cm, basamak uzunluğu ise 28-30cm’yi geçmemelidir.
  • Basamaklarda  kaymayan malzemeler kullanılmalıdır.
  • Görme derinliğinde algılama bozukluğuna yol açacak desenli döşemeler, halı ve kilimler kullanılmamalıdır.

Mutfak;

  • İyi aydınlatma ve havalandırma/baca olanağı bulunmalıdır.
  • Çalışma tezgahı yeterli yükseklikte ve uzunlukta olmalıdır.
  • Mutfak dolabının raf yüksekliği, alta bir şey koymadan uzanabilmek için, maksimum 150 cm’ olmalı, ideali 140 cm olmasıdır. Alt dolapların minimum raf yüksekliği 40 cm olmalıdır. Tekerlekli sandalye kullanan yaşlılar için tezgah altı sandalyenin girmesi için boş olmalıdır.
  • Masa ayakları düşme ve takılmaları engellemek için dışarıya çıkıntılı olmamalıdır. Masaların kenarları keskin olmamalıdır.
  • Kullanılan ocak, şofben gibi araçların düğmelerinin açık ve kapalı konumları belirgin olmalı, rahat görülebilmelidir.
  • Mutfakta kullanılan elektrikli araçların kabloları lavaboya veya ocağa yakın olmamalıdır. Ocak ve fırınların yakınında kolayca tutuşabilecek maddeler ve cisimler olmamalıdır.
  • Doğal gaz kullanılıyorsa alev ya da arıza anında otomatik gaz kesim sistemi olmalıdır.

Yatak Odası;

  • İyi aydınlatma ve havalandırma olanağı bulunmalıdır.
  • (Mümkünse) Yatak odası, banyo ve tuvalet birbirine yakın planlanmalıdır.
  • Sık kullanılan giysi ve eşyalar ulaşılabilecek yerlerde bulunmalı, bu eşyalara tabure/sandalye üzerine çıkmadan kolaylıkla ulaşılabilmelidir.
  • Giyinirken oturabilecek, kollukları olan sağlam bir sandalye bulundurulmalıdır.
  • Elbise dolaplarının kapaklarında,  kavraması kolay kulpların kullanılması ve kapakların açılmasıyla otomatik yanan lambalar tercih edilmelidir.
  • Yatak odası mobilyaları, yaşlının tekerlekli sandalye, koltuk değneği ya da bastonu ile rahatça dolaşabileceği şekilde düzenlenmelidir.
  • Yataktan kolay ulaşılan mesafede; yatak başı lamba, telefon, bardak, ilaçlar gibi önemli maddeleri koyabilecek küçük sabit masa/ komidin olmalıdır.

Oturma Odası;hsgm resim 7

  • Mobilyalar; mekan geniş, ferah olacak şekilde yerleştirilmelidir.
  • Mobilya döşemeleri kolay yanmayan, kaygan olmayan kumaşlardan yapılmalı, canlı renkler kullanılmalıdır.
  • Sandalye ve kanepeler sağlam ve güvenli olmalı, çok yüksek ya da çok derin olmamalı, kolaylıkla kalkılabilmelidir.
  • Elektrik kabloları yürünen alanlarda olmamalı, kenarlarda ve sabitlenmiş olmalıdır.
  • Sehpalar orta alanda durmamalı , koltuklar arasına yerleştirilmelidir.
  • Halılar kaygan, kenarı düşmeye neden olacak şekilde kalkık, kıvrık olmamalı, görme derinliğini yanıltacak karışık desenli olmamalıdır.

Banyo ve Tuvalet;hsgm resim 8

  • Tuvalet, duş, banyo küveti yakınında tutunma barları bulunmalıdır. Tutunma kolları duvarda yatay eksende iyi sabitlenmiş olmalıdır. Tutunma barlarının çapı 4- 5 cm olmalı ve zeminden 90- 100 cm yükseklikte yerleştirilmelidir.
  • Giriş ve çıkışlarda düşmelere neden olabileceğinden küvetten kaçınılmalıdır. Oturaklı duş sistemi tercih edilmelidir.
  • Armatürler kolay açılır kapanır özellikte olmalıdır.
  • Elektrikli aletler kullanılmadığı zaman fişleri prizden çıkarılmalıdır.
  • Banyoda havalandırma sistemi ve sıcak kaynağı (kazan/soba) güvenliği olmalıdır.
  • Banyo dolapları ve havalandırma sistemleri, ulaşılabilecek yükseklikte olmadır.
  • Banyo kapısı mekanı daraltmamak için dışarıya açılmalıdır.
  • Banyo zemini kaymaz, ışık ile parlamayan özellikli malzemeden yapılmalı ve döşemeler ıslak bırakılmamalıdır.
  • Kullanılan fayanslar kaymayan ve pas pas tutucu özellikte olmalıdır.
  • Zemin ile duvar rengi farklı renklere boyanmalıdır.
  • Kaymayan terlikler kullanılmalıdır.

 

EVİNİZDE ÖNLEMİNİZİ ALIN

GÜVENLİ YAŞLANIN!

hsgm bebek kiyafetiBebek giysileri, örtü ve battaniyelerinin yumuşak, pamuklu, tüy, toz çıkarmayan kumaşlardan olması önemlidir. Bebeğe kıyafet alınırken kolay giydirilip çıkarılabilmesine dikkat edilmelidir; yakası geniş, kolları bol, önden açılan ya da her iki bacağının yanlarından düğmeli ürünler kullanılabilir. Bebeğin cildini tahriş edecek nakış, etiket vb. varsa çıkarılmalı, üzerine çengelli iğne, nazar boncuğu gibi cisimler takılmamalıdır. Kurdele ya da bağları olan ürünler bebeğin boynuna dolanıp boğulmaya yol açabileceği için sakıncalıdır. Tüm giysiler giydirilmeden önce sabun veya sabun tozu ile ve bol suyla yıkanıp, ütülenmelidir.

Bebek mevsimine uygun, üşümeyecek ve terlemeyecek kalınlıktaki giysilerle, kollarını ve bacaklarını rahat hareket ettirebilecek şekilde giydirilmelidir. Bebeğe kundak yapılması veya kıyafetlerinin üzerinden olsa bile bacaklarının sıkı sarılması kalça çıkıklığına neden olabilir.

Prematüre bebeklerin vücut ısılarını koruyabilmeleri için kıyafetlerinin uygun boyutta olmasına ve vücutlarının her yerini sarmasına dikkat edilmelidir.

Yenidoğan döneminde annesinden bir kat fazla giyinmelidir. Bebeğin üşüyüp üşümediğinin kontrolü için el ve ayaklara bakılması yanıltıcı olabilir, bebeklerin dolaşım sistemi yeterince olgunlaşmadığından el ve ayaklar vücudun diğer yerlerinden daha soğuktur. Bebeğin hapşırması da üşüdüğünü göstermez. Ensesi ve giysilerin altında kalan bölgeler yeterince sıcak ve bebek de huzurlu ise ortam ısısı ve giysileri yeterli demektir. Bebeklere soğuk havada tek kat kalın bir giysi giydirilmesindense birkaç kat hafif giysi giydirilmesi daha koruyucudur. Terleyip isilik olan bebekleri daha az giydirmek gereklidir.

Bebek yürüyene dek ayakkabı gereksinimi yoktur ancak soğuktan korumak ya da giysisini tamamlamak için hafif ve hava geçirebilir özellikte (deri ya da bez ancak plastik değil) ve tabanları yumuşak patikler önerilebilir. Ayakkabı seçiminde dikkat edilmesi gerekenler şöyle özetlenebilir: Par­maklar arasında boşluk kalabilmesi için dört köşeli olmalı, ayağın doğal hareketlerine izin verebilmesi için tabanı esnek olmalı, iki-üç yaşlarında koşarken ayağından çıkmaması için bileğin üstüne kadar uzanmalı, ayağın hava almasına ve serbest hareketine olanak tanıması için delikli ve esnek üstü olan deri, bez ya da kanvas ayakkabılar seçilmeli, topuksuz ve düz tabanlı, tabanı lastik ya da tırtıklı kösele olmalı, topuğun arkası bükülmez arkalıklı olmalı, rahat olmalı, parmakla ayakkabının önüne basıldığında boşluk olmalı, arkasında da küçük parmak girecek kadar boşluk olmalı ama yürür­ken topuk çıkmamalıdır. Çocuğun ayağında kızarıklıklar ol­ması ayakkabının küçüldüğünü gösterir. Ayakkabı kadar içine giyilen çorap da önemlidir. Çorap hava almayı sağla­yan ve teri emen yapıda olmalıdır. Sıkı çoraplar ayağın geli­şimini engellerken çok büyük çoraplar da kıvrılıp çocuğu ra­hatsız edebilir.

hsgm resim 6Ağzında ağrı, kötü ve eksik dişleri olan, çiğneme veya yutma zorluğundan yakınan ve uyumsuz proteze sahip yaşlı bireylerde çiğneme fonksiyonu olumsuz olarak etkilenecek ve beslenme yetersizliği görülecektir. Bu nedenle yaşlılık döneminde;

  • Dişlerde ve ağız dokularında ağrı ve enfeksiyon
  • Ağız kuruluğu
  • Çiğneme bozuklukları
  • Dil hareketlerinde kısıtlanma
  • Ağız içi yara
  • Ağız açıklığında kısıtlanma
  • Diş etlerinde kanama
  • Diş çürükleri
  • Ağız dokuları ile uyumu bozulmuş ve ağrıya neden olan protezler 
  • Renk değiştirmiş, dişleri aşınmış, sık sık kırılan protezler gibi durumlarla karşılaştığınızda diş hekiminize danışınız.

Ağız sağlığınız ile ilgili öneriler;  

  • Her yemekten sonra dişlerinizi fırçalayınız.
  • Fırçanızı en az üç ayda bir değiştiriniz. thumb shutterstock 92524372
  • Fırçanız dişlerinizin arasını iyi temizleyemez. Bu yüzden, ara yüz temizliğini, diş ipi ve ara yüz fırçası ile yapınız. Benzer şekilde, kron ve köprü gibi sabit protezlerin temizliği sırasında, normal diş fırçasına ek olarak, ara yüz fırçası ve diş ipi kullanılabilir. Dişler fırçalandıktan sonra dil de fırçalanmalıdır, dilin temizliği için üretilmiş özel dil temizleyicileri de kullanılabilir. 
  • Size en uygun olan diş fırçasını, fırçalama yöntemini, diş ipini ve ağız gargarasını diş hekiminize sorunuz.
  • Öğün aralarında şekerli gıda tüketiminden kaçınınız. Eğer, şekerli gıda aldıysanız ve diş fırçalama olanağınız yoksa en azından ağzınızı suyla çalkalayınız.
  • Portakal ve limon gibi yüksek oranda asit içeren meyvelerin tüketiminden sonra dişlerin hemen fırçalanması yerine, ağzın su ile çok iyi çalkalanması gerekmektedir. Diş fırçalama işlemi bir süre sonra yapılmalıdır. Aksi takdirde, dişlerde aşınma ortaya çıkacaktır.
  • Ağız kuruluğunuz varsa, şekersiz sakızlar ve nemlendirici ajanlar sizi rahatlatabilir.
  • Ağız kuruluğu, ayrıca, protezlerin tutuculuğunu da olumsuz yönde etkiler, gün içinde bir kaç kez suyla gargara yaparak bu sorunu çözmek mümkündür.
  • Ağız hastalıklarının genel sağlığınızı etkileyebileceğini unutmayınız. Düzenli diş hekimi kontrollerini aksatmayınız.